Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/4070 K.2025/1098
2. Hukuk Dairesi 2024/4070 E. , 2025/1098 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/616 E., 2024/640 K.
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 7. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/124 E., 2022/12 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, tedbir ve iştirak nafakası ile tedbir ve yoksulluk nafakası miktarı, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden; davacı- karşı davalı erkek vekili tarafından katılma yolu ile birleştirilen davanın kabulü, kusur belirlemesi, velâyet düzenlemesi, tedbir ve yoksulluk nafakası ve miktarı, reddedilen maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davacı- karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı- karşı davacı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesi ile davalarının kabulüne karar verildiği, kararın taraflarca istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verildiği, kararın taraflarca temyiz edildiği görülmüştür. Mahkemece tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; erkeğe yüklenen "erkeğin Türkiye'ye her geldiğinde kadının annesinin aracını kullandığı" vakıasının tarafların rızasına dayandığı ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, yine "erkeğin kendi kusurundan kaynaklı borçlarını kadının ailesine ödettiği" vakıasının sabit olmadığı ve erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceği, kadına yüklenen "sürekli olarak erkeğin aleyhine konuştuğu" vakıasına ilişkin tanık beyanlarının genel ve soyut nitelikte olduğu ve ispatlanamadığından kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, yine "kadının psikolojik destek amaçlı ilaç kullandığı" vakıasına ilişkin bu nedenle dosyaya yansıyan olumsuz bir davranışın bulunmadığı, sırf "destek amaçlı psikolojik ilaç kullanmanın" kusur olarak kadına yüklenemeyeceği anlaşılmaktadır. O halde tarafların gerçekleşen ve kabul edilen diğer kusurlu davranışlar değerlendirildiğinde boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır, kadın az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden hatalı değerlendirme sonucu tarafların boşanmaya sebebiyet veren olaylarda eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin
Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ile davalı- karşı davacı kadının maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararın kusur belirlemesi ile davalı- karşı davacı kadının maddî ve manevî tazminat talepleri yönünden davalı- karşı davacı kadın yararına BOZULMASINA,
3.Davacı- karşı davalı erkek vekilinin tüm, davalı-davacı kadın vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden Serap'a iadesine,Aşağıda yazılı temyiz karar harcının temyiz eden Memiş'e yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir suretinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.