Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/990 K.2025/5065

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/990 📋 K. 2025/5065 📅 22.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/990 E.  ,  2025/5065 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/2291 E., 2023/3226 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/549 E., 2020/326 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı vekili asıl davada; 05.07.2010 tarihli anlaşma tutanağına göre davacı tarafından banka yoluyla davalılara 211800,00 Euro gönderildiğini, işlemiş faizin ise 41918,99 Euro olduğunu, defalarca talep edildiği halde ödenmediğini ileri sürerek; tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, şimdilik 10.000 Euronun 05.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davacı vekili birleşen davada; davalıların 10.07.2006 tarihinde ..'da ".." adlı işletmeyi kurduklarını, söz konusu işletme için davalılardan ..'ın taşınmazına ipotek konulup bankadan kredi kullanıldığını, davalıların müvekkilini de dolandırmak kastıyla 19.11.2009 tarihinde kasıtlı olarak farklı bir banka hesabı açıp 235.000 Euro'nun borç olarak bu hesaba gönderilmesini sağladıklarını, şekilde önce kredi borcunun kapatılması bakiye kısmını ise kendi aralarında paylaşmayı amaçladıklarını, süreç içinde davalılara 502.528 Euro borç verildiğini, açılan davalar nedeniyle ve rızaen yapılan ödemeler toplamı 192.800 Euro'nun mahsubu sonucu 309.728 Euro borçları kaldığını, ..'da şirket aleyhine açılan davada 270.000 Euro'ya hükmedildiğini, ancak gerçek miktarın 309.728 Euro olduğunu, davalılar bahsi geçen işletmenin ortağı, gizli ortağı ve yöneticisi olup işletmenin içi kasıtlı olarak boşaltılıp iflasına neden olduklarından sorumluluklarının bulunduğunu, kâr payının da ödenmediğini ileri sürerek; tahsilde tekerrür olmamak üzere şimdilik 5.000 Euro, mahrum kalınan kâra ilişkin aylık 12.225 Euro'dan 60 ay karşılığı 733.519 Euro'dan şimdilik 5.000 Euro'nun 25.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek dövize uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Asıl davada davalılar vekili; davacının müvekkillerinin hemşehrisi olduğunu, döner sektöründe yatırım yapmak amacıyla müvekkillerine teklifte bulunduğunu, ne amaçla hazırlandığı anlaşılmayan bir sözleşmenin de müvekkillerine imzalatıldığını, müvekkillerinin bahsi geçen döner işletmesinde ortaklıkları bulunmadığını, kendilerine bir ödeme de yapılmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
2. Birleşen davada davalılar, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 05.07.2010 tarihli anlaşma tutanağına göre, davaya konu edilen paranın dava dışı şirkete gönderildiği, tahsili talep edilen alacak ve kâr payının adi ortaklığa verildiğinin ispatlanamadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 119/1-e ve 194 maddeleri gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilemediği, 24.02.2020 tarihli alınan bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının asıl davaya konu ödemeleri dava dışı şirkete gönderdiği,davalılara herhangi bir ödeme yaptığını ispatlayamadığı, birleşen davada ise; yönünden ise, yine gönderilen havalelerin dava dışı şirkete yapıldığı, ayrıca kâr payı yönünden yapılan değerlendirmede, yabancı ülkede kurulu bir şirket olduğundan, buradan elde edilen kârın bölüşülmesi söz konusu olmamakla, dava dışı şirket ile davacının adi ortaklık sözleşmesi bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili süresi içinde temyiz itirazında bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; dosyaya sunulan belgelere göre iddianın ispatlandığını, davalıların işlettiği şirkete ortak olma hususunun kabul görmesi üzerine müvekkili tarafından dava dışı şirketin hesabına 150.000 Euro gönderildikten sonra taraflar arasında 05.07.2010 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu belgenin adi ortaklık ilişkisini ispatladığını, bu şekilde müvekkilinin dava dışı şirkete iş ve kâr ortağı olarak kabul edildiğini, sözlü anlaşma üzerine paranın dava dışı şirket hesabına gönderildiğini, kâr payına ilişkin müvekkiline bir ödeme yapılmadığını, ispat yükünün davalı taraf ait olduğunu, mevcut belgelerin delil başlangıcı olarak değerlendirilip tanık dinlenmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilmiş olan 01.10.2020 tarihli araç kira sözleşmesi kapsamında dava dışı şirket adına ve davalıların kullanımına 2 adet araç teslim edildiği, davalılarca araç kira bedelleri ödenmediği gibi müvekkilin tüm ısrarlarına rağmen araçların da teslim edilmediğini, kayıt dışı olarak davalılar tarafından adlarına kaydedildiğini, bu yöndeki talebin de değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; asıl davada, adi ortaklık için gönderilen tutarın iadesi; birleşen davada, adi ortaklık hisse bedeli ile kâr payı alacağı istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçeye, davacı tarafından iddia edilen adi ortaklığın varlığının yasal delillerle ispatlanamamasına, istinaf aşamasında ileri sürülmeyen itirazların temyiz sebebi yapılamayacağının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.