Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1447 K.2025/5102
3. Hukuk Dairesi 2025/1447 E. , 2025/5102 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2023/7 E., 2024/897 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkiline davalının muhtelif tarihlerde çeşitli vasıtaları muhafaza edilmek üzere teslim ettiğini, her türlü masrafı yapıp teslim edilen araçlarla ilgili gerekli korumayı yaptığını, liste halinde belirtilen aracların 2005 yılından beri otoparkta bulunup iade alınmadığını ve yine herhangi bir ücret de ödenmediğini, tacir olması nedeniyle ücreti hakettiğini, bu sebeple araç çekici ücreti ve muhafaza ücreti olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla tevdii ve çekme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte 7.500,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, husumet ve işbölümü itirazı nedeniyle öncelikle davanın usulden reddi gerektiğini, ve yine esas yönünden ise, .. İl Emniyet Müdürlüğü ile yapılan yazışma nedeniyle başka kurumların da otoparka araç bıraktığının belirlendiğini, hangi araçların emniyet müdürlüğü tarafından bırakıldığının tespit edilemediğini, ticari faiz talep edilemeyeceğini, 2918 sayılı yasa hükümleri ilgili mevzuat ve 5335 sayılı yasanın 11. maddesi gereği "buluntu olması nedeniyle veya bu kanun hükümleri gereğince trafikten men edilerek alıkonunan, ancak sahipleri tarafından 6 ay içinde alınmayan araçlar hazinece satılarak bedelleri emanet hesabına alınır" hükmü doğrultusunda gerekli işlemlerin ifası için milli emlak müdürlüğüne bildirim yapıldığını, kolluk kuvvetlerinin doğrudan tasarruf imkanının bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 28.12.2013 tarihli kararıyla; Mahkemece, 818 sayılı yasanın 463 ve devamı maddelerininde düzenlenen vedia hükümlerine göre davacının ücret talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, söz konusu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzere Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 04/06/2015 tarih ve 2015/1437 E, 2015/18741 K, sayılı ilamı ile karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu kez davacının Anayasa Mahkemesine başvurusu üzerine, Anayasa Mahkemesince yedieminlik ücretinin ödenmemesinin Anayasa’nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkının ihlalini oluşturduğu gerekçesiyle yeniden yargılama yapılmak üzere dosya kararı veren .. 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yeniden yargılama yapılmak üzere gönderdiği mahkemece, tarafların sıfatına ve davanın niteliğine göre nispi ya da mutlak nitelikteki bir ticari dava söz konusu olmadığından, davada görevli mahkemenin, Asliye Ticaret Mahkemesi değil, genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesi HMK'nun 114/c ve 115/2. maddeleri gereğince göreve yönelik dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş ve hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 31.05.2016 tarihli kararının süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairece verilen 24.10.2022 tarihli ilamla; "1-Dava tarihinde yürürlükte bulunan TTK hükümlerine göre, müstakil ticaret mahkemesi bulunan yerlerdeki ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişki (görev değil) işbölümüne ilişkindir. İşbölümü itirazı yalnız ilk itiraz olarak ileri sürülebilir. (6762 sayılı TTK'nın 5. m., HUMK. 187), ilk itiraz olarak ileri sürülmeyen işbölümü itirazının mahkemece kabul edilmemesi gerekir. İşbölümü itirazının uygun bulunması halinde mahkemece dava dosyasının ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilir. Gönderme kararı nihai bir karardır. Mahkeme bu karar ile davadan elini çeker. Gönderme kararı ile dava sona ermeyeceğinden temyizi kabil kararlardan değildir. Gönderme kararı usûlüne uygun şekilde verilmesi halinde (ilk itiraz olarak ileri sürülmesi ve mahkemece uygun görülmesi) gönderilen mahkemeyi bağlar ve gönderilen mahkeme bu davaya bakmak zorundadır. Ancak, gönderilen mahkemenin davaya bakma zorunluluğu iş bölümü itirazının ilk mahkemede süresinde yapılması hali ile sınırlıdır.
TTK'nın 5/1. maddesinde, "Aksine hüküm olmadıkça dava olunan şeyin değerine göre asliye hukuk veya sulh hukuk mahkemesinin ticari davalara dahi bakmakla vazifeli olduğu, 5/3 maddesinde, “Bir davanın ticari veya hukukî mahiyeti itibariyle iş sahasına girip girmediğinin yalnızca iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olunabileceği," 5/son maddesinde ise, "vazifesizlik sebebiyle dava dilekçesinin reddi halinde yapılacak muamelelere ve bunların tâbi oldukları müddetlere dair usûl hükümleri iş sahasına ait iptidai itirazın kabulü halinde de tatbik olunur" hükümlerine yer verilmiştir.
Yine, TTK’nın 5. maddesinde, ikinci fıkrada yazılı hallerde, münhasıran iki tarafın arzularına tâbi olmayan işler hariç olmak üzere, bir davanın ticari veya hukuki mahiyet itibariyle mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz şeklinde taraflarca dermeyan olabileceği hüküm altına alınmıştır. Münhasıran iki tarafın arzusuna tâbi olmayan işlerle ilgili davalara mutlaka kanunda gösterilen mahkemelerde bakılır ve bu davalara ilişkin işbölümü itirazı ilk itiraz değildir. Bu davalar, tarafların sulh olamayacakları ve üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalardır. İflas davaları ticaret mahkemesi bakımından münhasıran iki tarafın arzusuna tâbi olmayan davalardandır. Bu davalara ilişkin işbölümü itirazının ilk itiraz olarak ileri sürülmesi şart değildir. Taraflar yargılama bitinceye kadar işbölümü itirazında bulunabilirler. Mahkeme de davanın her aşamasında kendiliğinden ve dava dosyasının işbölümüne sahip mahkemeye gönderilmesine karar verir. (Baki Kuru HUMK 6. baskı sh. 715)
Buna göre mahkemece sadece münhasıran iki tarafın arzularına tâbi olmayan işlerde yani tarafların sulh olamayacakları ve üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri davalarda işbölümü itirazının ilk itiraz olarak ileri sürülmesi şart değildir. Bu davalar dışındaki ikinci fıkrada yazılı hallerde bir davanın ticari veya hukukî mahiyet itibariyle mahkemenin iş sahasına girip girmediği yalnız iptidai itiraz olarak ileri sürülebilir.
Her ne kadar 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile birlikte asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüşmüş ise de Aynı Kanunun 9/1 maddesine göre "Bu Kanunun göreve ilişkin hükümleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış olan davalarda uygulanmaz. Bu davalar, açıldıkları tarihte yürürlükte bulunan Kanun hükümlerine tâbidir."
Dava tarihi itibariyle Asliye ve Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin işbölümü ilişkisi olduğu anlaşılmaktadır. HUMK'nun 427. maddesi uyarınca mahkemelerden verilen nihai kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. İşbölümü itirazı üzerine verilen gönderme kararları, nihai karar niteliğinde olmadığından tek başına temyiz edilmesi mümkün değildir. 24.4.1967 gün, 12/3 sayılı Yargıtay birleştirme kararında, gönderme kararlarının kesin olduğu, ancak gönderme kararının niteliğine uygun düşmeyen hususlara (masraf ve vekâlet ücretine) hükmedilmiş ise kararın temyiz edilebileceği kabul edilmiştir.
Açıklanan yasal düzenlemeler ışığında dava dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından ileri sürülen işbölümü itirazı mahkemece, 28.02.2013 tarih ve 2010/700 E. ve 2013/88 K. sayılı ilamıyla “... 6762 sayılı TTK'nun taşıma ve 818 sayılı BK'nun vedia hükümleri kapsamında açılmış dava olduğundan 6762 sayılı TTK'nun 4. maddesi göz önünde bulundurulduğundan...” reddedilmiş ve söz konusu mahkeme kararı Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 04.06.2015 tarih ve 2015/1437 Esas ve 2015/18741 Karar sayılı ilamıyla “...Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile...” kararın onanmasına karar verilmiştir. Davacının Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvurusu sonucunda davacının Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ve bu şekilde davalının işbölümü itirazı reddedilerek kesinleşmiştir. Ancak yeniden yargılama yapan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince de dava tarihinden yürürlükte olan mevzuat değerlendirilip işbölümü itirazının reddedilerek kesinleştiği gözetilmeden karar tarihinde yürürlükte olan HMK. hükümlerine göre davanın görev yönünden usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
O halde, mahkemece, dava tarihinde yürürlükte olan TTK ve HUMK hükümlerine göre Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin gerekçeli kararında işbölümü itirazının reddedildiği ve kararın temyiz edilmesi ile birlikte işbölümü itirazının reddine dair kararın kesinleştiği değerlendirilerek işin esasına girilerek Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı doğrultusunda inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken karar tarihinde yürürlükte olan HMK. hükümlerine göre davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilam başlığında başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya ait çekici ve otoparkın davalı tarafından kullanıldığı hususunun sabit olduğu, bu noktada davacının çekici ve otopark ücretini talep edebileceği, bilirkişilerce yerinde yapılan tespitlere göre dava konusu olan araçların otoparka çekildiği tarih ve saatlere ulaşıldığı ve dava konusu olan araçların yediemin otopark ücretleri ve çekici bedellerinin tespitinin yapıldığı, yapılan tespitler sonucunda davacının talep edebileceği yediemin ücreti toplam bedelinin 2.030.667,50 TL, çekici bedeline ilişkin toplam tazminat bedelinin ise 11.768,60 TL olduğu, davacının bu miktarlar üzerinden davayı ıslah ettiği, davalının tacir olmadığı ve yasal faiz uygulanması gerektiği, davadan önce temerrüt bulunmadığından faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kabulü ile; 2.042.436,10 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, husumet, zamanaşımı, yetki ve görev itirazını tekrar ederek bilirkişi raporundaki hesaplamanın neye göre yapıldığının anlaşılamadığını, fahiş bir bedel hesaplandığını ayrıca davalı kurumun harçtan muaf olmasına rağmen harca hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı otoparkına çekilen araçların ödenmeyen çekici ücreti ve otopark ücretinin tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır.
1.Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Harç konusu kamu düzenine ilişkin olup yargı mercilerince res'en dikkate alınır ve yargı harcından muafiyet 492 sayılı Harçlar Kanunu ile kurum veya kuruluşlarla ilgili yasal mevzuata göre belirlenir. 492 sayılı Harçlar Kanunu 13. maddesinde harçtan muafiyet kapsamında olan işlemler sayılırken (j) bendinde Genel Bütçeye dahil idarelerin bu Kanunun (1) ve (3) sayılı tarifelerine giren bütün işlemlerinin harçtan muaf olduğu sayılmış olup, belirtilen Harçlar Kanunu (1) sayılı tarifede yargı harçları düzenlenmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere davalı kurum açık yasa hükmü gereği yargı harçlarından muaf olup, Mahkemece açıklanan bu düzenlemeye aykırı olarak, harcın davalıdan tahsiline karar verilmiş olması ve davacı tarafça yatırılan ve yargılama giderleri içinde yer alan harçların da yargılama gideri olarak davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün, HUMK'nın 438/7 maddesi gereğince düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
1. Davalının sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Kararın hüküm fıkrasının 3. bendinin hükümden çıkartılarak yerine “Peşin alınan 111,40 TL harç ile 34.752,72 TL ıslah harcının istek halinde davacıya iadesine, davalı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına" söz ve rakamlarının yazılmasına, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Doyanın mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.