Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1887 K.2025/5089
3. Hukuk Dairesi 2025/1887 E. , 2025/5089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1103 E., 2025/205 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Salihli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/73 E., 2022/170 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin vefat eden eşinin, kardeşleri olan davalılar ile ".. .. .. ve .." isimli iş yerinin işletilmesi konusunda 04.09.2006 tarihinde noterde adi ortaklık sözleşmesi imzaladıklarını, davalıların adi ortaklık sözleşmesine istinaden iki ayrı ticari işletme kurduklarını, adi ortaklığa ilişkin sermayenin tamamının müvekkili tarafından ödendiğini, davalıların sermaye paylarını müvekkiline ödemediklerini, adi ortaklığı idare eden davalıların ortaklık boyunca müvekkiline kâr payını vermediklerini, işlerin gidişatı hakkında bilgilendirilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, adi ortaklığın haklı nedenlerle feshine, ortaklık mallarının tasfiyesine ilişkin 2.500,00 TL alacak ile 04.09.2006 tarihinden dava tarihine kadar olan döneme ait 2.500,00 TL kâr payı alacağının her yıl için ayrı ayrı işlemiş reeskont faizi ile birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkillerinin kardeşi ..'in ölmeden önce davacıdan boşandığını, taraflar arasında imzalanan 04.09.2009 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin fiilen hayata geçirilmediğini, dava konusu adi ortaklıkta ortakların ve adi ortaklığın vergi kaydı olmadığı gibi ortaklık paylarının vergi dairesine bildiriminin de söz konusu olmadığını, adi ortaklık fiilen kurulmamış olsa da taraflarca 10.04.2017 tarihinde yazılı olarak sonlandırıldığını, anılan belgede adi ortaklık sözleşmesinin feshi ile taraflar arasında herhangi bir hak ve yükümlülüğün kalmadığının belirtildiğini, paylaşılacak bir değer olmadığından tasfiye konusunda da girişimde bulunmaya gerek duyulmadığını, dava tarihi itibariyle fesih ve tasfiye edilecek adi ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, adi ortaklık sözleşmesini kurulması ile feshi arasında zaman aralığının bulunmasının davacının o dönemde ..'de yaşaması ve uzun zaman ülkeye dönmemesinden kaynaklı olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak, reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında imzalanan 04.09.2006 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin 10.04.2017 tarihinde feshine karar verildiği, feshe ilişkin sözleşmede herhangi bir hak ve yükümlülük kalmadığının imza altına alındığı, adi yazılı belgenin imzalandığını gören davalı tanık ifadelerinde; davacının teklifi üzerine kendi isteği ve iradesi ile imzalandığının tutarlı biçimde beyan edildiği, dinlenen davacı tanık beyanlarında da davacının iradesinin davalılar tarafından fesata uğratıldığına dair somut ve net bir bilgi ve görgülerinin olmadığının anlaşıldığı, davacı tarafın iddialarını ispat edemediği, adi ortaklığın feshine ilişkin adi yazılı belgede davacının adi ortaklıktan kaynaklı her hangi bir hak ve alacağının olmadığının belirtildiği gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; ortaklığın feshine dair adi yazılı sözleşmenin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığını, müvekkilinin iradesi sakatlanmak suretiyle zorla ve baskı altında sözleşmeyi imzaladığını, ..'den döndükten sonra eşi ve eşinin kardeşi olan davalılar tarafından baskı altına alınarak sözleşmeyi imzalamak zorunda bırakıldığını, tanık ..'nın da beyanlarının aynı doğrultuda olduğunu, müvekkilinin 2006-2017 yılları arasında ..'de yaşaması nedeniyle kâr payı ödemesi alamadığını, görgüye dayalı tanık beyanlarının nazara alınmadığını, davalı tanıklarının ise kurgudan ibaret beyanda bulunduklarını, davalı tarafın delillerinin yanlı ve eksik değerlendirildiğini, davalıların kötü niyetli olduklarını, ortada gerçek fesih olsaydı tasfiyenin de olması gerektiğini, hak ve yükümlülüklerinin kalmadığı şeklinde detaylandırılmamış genel geçer bir ifadenin alacaklardan feragat anlamına gelmediğini, bu şekilde bir ibraname ve feragatnamenin geçerli olmayacağını, tasfiye yapılmadan ortakların birbirine olan borç ve alacak ilişkilerinin sona eremeyeceğini, adi ortaklığın tüm kazançlarından müvekkilinin mahrum bırakıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi istemine ilişkindir.
Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle imzası inkar edilmeyen fesih sözleşmesi başlıklı belgeye ilişkin olarak davacının iradesinin davalılar tarafından fesata uğratıldığının ispat edilemediğinin anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.