Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/4283 K.2025/4821

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/4283 📋 K. 2025/4821 📅 14.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/4283 E.  ,  2025/4821 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/780 E., 2024/1558 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/518 E., 2022/488 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ...'ün sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ile aralarında yıllardır süren bir arkadaşlık ilişkisi dışında herhangi bir ticari veya hukuki bağlantının bulunmadığını, davalının, ..'te bulunan ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı bir taşınmazı ile ilgili olarak müteahhit ile aralarında sorun bulunduğunu, açılan davayı kaybettiğini, başlatılan icra takibi nedeniyle yüksek miktarda teminat yatırmak zorunda olduğunu, bu ve başkaca işleri ile ilgili olarak paraya ihtiyacını bulunduğunu beyan ederek, 2019 yılı haziran ayı sonuna kadar ödemek şartı ile müvekkilinden borç para istediğini, müvekkilinin 29.04.2019 tarihinde 700.000,00 TL borç parayı "...'dan borç olarak verilen" açıklamalı olarak gönderdiğini, davalıya borç olarak verilen paranın halen ödenmediğini ileri sürerek; 700.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacı ile müvekkilinin geçmişe dönük hiçbir bağının olmadığını, ..'te kaybettiği dava ile ilgili teminat yatırmak amacı ile maddi sıkıntıda olduğu ve borç istediği iddiasının da tamamen uydurma olduğunu, davacının borç verdiğini iddia ettiği tarihte müvekkilinin bankalarda çok daha fazla tutarda nakit mevduatının bulunduğunu, müvekkili ile davacının, müvekkilinin bir kısmına, dava dışı ..’nun da diğerlerine sahip olduğu .. .. Köyündeki 11.455 m² lik toplam 8 parselden oluşan, bir bük’ün tamamının masraflar hariç 6.000.000,00 TL bedelle satışı için anlaştıklarını, müvekkiline ait kısmın satın alma bedeli olarak 1.000.000,00 TL kararlaştırıldığını, bu bedelden 700.000,00 TL'nin havalı dekontuna "borç" ibaresinin bilerek yazıldığının sonradan fark edildiğini, bedel ödendikten sonra satışın 29.04.2019 tarihinde yapıldığını, daha sonra 04.07.2019 tarihinde de dava dışı ... da kalan kısımları davalıya sattığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Türkiye .. Bankası Genel Müdürlüğünün davacı ... tarafından davalı ...' ya 29.04.2019 tarihli 000099 sıra no ve 9511 2957 fiş nolu dekontta "... dan Borç Olarak Verilen" açıklama yazılarak davacı tarafından davalı tarafa borç para gönderildiği, Türk Borçlar Kanunu'nun 102. maddesinde "Kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel bir borç için yapılmış sayılır." hükmünün düzenlendiği, davacının davasına dayanak yaptığı dekontta borç açıklamasının yer aldığı, aksini ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu ve davalı tarafça aksinin ispatlanamadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, 700.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının, davacıdan borç para almadığını, havalenin davalıya satmış olduğu taşınmazın satış bedeli olduğunu savunduğu, davalının bu şekilde, karşı tarafın ileri sürdüğü maddi vakıanın varlığını (havale ile para gönderildiğini) kabul etmekle birlikte, onun hukuki niteliğinin (vasfının), ileri sürülenden başka olduğunu bildirmek suretiyle gerekçeli inkarda (vasıflı ikrar) bulunduğu, vasıflı ikrar (gerekçeli inkar), bölünemeyen ikrarlardan olduğundan bu durumda ispat yükünün değişmeyeceği, ispat yükünün davacıda olduğu, havale dekontunda "borç olarak verilen" ibaresinin yer aldığı, paranın borç olarak gönderildiği, davacının, davalıya gönderilen havalenin ödünç amacıyla yapıldığını yasal delillerle ispatladığı gerekçesiyle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; yetkili mahkemenin .. mahkemeleri olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi ve İlk Derece Mahkemesinin davayı kabul gerekçesinin "davacı tarafından bankadan davalıya gönderilen havale dekontunda borç verme kaydının bulunduğu” olduğunu, taraflar arasındaki hukuki münasebetin görmezden gelindiğini, davacının kendi iradesi ile ve kendi bankası vasıtası ile gönderdiği havaledeki yazdırdığı bu kaydın müvekkili tarafından kabul edilerek paranın tahsil edilmiş olduğu kabulü ile uyuşmazlığın sonuçlandırıldığını, davacının borç verme olduğunu iddia ettiği havale tarihinde, havale ettiği miktarın çok çok üstünde bankada paraları olduğuna dair banka kayıtlarının da dosyaya sunulduğunu, havalenin yapıldığı tarihte ve havalenin alıcı banka hesabına girişinden hemen sonra taşınmaz satışının yapıldığını, bankaya gelen paranın 1.000.000,00 TL olduğunu, müvekkilinin bunun tamamının satım bedeli olduğunu, davacının ise 300.000,00 TL'sinin satım bedeli, 700.000,00 TL'sinin ise borç verilen para olduğunu ileri sürdüğünü, satılan taşınmazın mavi tur deniz araçlarının rotaları üzerinde yer alan ..'in .. .. limanında, yolu, elektriği olan ve ticari deyimi ile denize sıfır konumunda olan bir bük olduğunu, hiçbir savunma delili incelenmeden hüküm kurulduğunu, ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ödünç olarak verildiği iddia edilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
1.Karine, sözlük anlamı bakımından karışık bir iş veya sorunun anlaşılmasına ve çözümlenmesine yarayan durum, ipucu, belirtidir. En genel anlamıyla karine, bilinen bir olgudan bilinmeyen bir olgunun çıkarımıdır. Dolayısıyla karine, bilinen bir olaydan, bilinmeyen diğer bir olayın veya hukuki durumun varlığı veya yokluğu sonucunun çıkarılmasına olanak vermektedir. Genel olarak karineler, fiili ve kanuni olmak üzere iki grupta toplanmaktadır. Bu bağlamda, fiili karineler, bir hukuk kuralı ile bağlı olmaksızın, hâkimin insanlar ve yaşam konusunda ortaya çıkan tecrübe kurallarından yararlanarak belli olmayan olaylar hakkında sonuç çıkarmasına yaramaktadır. Bu yönüyle fiili karineler, hâkimin kanaat edinmesine yardımcı olmaktadır. Görüldüğü üzere, fiili karinelerin temelinde tecrübe kuralları (yaşam deneyi kuralları) yatmaktadır (Umar, B./Yılmaz, E.: İsbat Yükü, İstanbul 1980, s.165 vd.; Başözen, A.: Medeni Usul Hukukunda İlk Görünüş İspatı, Ankara 2010, s.63 vd.; Topuz, G.: Medeni Usul Hukukunda Karinelerle İspat, Ankara 2012, s.50, 56, 121 vd.; Alongoya, Y.: Senede Karşı Senetle İspat Kuralı ve “Hayatın Olağan Akışı” Kavramı, Prof. Dr. Necip Kocayusufpaşaoğlu İçin Armağan, Ankara 2004, s.528; Kuru, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: II, Ankara 2001, s.2006 vd.).
2.Fiili karinenin her şeyden önce usul hukukuna özellikle de ispat hukukuna ait olduğu kabul edilmektedir. Fiili karineler somut ihtilaflarda gereklidir, iddia edilen bir olayın gerçekten o tarz ve şekilde olup olmadığını anlamak için somut olaylarda ispat zorluklarında hâkime yardım eder. Fiili karineler mahkeme pratiğinde tipik görünümlerini genel yaşam tecrübelerinde bulurlar. Doğrulukları somut olayda hâkim tarafından değerlendirilir (Taşpınar, S.: Fiili Karinelerin İspat Yükünün Dağılımındaki Rolü, AÜHFD C.XLV, S.1-4, s.537).
3.Nitekim Yargıtay da kararlarında tecrübe (yaşam deneyi) kurallarına dayanmakta ve bu konuda genellikle "hayatın olağan akışı" kavramını kullanmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 18.06.2019 tarihli ve 2017/19-827 E., 2019/689 K. sayılı kararı).
4.Delillerin gösterilmesi ve bunun hâkim tarafından ispat vasıtası olarak kabulünden sonraki aşamada delillerin değerlendirilmesi gündeme gelmektedir. Kural olarak (kanunda gösterilen istisnalar dışında), hâkim delilleri serbestçe değerlendirecektir.
5.Bu kapsamda delillerin takdiri, hâkimin vicdani kanaatinin esas olduğu bir aşamayı ifade etmektedir (Konuralp, H.: Medeni Usul Hukukunda İspat Kurallarının Zorlanan Sınırları, Ankara 1999, s.46 vd.).
6.Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ile davalının, davalı adına kayıtlı .. İli, .. İlçesi .. Mahallesinde yer alan 1 60... parselde kayıtlı taşınmazın satışı için anlaştıkları, söz konusu taşınmazın 29.04.2019 tarihinde tapuda davacının eşi adına satın alındığı, satış bedelinin 300.000,00 TL'sinin davacının oğluna ait hesaptan davalıya saat 11.23'te gönderildiği, yine aynı gün davacının kendi hesabından davalıya ise saat 11.29'da 700.000,00 TL daha gönderildiği, her ne kadar havale dekontunda "...'dan borç olarak verilen" ibaresi yazılmış ise de para gönderme işlemlerinin zamanı arasında kısa süre bulunması ve aynı tarihte davacının eşi adına satış işleminin yapıldığı da dikkate alındığında; davacının davalıya aynı gün kendi hesabından gönderdiği bedelin borç olarak verildiğinin kabul edilmesi hayatın olağan akışı aykırıdır. Bu durumda söz konusu bedelin davacı tarafından taşınmaz satışına ilişkin olarak gönderildiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca taraflar arasında ödünç ilişkinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerekirken değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda açıklanan nedenlerle bozulmasına karar verilmiş olduğundan, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, iş bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının da kaldırılmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.