Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2024/3633 K.2025/2

🏛️ 2. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3633 📋 K. 2025/2 📅 13.01.2025

2. Hukuk Dairesi         2024/3633 E.  ,  2025/2 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/3129 E., 2024/568 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/174 E., 2023/632 K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın vekili tarafından kusur belirlemesi, erkeğin davasının kabulü, hükmedilen tüm nafakaların miktarı ve tazminat isteklerinin reddi yönünden; davalı-davacı erkek vekili tarafından ise asıl davanın reddi, karşı davanın kabulü ve yoksulluk nafakası yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında görülen karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu oldukları gerekçesi ile her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlere karar verilmiş. Taraf vekillerince hükmün tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuş ve Bölge Adliye Mahkemesi kadının yoksulluk nafakası ve iştirak nafakası miktarı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, erkeğin tüm, kadının sair yönlerden istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Hüküm taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararında, tarafların eşit kusurlu olduklarından bahisle boşanma davalarının kabulüne karar verilmiş ise de, toplanan delillerden davacı-davalı kadının, görümcesine "orospu", davalı eşine ise "gavat, orospu çocuğu" gibi hakaret içerikli sözler sarf ettiği kusurunun ispatlandığı, kadına yüklenen diğer kusurlar yönünden ise 10 yıllık evlilik birliği içerisinde tek bir olaya ilişkin vakıanın ve davacı kadından kaynaklanmayan eylemlerin kusur olarak izafe edilemeyeceği ve kadına yüklenen diğer kusurlu davranışların ispat edilemediği ve kadına kusur olarak yüklenemeyeceği anlaşılmıştır. Bu durumda tarafların kabul edilen ve gerçekleşen diğer tüm kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin ağır kadının ise hafif kusurlu oldukları anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece hatalı kusur belirlemesine göre tarafların eşit kusurlu oldukları şeklinde kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3.4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, erkeğin kusurlu eylemlerinin kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi ve kadının reddedilen tazminat talepleri yönlerinden BOZULMASINA,
2.Davalı-davacı erkeğin tüm, davacı-davalı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ....'e yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...'a geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.