Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/4229 K.2025/1264
2. Hukuk Dairesi 2024/4229 E. , 2025/1264 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2749 E., 2024/360 K.
DAVA TÜRÜ : Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elmalı 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2021/117 E., 2022/138 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı- davalı kadın vekili tarafından vekâlet ücreti ve nafakaların miktarı yönünden, davalı- davacı erkek vekili tarafından ise asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ile velâyet, nafakalar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı- davalı kadının tüm, davalı- davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen Kaş Asliye Hukuk Mahkemesi 2012/22 Esas 2013/196 Karar sayılı boşanma davasında "geçimsizliğin davalı kadının ailesinin müdahalesinden kaynaklandığı" gerekçesiyle davalı kadın tam kusurlu sayılarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 171 inci maddesi gereğince tarafların 2 yıl süreyle ayrılığına karar verilmiş, kararın sadece davacı erkek tarafından boşanma kararı verilmemesi ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine Dairenin 2013/24096 Esas, 2014/7794 sayılı kararı ile “…oysa toplanan deliller boşanma sebeplerinden birinin varlığını kabule elverişli ve yeterli değildir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yetersiz gerekçe ile ayrılığa karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön davalı tarafından temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir” gerekçesiyle sadece yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden karar bozulmuş ve İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak karar verilmiş, 09.09.2015 tarihinde ayrılık kararı kesinleşmiştir.
Eldeki dava karşılıklı olarak 4721 sayılı Kanun'nun 172 nci maddesi gereğince boşanmalarına karar verilmesi talepli boşanma davasıdır. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında, "İlk derece mahkemesince, ayrılık süresi içinde ortak hayat kurulamadığından her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Bu halde boşanmanın sonuçları düzenlenirken, ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresi içinde ortaya çıkan durumlar gözününde tutulur (4721 sayılı Kanun md.172/3). Ayrılık kararı ile sonuçlanan boşanma davası davacı tarafından açılmış, o davada Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin bozma ilamında da belirtildiği üzere davacı-karşı davalı kadının "boşanma sebebi" oluşturan kusuru ispatlanamadığı gibi, ayrılık süresi içinde de davacı-karşı davalı kadına atfı kabil bir kusurun varlığı kanıtlanamamıştır. Davalı-karşı davacı kocanın da, ne ayrılık kararı ile sonuçlanan boşanma davası sırasında ne de ayrılık süresi içinde evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olacak kusurlu davranışı sübut bulmamıştır. Bu durumda, boşanmaya sebep olan olaylarda her iki tarafında kusurundan bahsedilemeyeceğinden, davalı-karşı davacı koca yararına maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle kadın kusursuz bulunmuş ise de 4721 sayılı Kanun'un 172 nci maddesi gereğince açılan boşanma davasına dayanak karar erkek tarafından yalnızca boşanma kararı verilmesi gerektiği ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmesi üzerine Dairenin 2013/24096 Esas ve 2014/7794 Kararında taraflar arasında boşanma sebebi olacak kusur ispatlanamadığı ancak temyiz sebebi yapılmadığından yanlışlığa değinilmekle yetinildiği belirtilmiş, ayrılık kararı ve kusur durumu taraflarca temyiz edilmediğinden kesinleşmiştir.
Bilindiği üzere; Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, (bozma kararının kapsamı dışında kalmış olması nedeniyle) kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla kesinleşmiş, bu kısımlar lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. Somut olayda taraflarca kusur durumu Kaş Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesinin 14.03.2013 tarih, 2012/22 Esas ve 2013/196 Karar sayılı kararında temyiz edilmediği için kesinleşmiş, erkek lehine usuli kazanılmış hak oluşturmuştur. Bu durumda "kendi ailesinin sözünden çıkmayan" kadın tam kusurludur.
Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda tarafların kusursuz olduğu gerekçesiyle, erkeğin tazminat taleplerinin reddi ile kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmiş ise de; kadının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların kusursuz olduklarının kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.Boşanmaya sebep olan olaylarda yukarıda (1.) bentte açıklandığı üzere kadın tam kusurludur. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (4721 sayılı Kanun md.4, TBK md. 50,51) dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
4.Tam kusurlu eş yararına yoksulluk nafakasına hükmedilemez. TMK 175 nci maddesi koşulları kadın yararına gerçekleşmemiştir. O halde kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak kadının yoksulluk nafakası talebinin kabulüne karar verilmesi hatalı olup kararın bu gerekçeyle bozulması gerekmiştir
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, erkeğin maddî tazminat talebinin reddi ile kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönlerinden BOZULMASINA,
2.Yukarıda (1) numaralı paragrafta belirtildiği üzere davacı-davalı kadın vekilinin tüm, davalı-davacı erkek vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden Nuri'ye iadesine,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden Ayşe'ye yükletilmesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.