Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/6243 K.2025/3402
2. Hukuk Dairesi 2024/6243 E. , 2025/3402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/978 E., 2024/1005 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma- Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/316 E., 2024/227 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkeğin reddedilen tazminat talepleri, kadın lehine hükmedilen tedbir ve yoksulluk nafakası ve miktarı, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ve miktarı, iştirak nafakası esası ve miktarı, velâyet, kişisel ilişki hükmü yönünden, davalı- davacı kadın vekili tarafından erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, kadın ve çocuk lehine tesis edilen nafaka ve maddî-manevî tazminat miktarları yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi yönünden istinaf başvurusunda bulunulmamasına rağmen Bölge Adliye Mahkemesince kadına "sürekli boşanmak istediğini dile getirdiği" kusurunun eklenmesi doğru görülmediği ve çıkarılması gerektiğinin, ayrıca Bölge Adliye Mahkemesi tarafından erkeğe "alkol kullanma" kusurunun da yüklendiği görülmüş ise de sadece "alkol kullanmanın" kusur olarak yüklenmeyeceğinin ve alkol kullanmak suretiyle gerçekleşen bir kusurlu davranışın ispat edilemediğinin anlaşılması nedeniyle bu kusurun erkekten çıkarılmasının gerektiğinin, tarafların Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebebiyet veren olaylarda yine de erkeğin ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı-davacı kadın vekilinin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Boşanan eş yararına yoksuluk nafakasına hükmedilebilmesi için boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceğinin belirlenmesi gerekir. Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince tarafların belirlenen ekonomik ve sosyal durumları itibariyle davacı- davalı erkeğin mali müşavir yanında asgari ücretle çalıştığı, davalı-davacı kadının ise muhasebe elamını olduğu ancak evlilik sırasında çocuk doğduktan sonra çalışmadığı, halen sosyal güvenlik kaydı uyarınca part-time çalıştığının saptandığı, herhangi bir geliri ve malvarlığının bulunmayan, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği anlaşılan ve boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olmayan davalı- davacı kadın yararına 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 175 inci maddesi uyarınca yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiş ise de davalı-davacı kadın vekilinin beyanı ile sabit olduğu üzere kadının EYT kapsamında emekli maaşı aldığı ayrıca Solo Trans isimli firmada kısmi zamanlı olarak çalışmaya başladığı bu nedenle tarafların gelir durumlarının birbirlerine yakın olduğu anlaşılmıştır. Gerçekleşen bu durum karşısında, davacı kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesinde düzenlenen yoksulluk nafakası koşulları oluşmamıştır. Davalı davacı kadının yoksulluk nafakası talebinin reddi gerekirken, kabulü doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı-davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden davacı-davalı erkek yararına BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı kadın vekilinin tüm davacı-davalı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin ise 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden ...'a iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden ...'e yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.