Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/1837 K.2025/5017
3. Hukuk Dairesi 2025/1837 E. , 2025/5017 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/258 E., 2025/242 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/123 E., 2023/453 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin .. İli .. İlçesi .. Mevkiinde .. . Mahallesinde bulunan yapı nedeniyle 2981 sayılı İmar Affı Kanunu (2981 sayılı Kanun) uyarınca hak sahibi olduğunu, bu bölgenin ... Vadisi ... ve 5.. Etapları Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı olarak ilan edildiğini, müvekkilinin davalı ... ile 29.08.2006 tarihli tapu tahsis belgeli tesis sözleşmesi başlıklı konut sözleşmesi aktedilerek 100 m² konut verilmesi karşılığında taşınmazını devrettiğini, ancak konutun teslim edilmediğini, sözleşmenin akdedilmesinden itibaren makul sürenin geçmesi nedeniyle taahhüt edilen evin teslim edilmesinin artık bir önemi ve faydasının kalmadığını ileri sürerek; ifa yerine geçmek üzere belirsiz alacaktan şimdilik 20.000,00 TL'nin davalı Belediyeden yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş; davacı vekili dava değerini 2.200.000,00 TL olarak belirlemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; tapulu bir arsanın bulunmadığını, 2981 sayılı Kanun gereği arsa tahsisinde tamamlanmış olan kazanılmış bir mülkiyet bulunmadığını, söz konusu proje kapsamında başkanlıkları adına oluşan imar ada parselleri üzerinde inşa edilerek hak sahiplerine dağıtılacak konutların ihale, projelendirme ve ruhsat verme işlemlerinin tamamlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; tapu tahsis belgeli tesis sözleşmesindeki davalı İdarenin taahhütünün yerine getirilmemesinden dolayı davacının uğramış olduğu toplam zararı karşılaması gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulü ile 2.200.000,00 TL müspet zararın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusundu bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; uyuşmazlığın özel hukuk hükümlerine tabi sözleşmenin imzalanmasından sonra ortaya çıktığı, kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlemin veya hizmetin söz konusu olmadığı, bu nedenle adli yargı mahkemelerinin görevli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146. maddesine göre zamanaşımı süresinin dolmadığı, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun gerekçeli, somut olayın özelliklerine uygun ve denetime elverişli olduğu, bilirkişi raporunda hesaplanan bedelin bölgenin bulunduğu semt, kent ve iş merkezlerine uzaklığı, konumu, arz ve talep durumuna uygun bulunduğu Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; emsal Mahkeme kararlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmaz için hükmedilen bedelin taşınmazın rayiç bedelinin çok altında olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelemedeki dosyada keşif yapılmak suretiyle ek bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olsa idi dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin tamamen çok katlı lüks binalarla çevrelenmiş bulunduğunun ve bu bölgede bulunabilecek en ucuz dairenin fiyatı 4.000.000,00-5.000.000,00 TL civarında olduğu görülecek iken, eksik inceleme yapılarak karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; uyuşmazlıkta idari yargının görevli olduğunu, zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmesi gereği Belediyenin taahhütlerinin devam ettiğini, sözleşmenin feshini gerektiren bir durum söz konusu olmayıp, davacı adına kira yardımlarının halen devam ettiğini, hükmedilen bedelin emsal Mahkeme kararlarına göre çok fahiş olduğunu belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kentsel dönüşüm projesi kapsamında taraflar arasında imzalanan 29.08.2006 tarihli sözleşmenin ifa olanağının ve faydasının kalmaması sebebi ile ifa yerine geçen müspet zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu sözleşmenin tarafların özgür iradesiyle düzenlendiği, davacının özel hukuk hükümlerine tabi bu sözleşme uyarınca talepte bulunduğu, davacının bu talebinin kişisel hakka dayandığı, bu nedenle uyuşmazlıkta idari yargı değil Adli Yargı Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. (Hukuk Genel Kurulunun 10.06.2015 tarihli ve 2014/13-1500 E., 2015/1519 K. numaralı kararı).
Somut olayda, davalı Belediyenin sözleşme tarihinden dava tarihine kadar geçen sürede daireyi teslim edemediği, bu durumda davacının 6098 sayılı Kanunun 125. maddesi kapsamında seçimlik haklardan yararlanabileceği, davalının imar planının iptali nedeniyle edimini ifa edememesinden doğan zararın, davacıya teslim edilmesi gereken konutun dava tarihi itibariyle rayiç bedeli kadar olduğu anlaşılmakla; taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Fazla alınan temyiz karar harcının temyiz eden davalıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.