Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/9667 K.2025/1331

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/9667 📋 K. 2025/1331 📅 12.02.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/9667 E.  ,  2025/1331 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1603 E., 2024/1576 K.
DAVA TÜRÜ : Ziynet Alacağı
İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 3. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/1678 E., 2024/227 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından temyiz başvurusunun reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 09.10.2024 tarihli ek kararı ile 04.09.2024 tarihli tavzih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Temyiz istemi, temyiz konusu miktar veya değerin kesinlik sınırının altında olduğu gerekçesiyle davacı kadın vekilinin temyiz başvurusunun reddine yönelik Bölge Adliye Mahkemesinin 09.10.2024 tarihli ek kararı ve 04.09.2024 tarihli tavzih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararına ilişkindir.
1.Davacı kadın vekilinin temyiz başvurusunun reddine yönelik 09.10.2024 tarihli ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre, kadının aynen iade talebinin bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihindeki altın kuru ile hesaplanan, kabul edilen ve temyize konu edilen toplam miktar dikkate alındığında, kararın Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihindeki kesinlik sınırının altında kaldığından söz edilemeyeceğinden kararın kesin olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen ek kararın 6100 sayılı Kanun'un 362 nci maddesine aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda temyiz dilekçesinin kesinlik sebebiyle reddine ilişkin ek kararın hatalı olduğu anlaşılmakla; 09.10.2024 tarihli ek kararın ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2.Davacı kadın vekilinin 04.09.2024 tarihli "tavzih talebi hakkında verilen karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin ek karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;
Davacı kadın mehir senedinden kaynaklı ziynet alacağına ilişkin olarak açtığı davada, ziynetlerin aynen iadesi, bu mümkün olmadığı takdirde tahsil anındaki fiyatı üzerinden davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama aşamasında sunduğu ıslah dilekçesiyle de "Davanın açıldığı 2021 yılından itibaren, enflasyon göz önünde bulundurularak altın değerli madeninde artan miktarlar da dikkate alındığında müvekkilin hak kaybına uğramaması amacı ile cins nevi miktar belirterek aynen iadesi olarak karar kurulmasını talep ederiz" şeklindeki beyanı ile ziynet eşyalarına yönelik talebinin açıkça 'aynen iade'ye yönelik olduğunu belirtmiştir.
Davacı kadın vekili tarafından sunulan 26.07.2024 tarihli dilekçe ile dava tarihindeki bedel üzerinden yargılama aşamasında talepte bulunulmadığı, ıslah dilekçesinin yanlış değerlendirildiği ve taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiği gerekçesiyle maddi hatanın düzeltilmesi istemiyle tavzih talebinde bulunulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince 04.09.2024 tarihli ek karar ile kesin karara karşı tavzih yoluyla bir düzeltme yapılamayacağı gerekçesi ile davacının talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına kesin olarak karar verilmiştir.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince verilen 04.09.2024 tarihli ek kararında "davacının talebine konu kararın maddi hata olarak nitelendirilmesi mümkün olmayıp, kesin karara karşı HMK'nın 363. maddesine göre kanun yararına temyiz yoluna başvurulabileceğinden, davacının talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmişse de davacı kadının dava dilekçesi ile dava tarihindeki ziynetlerin aynen iadesine, olmadığı takdirde tahsili tarihindeki bedeline hükmedilmesini talebini, 16.03.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle "Davanın açıldığı 2021 yılından itibaren, enflasyon göz önünde bulundurularak altın değerli madeninde artan miktarlar da dikkate alındığında müvekkilin hak kaybına uğramaması amacı ile cins nevi miktar belirterek aynen iadesi olarak karar kurulması" olarak belirtmekle "bedel tahsiline" ilişkin bir talebinin olmadığını açıkça belirtmiştir. Başka bir anlatımla davacı kadın vekili ziynet eşyalarına yönelik talebini "aynen iade" olarak hasretmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere ziynet talebinin "aynen iade" ile sınırlanması halinde kararı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibariyle ulaştığı miktarın kesinlik sınırına bakılarak tavzih talebi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 09.10. 2024 tarihli "temyiz başvurusunun reddine" yönelik ek kararın ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin 04.09.2024 tarihli "tavzih talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına" yönelik ek kararın BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.