Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/6563 K.2025/4123

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/6563 📋 K. 2025/4123 📅 22.04.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/6563 E.  ,  2025/4123 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/969 E., 2024/1006 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ: Sorgun 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2018/251 E., 2021/376 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı erkek vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki nedenine dayalı karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonunda, İlk Derece Mahkemesince davalı-karşı davacı erkeğin; eşine ayrılmak, boşanmak istediğini söylediği, evi bırakacaksın, seni evden atacağım, 4 yıldır beni yordun, senden kurtulmak, hayatıma devam etmek, evlenmek istiyorum dediği, yatağını ayırdığı, eşini darp edip rencide edici nitelikte görülen söz konusu sözleri sarf ederek, ayrı yaşamaya başladıktan sonraki süreçte ve dava sürecinde ortak çocuğu annesi ile görüştürme konusunda kolaylık sağlamayarak evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamadığı, eşine karşı saygılı davranmadığı, fiziksel, sözlü, sosyal ve psikolojik şiddet uyguladığı yönünden kusurların ispatlandığı, davacı-karşı davalı kadının ise; hastalığı sebebiyle kendi evlerinde kaldığı yaklaşık bir aylık dönem içerisinde eşinin babasının kullandığı birtakım eşyaları saklayıp, evin kapılarını sertçe çarparak, kayınbabasını evde istemediğini belirten tavır ve davranışlarda bulunmak suretiyle eşinin babasına karşı saygısız davranmakla ve bu konuda geçimsizlik yaratmakla evlilik birliğinin mutluluğunu sağlamak, eşine ve aile üyelerine karşı saygılı davranmak yükümlülüklerine aykırı hareket ettiği, buna göre; davalı-karşı davacı erkeğin boşanmada ağır kusurlu olduğu gerekçesi ile davaların kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ve fer'îlere hükmedilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi kadının tazminatların ve nafakaların miktarına ilişkin istinaf taleplerini kabul ederek İlk Derece Mahkemesinin kararını bu yönlerden kaldırmış ve yeni hüküm kurmuştur. Yapılan incelemede; yalnızca davalı-karşı davacı erkeğe yüklenen eşine karşı şiddet uyguladığı ve ayrı yaşamaya başladıktan sonraki süreçte müşterek çocuğu annesi ile görüştürme konusunda kolaylık sağlamadığı vakıalarının ispatlandığı, davacı-karşı davalı kadına İlk Derece Mahkemesince yüklenen kusurlu davranışlar yanında kadının da şiddet içeren davranışta bulunduğu, gerçekleşen kusurlu davranışlara göre tarafların eşit kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulmasını gerektirmiştir.
3.Yukarıda (2) numaralı paragrafta açıklandığı üzere, tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit derecede kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu maddî ve manevî tazminata hükmedilebilmesi için tazminat yükümlüsünün kusurlu, tazminat talep eden eşin ise kusursuz veya diğerine göre daha az kusurlu olması gerekir (TMK m.174). İlk Derece Mahkemesince erkeğin kadına nazaran ağır kusurlu olduğunun kabulü ve bu hatalı kusur belirlemesine göre kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
4.Velâyet düzenlemesi yapılırken göz önünde tutulması gereken temel ilke “çocuğun üstün yararı"dır. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre, kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Çocuğun üstün yararını belirlerken onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacının gözetilmesi gereklidir. Anne ve babanın yararları, boşanmadaki kusurları, ahlâki değer yargıları, sosyal konumları gibi durumları çocuğun üstün yararını etkilemediği ölçüde göz önünde tutulur. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 2 nci ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3 üncü ve 6 ncı maddeleri idrak çağındaki çocukların kendilerini ilgilendiren konularda görüşlerinin alınması ve görüşlerine gereken önemin verilmesini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine de karar verilmesi mümkündür. Velâyet düzenlemesi kamu düzenine ilişkin olup, re'sen araştırma ilkesi geçerlidir. Bu nedenle, yargılama sırasında meydana gelen gelişmelerin dahi göz önünde bulundurulması gerekir. Dosya kapsamından ortak çocuğun 2015 doğumlu olup idrak çağında olduğu anlaşılmıştır. Davacı-karşı davalı annenin Suriye vatandaşı olduğu, çocuğun idrak çağında olduğu, davalı karşı davacı babanın iddiaları birlikte değerlendirildiğinde, yaşı itibarıyla idrak çağında bulunan ortak çocuk hakkında anne ve babanın barınma ve yaşama koşulları araştırılarak, velâyet konusunda gerekli bilgilendirme yapıldıktan sonra çocuğun velayet konusunda görüşü alınarak, uzman heyetin düzenlediği sosyal inceleme raporu alınıp, tespit edildikten sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, velâyet hususunda bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının yukarıda (2.), (3.) ve (4.) numaralı paragraflarda gösterildiği üzere kusur belirlemesi, maddî ve manevî tazminatlar ile velâyet yönlerinden erkek yararına BOZULMASINA,
2.Yukarıda (1) paragrafta belirtildiği üzere erkek verilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.