Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/9564 K.2025/1329
2. Hukuk Dairesi 2024/9564 E. , 2025/1329 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1448 E., 2024/1526 K.
DAVA TÜRÜ : Velâyetin Değiştirilmesi-Kişisel İlişki
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 2. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/772 E., 2023/502 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından katılma yoluyla kişisel ilişkinin süresi yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kişisel ilişki yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .
2.Davacı kadın tarafından açılan velayetin değiştirilmesi, olmaz ise çocukla kişisel ilişki kurulması davasının yapılan yargılaması neticesinde davacı kadının velayetin değiştirilmesi talebinin reddine, kişisel ilişki talebinin ise kısmen kabulüyle ortak çocuklar ile anne arasında her ayın 1. Pazar günü saat 12.00'den 15.00'e kadar baba tarafından belirlenecek refakatçi eşliğinde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş, kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, kurulan kişisel ilişki süresinin yetersiz olduğu ve refakatçi eşliğinde kişisel ilişki kurulmasının kişisel ilişkinin amacına uygun düşmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulması suretiyle her ayın 1. ve 3. pazar günleri saat 12.00'den 17.00'ye kadar anne ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiştir. Hüküm taraflarca yukarıda gösterilen şekilde temyiz edilmiştir.
Dosyanın yapılan incelemesinden tarafların 2013 yılında boşandıkları, ortak çocuk Mustafa'nın velayetinin anneye bırakıldığı, boşanma kararından sonra tarafların Meryem isminde bir çocuklarının daha olduğu, sonraki süreçte babanın önce ortak çocuk Mustafa'nın velâyetinin değiştirilmesi davası açtığı, yapılan yargılama neticesinde "(...) annenin siyasi görüş ve düşüncelerinin çocuğun okula gönderilmemesi gibi çocuğun yaşamına doğrudan yansıyabileceği, çocuğun geleneksel Türk aile ve devlet terbiyesinden uzak yetişebileceği, çocuğun inanç sisteminin toplumun genel geçer kabul sınırlarının dışına çıkabileceği (...)" gerekçesiyle velayetin babaya bırakıldığı, anne ile yatısız kişisel ilişki kurulduğu, davacı annenin kişisel ilişki esnasında çocuğu birkaç kez kaçırdığı, çocuğun kaçırılması ve alıkonulması suçundan ceza aldığı, kararın kesinleştiği, annenin bu hakkını kötüye kullanması nedeniyle anne ile ortak çocuk Mustafa arasındaki kişisel ilişkinin kaldırılmasına karar verildiği, babanın bu defa ortak çocuk Meryem'in velayetinin değiştirilmesi davası açtığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde ortak çocuk Meryem'in annede olan bakımının ihmal edildiği gerekçesiyle velâyetinin babaya bırakıldığı ve anne ile kişisel ilişki kurulmasına yer olmadığına karar verildiği, nihayetinde davacı kadının eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince refakatçi eşliğinde kişisel ilişki kurulmasının, kişisel ilişkinin amacına ters düştüğü gerekçesiyle anne ile çocuklar arasında doğrudan kişisel ilişki kurulmasına karar verilmiş ise de; İlk Derece Mahkemesince alınan 31.03.2023 tarihli sosyal inceleme raporunda, çocukların anneye tepkili oldukları, annenin çocuk kaçırma geçmişinin olması, yine de çocuklar ile anne arasındaki bağın sürdürülmesi gerektiği ve refakatçi eşliğinde kişisel ilişki tesis edilmesinin uygun olacağı yönünde tespit yapıldığı anlaşılmıştır. O halde, taraflar arasında daha önceden görülen velayetin değiştirilmesi, kişisel ilişkinin kaldırılması, çocuğun kaçırılması ve alıkonulmasına ilişkin davalar göz önüne alınarak, sosyal inceleme raporundaki tespitler doğrultusunda ortak çocuklar ile anne arasında Adli Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından belirlenen uzman eşliğinde kişisel ilişki kurulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde doğrudan kişisel ilişki kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı kadın vekilinin tüm, davalı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının REDDİNE
2.Yukarıda (2) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davalı erkek vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının "doğrudan kurulan kişisel ilişki" yönünden kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 2 numaralı bendine yer alan "her ayın 1. Ve 3. Pazar günü saat 12.00-17.00 arasında" cümlesinden sonra gelmek üzere "Adli Destek Hizmetleri Müdürlüğü tarafından belirlenen uzman eşliğinde" ibaresinin eklenmesi suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,Peşin alınan harcın istek halinde yatıran davalıya geri verilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,12.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.