Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/5056 K.2025/2300

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/5056 📋 K. 2025/2300 📅 04.03.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/5056 E.  ,  2025/2300 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/802 E., 2024/365 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elazığ 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/188 E., 2022/175 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi.
Davacı-karşı davalı erkek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 161 inci ve 163 üncü maddeleri uyarınca zina ve suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme hukuksal sebeplerine dayalı boşanma davası açmış, davalı-karşı davacı kadın ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2 maddesine dayalı evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuksal sebebine dayalı boşanma davası açmıştır. Yapılan yargılaması sonucunda, İlk Derece Mahkemesince kadının karşı davasının reddine, erkeğin davasının ise kabulüyle tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiştir. Davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf başvuru dilekçesi ile kadının kusuru olmadığı, en azından esasen kusurlu olan tarafın erkek olduğu, kadının kusurlu olduğu kanaatine varılsa dahi, uğradığı fiziksel, ekonomik ve duygusal şiddetin boyutu dosya kapsamında ispat edilmiş olduğundan eşit kusur olarak değerlendirilme yapılmasının ve boşanmanın neticelerinin buna göre belirlenmesinin kanun ve hakkaniyet açısından daha isabetli olacağı belirtilerek her iki dava yönünden karar istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma talebi bulunmadığı halde Mahkemece taleple bağlılık ilkesinin göz ardı edilerek erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, erkeğe atfı mümkün başkaca kusurlu bir davranış da bulunmadığı gerekçesiyle kadının istinaf başvurusunun erkeğin kabul edilen davası yönünden kabulü ile erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma talebi bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, kadının diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “İncelemenin kapsamı” başlıklı 355 inci maddesi, “İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir” şeklinde düzenleme altına alınmıştır. O halde, Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf sebeplerinin “kamu düzenine aykırılık” ve “taraflarca ileri sürülen” nedenler olmak üzere iki ayrımda incelenmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırılık mutlak istinaf sebebidir ve Bölge Adliye Mahkemesince kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle kamu düzenine aykırı bir sebebin istinaf dilekçesinde ileri sürülüp sürülmemesinin de bir önemi bulunmamaktadır. Ne var ki kamu düzenine aykırı olmayan istinaf sebeplerinin istinaf dilekçesinde mutlaka gösterilmesi gerekmektedir. Kamu düzenine aykırı olmayan bir istinaf sebebi istinaf dilekçesinde gösterilmemiş ise Bölge Adliye Mahkemesince kendiliğinden dikkate alınamaz. Çünkü istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Somut davada, Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma talebi bulunmadığı halde Mahkemece taleple bağlılık ilkesinin göz ardı edilerek erkeğin davasının kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı-davalı erkek her ne kadar dava dilekçesinde hukuki sebep olarak 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddenin birinci fıkrasına dayandığını belirtmemiş ise de Mahkemece tarafların hazır olduğu ön inceleme duruşması ile davaların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddenin birinci fıkrası ile 163 üncü maddesine dayalı olduğunun tespiti yapılmış, tarafların bu hukuki nitelendirmeye itirazları olmamış, davalı-karşı davacı tarafça yargılama aşamasında bu yönden itirazda bulunulmamış, Mahkemece davacı-karşı davalı erkeğin davası 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddenin birinci fıkrası gereği kabul edilmiş, davalı-karşı davacı kadın vekili istinafa gelirken bu durumu açıkça istinaf sebebi olarak da ileri sürmemiştir. Hal böyle iken ve bu durum kamu düzenini ilgilendiren nitelik de taşımadığına göre Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesinin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılması gerekirken davalı-karşı davacı tarafça da istinaf sebebi olarak ileri sürülmediği halde yazılı gerekçeyle erkeğin davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi doğru görülmemiş ve istinaf sebepleriyle bağlı olarak istinaf incelemesi yapılması ve sonucu uyarınca karar verilmesi yönünde hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıdaki paragraflarda belirtildiği üzere temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre istinaf sebeplerine bağlı olarak 6100 sayılı Kanun'un 355 inci maddesi uyarınca yapılacak istinaf incelemesi sonucunda karar verileceği gözetilerek sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.