Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/7745 K.2025/3761
2. Hukuk Dairesi 2024/7745 E. , 2025/3761 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/808 E., 2024/795 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/148 E., 2022/471 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, boşanma davasının kabulü, tebligat usulsüzlüğü, çocuklar için kabul edilen nafaka miktarları ve kadın için hükmedilen tedbir nafakası miktarı, kadın lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmemesi, aleyhe hükmedilen vekalet ücreti, yargılama gideri, lehe vekalet ücretine hükmedilmemesi, kişisel ilişki süreleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonrasında Mahkemece davalının süresinde cevap dilekçesi vermediği, bu doğrultuda dava dilekçesinde iddiaları inkar etmiş olduğu kabul edilerek inkar kapsamında değerlendirme yapıldığı belirtilerek evlilik birliğinin sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile açılan boşanma davasının kabulüne, tarafların boşanmalarına, kadının yoksulluk nafakası ve manevi tazminat istemi hakkında cevap dilekçesi süresinde olmadığından karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiş, verilen hüküm taraf vekilleri tarafından istinaf edilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince, davalı kadın adına tebliğe çıkan dava dilekçesi Tebligat Kanunu'nun 21nci maddesinin birinci fıkrası gereğince usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen, davalı süresi içinde cevap dilekçesi sunmadığından, İlk Derece Mahkemesince davalı tanığının dinlenmemesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından bahisle davacı erkeğin kişisel ilişkiye, davalı kadının iştirak nafakasına ilişkin istinaf başvurularının kabulüne karar verilmiş, tarafların sair istinaf talepleri ise esastan reddedilmiştir. Karar davalı kadın vekili tarafından yukarıda gösterildiği şekilde temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava dilekçesi davalıya, davacının dava dilekçesinde bildirdiği , davacı erkeğin de adresi olarak bildirilen '' ... Esenyurt/ İstanbul'' adresine tebliğe çıkartılmış, Tebligat Kanunu 21 inci maddenin birinci fıkrası uyarınca15.03.2021 tarihinde tebliğ edilmiştir. Ön inceleme duruşma gün ve saati de dava dilekçesinde davalının adresi olarak bildirilen kadının mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ edilmiştir. Muhatabın bilinen son adresi olarak gösterdiği adresin doğruluğu Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesinin 2 nci fıkrasına göre tebliği çıkaracak merciin denetimine tabidir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine tebligat yapılmasına imkan veren hüküm; bu adresin aynı davada "Hasım" olan diğer tarafın adresi olmaması halinde uygulanabilir. Zira Tebligat Kanunu'nun 39 ncu maddesine göre hasma tebligat yapılamaz. Aksi halde, aynı davada "Hasım” durumunda olan kişilerin yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddesinin ikinci fıkrasında gösterilen usule şeklen uygun da olsa bir tebligatın yapılmış olması (tebliğ muhatabı bu adresten ayrılmış olsa bile) yeterli kabul edilir ve bu durum, kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi sonucuna yol açar. Oysa usulüne uygun bir tebligatın amacı, kişiyi aleyhine açılan davadan haberdar etmek, dolayısıyla kendisini ilgilendiren yargılamadan tam olarak bilgi sahibi olmasını sağlamak, açıklamada bulunmak ve ispat hakkını kullanmasına imkan vermektir. Davalı kadın ön inceleme duruşmasında tebligattan haberinin olmadığını, bu sebeple süresinde cevap veremediğini beyan etmiş olup, yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırma tutanağında ve sunduğu vekaletnamede davalı kadının adresinin ''... Zara/Sivas'' olduğu anlaşılmaktadır. Bu hususlar da dikkate alındığında, Tebligat Kanunu'nun 21 nci maddesinin birinci fıkrasına göre dava dilekçesi tebligatını, aynı zamanda davacının da yerleşim yeri adresi olan adrese yapılması nedeniyle geçerli ve usulüne uygun saymak olanağı yoktur. O halde, mahkemece yapılacak iş; davalı vekili tarafından sunulan 02.06.2021 tarihli cevap dilekçesi süresinde kabul edilerek ve sunulan cevap dilekçesi içeriği dikkate alınarak, tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların tespiti (HMK m.140) ile usulüne uygun şekilde gösterilen deliller değerlendirilerek sonuca ulaşmaktan ibarettir. Açıklanan bu hususlara riayet edilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hukuki dinlenilme hakkının (HMK m.27) ihlali niteliğinde olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.