Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/9839 K.2025/3415
2. Hukuk Dairesi 2024/9839 E. , 2025/3415 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1132 E., 2024/2159 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma - Tedbir Nafakası
İLK DERECE MAHKEMESİ: Osmaniye 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2022/760 E., 2024/220 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı erkek vekili tarafından maddî ve manevî tazminat miktarı ile kadın yararına hükmedilen tedbir nafakası yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, erkek yararına hükmedilen tazminatlar ile nafaka miktarı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gereği düşünüldü:
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen karar, davalı-davacı kadına 23.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiş; davalı-davacı kadın tarafından temyiz dilekçesi ise yasal süre geçirildikten sonra 07.11.2024 tarihinde verilmiştir. Bu durumda kadının temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı-davalı erkek vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı-davacı kadın vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE,
2.Davacı-davalı erkek vekilinin temyizinin incelenmesine gelince;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'a yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ...'e iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır (Tebligat Kanunu md.7/a-f.4, Elektronik Tebligat Yönetmeliği md. 9/6).
Bilindiği üzere bir takvim günü, gece saat 24.00'den (12.00 veya 00.00 olarak da adlandırılır) ertesi gece 24.00'e kadar olan saat dilimidir. Diğer bir anlatımla bir takvim günü, gece saat 00.00’dan (12 saatlik zaman dilimine göre ise gece 12.00’den) başlayıp ertesi gece 24.00’e kadardır. Ertesi gece saat 24.00'de (yani saat 00.00'da) diğer gün başlar. Birbirini izleyen günler arasında ara bir zamanın bulunmadığı, bir günün sona ermesiyle diğer günün başlayacağı da kuşkusuzdur.
Bu durumda, elektronik yolla yapılan bir tebligatın muhatabın adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılmasından, beşinci günün sona ermesi ve altıncı günden itibaren yasal sürenin başlayacağını anlamak gerekir. Aksi düşünce kabul edilirse, yasada “beşinci günün sonunda yapılmış sayılır” ibaresinde yer alan “sonunda” sözcüğünün hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Hem bir günün sonundan söz edip hem de o gün tebligatın yapılmış sayılacağı başlı başına bir çelişki oluşturur. Ayrıca, “muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün” hesaplanırken, tebligatın beşinci günde yapılmış kabul edilmesi hâlinde; tebligatın, beşinci günün “başında”, “ortasında”, “sonunda” yapılmış olmasının bir farkı da kalmaz. Oysa yasa koyucu burada, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresiyle; tebligatın okunmuş sayılması (tebligatın yapılmış sayılması) için tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihten sonra beş tam günün geçmesini amaçlamıştır. Diğer bir anlatımla, muhataba tebligatı okuması (tebellüğ etmiş sayılması) için, tebligatın elektronik adresine ulaştığı gün hariç beş tam gün verilmiştir. Yasa koyucu, tebligatın elektronik adrese ulaştığı günü izleyen beşinci günde tebligatın yapılmış sayılacağını amaçlasaydı, “izleyen beşinci günün sonunda” ibaresinin yerine “izleyen beşinci günde” tebligat yapılmış sayılır şeklinde düzenleme yapabilirdi. Dolayısıyla “beşinci günün sonunda” şeklindeki düzenlemeyi, elektronik yolla yapılan tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci gün bittikten sonra; yani, izleyen altıncı günde yapılmış sayılır şeklinde anlamak gerekir.
Eldeki temyiz başvurusunun yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava dosyasına göre Mahkeme kararının davalı-davacı vekilinin elektronik adresine 18.10.2024 tarihinde ulaştığı anlaşılmaktadır. Tebligat, davalı-davacı vekilinin elektronik adresine ulaştığı tarihi (18.10.2024 gününü) izleyen beşinci günün sonunda (beş tam gün sonra); yani, 23.10.2024 gününün bittiği (sona erdiği) ve 24.10.2024 gününün başladığı gece saat 00.00’da yapılmış sayılacaktır. 23.10.2024 tarihi Çarşamba gününe rastlamaktadır. Bu durumda, davalının iki haftalık istinaf süresi 07.11.2024 Perşembe günü tatil saatine kadar devam etmektedir (6100 sayılı Kanun md. 92/2, 361/1). Ayrıca, elektronik ortamda yapılan işlemlerde ise süre gün sonunda bitmektedir (6100 sayılı Kanun md. 445/4).
Davalı vekili, 07.11.2024 Perşembe günü (son gün) kararı temyiz ettiğine göre, davalının temyizi süresinde olup temyiz isteminin esas yönüyle incelenmesi gerekmektedir.
Bu sebeple değerli çoğunluğun kadının temyiz dilekçesinin süre yönünden reddi gerektiği yönündeki görüşüne katılmıyoruz.