Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1352 K.2025/5291
3. Hukuk Dairesi 2025/1352 E. , 2025/5291 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1611 E., 2025/28 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/365 E., 2023/282 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerin 06.06.2014 tarihinde vefat eden 1959 doğumlu ...'un yasal ve gaip mirasçıları, davalıların ise 01.07.2019 tarihinde vefat eden muris ... kardeşi ...'un yasal ve gaip mirasçıları olduğunu, muris ... ve ... 1996-1997 yıllarında ... İli, ... İlçesi, ... Mah., .. Caddesinde 29 pafta, 574 ada, 14 parseldeki arsa üzerine zeminde dükkan ve onun üzerinde 16 daire olmak üzere ortak inşaat yaptıklarını, taraflar kardeş olduğundan ve arsa ... adına kayıtlı olduğundan mülkiyetin ve ruhsatların davalıların murisi ... adına kaydedildiğini, inşaatın yapımına murisleri ... hem maddi anlamda hem manevi anlamda katkıda bulunduğunu, binanın ½'sinin murislerine ait olduğunun taraflarca kabul edildiğini, kat mülkiyetine geçilmediğinden bir türlü paylaşım gerçekleşmediğini, her iki taraf da bu binada oturmasına rağmen paylaşım yapılamadığını, davalıların murisi tarafından ... .. Noterliğinde 07.11.1997 tarihli ve 9589 yevmiyeli numaralı "Düzenleme Şeklindeki Vasiyetname" tanzim edildiğini, müvekkillerin murisi .. bu vasiyetnameyi kendisi için yeterli gördüğünü, 01.07.2019 tarihinde ... ölünce davalı mirasçıların müvekkili ... oturduğu 5. kattaki 7 nolu dairenin elektrik, su ve doğalgazını kestirdiklerini, müvekkili .... da daireyi terk etmesini söylediklerini, ... ... Noterliğine gidildiğinde vasiyetin ... tarafından iptal edildiğinin söylendiğini, davalıların dairelerin tapularını vermeyeceklerini ve müvekkillerinin bu binada hiçbir haklarının olmadığını ifade ettiklerini, müvekkillerinin bu şekilde hem kandırıldıklarını hem de dolandırıldıklarını anladıklarını, vasiyetnamede belirtildiği gibi 16 dairelik binanın doğu tarafındaki 8 dairenin güncellenmiş değerinin tespitiyle vasiyette yazıldığı şekilde 4 adet dairenin bedelinin müvekkili ..., diğer kalan 4 dairenin diğer müvekkilleri ... mirasçılarına verilmesi gerektiğini ileri sürerek; bilirkişi raporuyla taşınmazların güncel değerlerinin tespitinin yapılmasına, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müvekkillerin hissesi ve vasiyetnamede belirtilen oranlarda davalılardan tahsilini talep etmiş, 30.09.2022 tarihinde tamamlama harcı yatırılmış olup, 13.04.2023 tarihli celsede, taleplerini 1.228.056,44 TL'ye yükselterek davayı ıslah ettiklerini belirtmişlerdir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkillerin murisi ...'a alkollüyken yani iradesi yerinde değilken vasiyetname düzenlettirildiğini, vasiyetnamenin geçerli olmadığını, davaya konu 16 daireyi müvekkillerin murisi ... kendi kazanç ve emeğiyle yaptırdığını, muris ... aradan uzun bir zaman geçtikten sonra Türkiye'ye tekrar döndüğünü ve notere gittiğinde vasiyetten haberdar olduğunu, bu durumu öğrenir öğrenmez ... Noterliğinin 08.10.2002 tarihli ve 6636 yevmiye numaralı "Düzenleme Şeklindeki Vasiyetten Rücu Senedi" ile ilk yapmış olduğu vasiyetnameden döndüğünü, 4721 sayılı TMK'nın 542. maddesine göre vasiyetçinin dilediği zaman vasiyetnameden dönebileceğini, inançlı işlemin yasal koşullarının oluşmadığını, vasiyetnameden dönüldüğünden davacıların dava açmakta hukuki yararlarının olmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların ilk vasiyetnamedeki hususların doğru olmadığını ve vasiyetnameyi düzenlerken muris ...'un alkollü olduğunu usulünce ispatlamak zorunda olduklarını, bu hususlar davalı tarafça ispatlanmadığı gibi dinlenen tanık beyanları, özellikle davacı tanıkları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dönülen vasiyetnamedeki hususların ispatlandığı, vasiyetnamedeki şekliyle zilyetliğin devredildiği, murislerin vefatına kadar vasiyetnameye uygun kullanımın gerçekleştiği ve tarafların kendilerine düşen dairelerin kiracılarının dahi olduğu ve davanın ispatlandığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 1.228.056,44 TL tazminatın 100.000,00 TL'sine dava tarihi olan 26.07.2019 tarihinden itibaren, geriye kalan 1.128.056,44 TL'sine ıslah tarihi olan 13.04.2023 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan miras payları oranında alınarak davacılara miras payları oranında verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalıların murisi ...'un .... Noterliğinde 07.11.1997 tarihli ve 9589 yevmiyeli numaralı düzenleme şeklindeki vasiyetname tanzim ettiği, davalıların murisine ait bu beyanın resmi nitelikte yazılı delil olduğu, ... Noterliğinin 08.10.2002 tarihli düzenleme şeklinde vasiyetten rücu senedinde, davalıların murisinin düzenleme şeklindeki vasiyetname tanziminde iradesinin fesada uğradığına ilişkin bir beyanda bulunmadığı, vasiyetnamenin tanzimi sırasında davalıların murisinin irade fesadına ilişkin hususun davalılarca ispat edilemediği, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanlarından, dönülen vasiyetnamedeki hususların ispatlandığı, vasiyetnamedeki şekliyle zilyetliğin devredildiği, murislerin vefatına kadar vasiyetnameye uygun kullanımın gerçekleştiği ve tarafların kendilerine düşen dairelerin kiracılarının dahi olduğu anlaşılmakla, Mahkemece bu kabul doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, her dava açıldığı zamanki hal ve şartlara göre değerlendirilecek olup, taşınmazların dava tarihindeki değerine hükmedilmesi ve davacı tarafça davanın ıslah ile bedelinin arttırılması 13.04.2023 tarihli celsede yapıldığından ıslah ile arttırılan bedele, ıslah tarihi olan 13.04.2023 tarihinden itibaren faiz işletilmesinde ve sözlü yargılama aşamasına geçilmesine ilişkin ara karardan Mahkemece dönülmesi üzerine davacının ıslah talebine ilişkin 6100 sayılı HMK'nın 177 ve devamı maddesi kapsamında işlem yapılmasında hukuka aykırılık olmadığı, dava konusu istem inanç sözleşmesi kapsamında taşınmazların güncel bedelinin davacılara ödenmesine yönelik olmakla, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi uyarınca, taşınmazların tapuda ferağ edilmeyeceğinin anlaşılması ve davacılar tarafından bu durumun öğrenilmesinin davalıların murisi ...'un vefatından sonra olduğunun belirtilmesi karşısında, dava ve ıslah tarihi itibariyle bu sürenin dolmadığı anlaşıldığından davalıların zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, mirasçılar TMK'nın 641/1. maddesi kapsamında murisin borçlarından müteselsilen sorumlu olup Mahkemece harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesininin de yerinde olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; süresi içinde, davalılar vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekilleri; davanın inançlı işlemden kaynaklı alacak davası olarak nitelendirilmesinin doğru olmadığını, müvekkillerinin murisi ...'un vasiyetnamedeki beyanının tek başına delil olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını, 4721 sayılı TMK'nın 542. maddesi gereği vasiyetnameden tek taraflı olarak dönülebileceğini, Bölge Adliye Mahkemesince dönülen vasiyetnamenin dikkate alınmadığını, gerekçeli kararda bu durumdan hiç bahsedilmediğini, vasiyetnamenin geçerliliğinin kalmadığını, davacıların beyanın aksine davacılardan ... bu taşınmazda kiracı olarak oturduğunu ve malikmiş gibi hareket etmediğini, murisler ölmeden önce de sonra da dairelerin kullanımı ve zilyetliğinin müvekkilleri ve muris ...'da olduğunu, davacıların tanık beyanları hayatın olağan akışına aykırı olduğundan itibar edilmemesi gerektiğini, kiracı davacı ...'ın, kira bedellerini süresinde ödememesi üzerine başlatılan takip ve açılan dava sonucunda tahliyesine dair verilen kararın kesinleştiğini ve 01.02.2024 tarihinde davacının dava konusu edilen taşınmazdan tahliye edildiğini, davacıların murisi ..... maddi durumunun iyi olmadığını, tüm işler ve para ödemelerinin müvekkillerin murisi ... tarafından gerçekleştirildiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davacılar vekilince tahkikat bittikten sonra sözlü yargılama aşamasında sözlü olarak ıslah talebinde bulunulduğunu, HMK'nın 177/1 maddesine göre, ıslahın, tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğini ifade ederek; kararın bozulmasını talep etmiştir.
B.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, inanç sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçeye, davacıların iddiasının inançlı işleme dayalı olmasına, bu iddianın 05.02.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca yazılı belge ya da yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge ile kanıtlanmasının gerekmesine, davalıların murisi tarafından düzenlenen inançlı işlem sözleşmesine ilişkin yazılı delil niteliğinde 07.11.1997 tarihli "Düzenleme Şeklinde Vasiyetname"nin sunulmasına, 08.10.2002 tarihli "Düzenleme Şeklinde Vasiyetten Rücu Senedi"nde davalıların murisinin vasiyetname tanziminde iradesinin fesada uğradığına ilişkin bir beyanda bulunmamasına ve vasiyetnamenin iptali gibi bir durumun da söz konusu olmamasına, dosya kapsamında dinlenen tanık beyanları ile vasiyetnamedeki hususların ispatlandığı ve vasiyetnamedeki şekliyle dairelerin zilyetliğinin davacılara devredilmesine, dava ve ıslah tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığının anlaşılmış olmasına ve özellikle temyiz edenin sıfatına göre, davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.