Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/4117 K.2023/7599
1. Hukuk Dairesi 2022/4117 E. , 2023/7599 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/282 E., 2022/371 K.
HÜKÜM : Kabul / Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/482 E., 2021/395 K.
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Ordu ili, Mesudiye ilçesi, ..Mahallesi 366 ada 4 parsel sayılı taşınmazın 1/2 payının kadastro çalışmaları ile davalı adına tespit edildiğini, ancak taşınmazın tamamının mirasbırakanı ...’a ait olduğunu ileri sürerek davalı adına kayıtlı 1/2 payın iptali ile ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu taşınmazın iki kardeş olan davacının mirasbırakanı Sait ile kendi mirasbırakanı ...’ya ait olduğunu, kendisinin de ...’nın tek çocuğu olduğunu, iddianın haksız ve yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mesudiye Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.09.2021 tarihli ve 2019/482 Esas, 2021/395 Karar sayılı kararı ile; dava konusu taşınmazda ... ve mirasçıları adına olağanüstü zamanaşımı yoluyla ayni hak iktisabının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın davacının mirasbırakanı ... ve davalının mirasbırakanı ... ...’a ait olduğunu, davalının bir süre şehir dışında olduğunu, bu dönemde davalının rızası ile taşınmazı davacının mirasbırakanının kullandığını, tanıkların bu durumu tam olarak bilemeyebileceğini, sadece tanık beyanları esas alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, mahalli bilirkişilerin önceden tespit edilmediğini, davalı ile husumetli olduklarını, bu nedenle de objektif beyanlarda bulunmadıklarını, ayrıca davacının mirasbırakanı ...’ın mahalli bilirkişilerden ...’in amcası olduğunu, söz konusu taşınmazın kadimden beri davalının mirasbırakanı tarafından kullanıldığını, davacının kesintisiz zilyetliğinin ispat edilemediğini, ne ... ...’ın ne de davalının taşınmaz üzerindeki zilyetliği hiç bir zaman terk etmediklerini, keşfin usulüne uygun yapılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 24.03.2022 tarihli ve 2022/282 Esas, 2022/371 Karar sayılı kararıyla; davalının Mahkemeye sunduğu kaydın uygulanmadığına ilişkin açık bir istinafının bulunmadığı, Mahkemece yapılan keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarında çekişmeli taşınmazın tamamen davacının mirasbırakanı tarafından 40 - 50 yıl gibi uzun bir süredir kullanıldığının anlaşıldığı, davacıların mirasbırakanı ... açısından edinme koşullarının oluştuğunun tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf dilekçesindeki taleplerinin tekrarı ile kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi,
2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 17 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 2009 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucu;
- Ordu ili, Mesudiye ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 366 ada 4 parsel sayılı 166,45 m2 yüz ölçümündeki bahçe niteliğindeki taşınmazın, ... oğlu ...’ın 1/2 pay, ... oğlu ...’ın 1/2 pay olarak ceddinden intikalen ve verese arasında taksimen 20 yılı aşkın bir zamandır nizasız, fasılasız ve malik sıfatıyla zilyet ve tasarruflarında olduğu, ...’ın 1994 yılından beri ölü olduğu, ancak mirasçılarının bilinmediği belirtilerek belgesizden 1/2‘şer paylarla ... (ölü) ve ... adına tespit edildiği, askı ilan süresi içinde dava açılmaması üzerine 13.08.2009 tarihinde tespitin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
2. Davacılarca, dava konusu taşınmazın tamamının kendi mirasbırakanları ...’a ait olmasına rağmen kadastro tespitinde hatalı olarak 1/2 payının davalı ... adına tespit ve tescil edildiği ileri sürülerek eldeki dava açılmış, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tarafların ortak mirasbırakanı ...’dan geldiği ve miras taksimi yolu ile ...’a düştüğü, o tarihten bu yana taşınmazın ... tarafından ekilip biçildiği, bu nedenle ... ve mirasçıları adına olağanüstü zamanaşımı yoluyla ayni hak iktisabının oluştuğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, aynı gerekçe Bölge Adliye Mahkemesince benimsenerek davalının istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın kök mirasbırakan ... tarafından taksime konu olduğu ve taşınmazın ...’a verildiği, taşınmazın tamamının uzun yıllardır ... tarafından kullanıldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. İddia ve savunmaya, Mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller ile duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava konusu taşınmazın tarafların ortak mirasbırakanı ...’a ait olduğu açıktır. Uyuşmazlık, mirasbırakan ... terekesinin geçerli bir şekilde taksim edilip edilmediği, taksim yapılmış ise taşınmazların kime düştüğü ve kimin kullanımında olduğu noktasında toplanmaktadır. Ne var ki, Mahkemece bu husus yeterince açıklığa kavuşturulmamış, mahallinde yapılan keşifte beyanına başvurulan mahalli bilirkişi ve taraf tanıklarının taksim olgusuna ilişkin soyut nitelikteki beyanları ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mirasbırakan ...’ın ölüm gününde terekesine dahil olan tüm taşınmaz mallar belirlenip kadastro tutanaklarının örnekleri getirtildikten sonra taşınmazların bulunduğu yerde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarının tümünün katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, mirasbırakan ...’un terekesinin tüm mirasçıların katılımı ile taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise taşınmazların kime düştüğü, taşınmazların kim tarafından, ne şekilde kullanıldığı olaylara dayalı olarak sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri terekeye dahil taşınmazların tespit tutanakları ve kesinleşmiş iseler kadastroca oluşan tapu kayıtları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmelidir. Taksimin geçerli olabilmesinin terekenin mirasçılar arasında eşit paylaştırılmasına bağlı bulunmadığı da göz önünde bulundurulmalı, mirasbırakan tarafından yapılan hibe veya satış var ise zilyetliğin devredilip edilmediği, zilyetliğin hangi tarihten beri hangi nedenle kimde olduğu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı ve sonucuna uygun karar verilmelidir.Tüm bu hususlar göz ardı edilip eksik araştırma ve incelemeyle yetinilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
3. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.