Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/3367 K.2025/4799

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/3367 📋 K. 2025/4799 📅 14.10.2025

3. Hukuk Dairesi         2025/3367 E.  ,  2025/4799 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/68 E., 2024/180 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı/karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 52 19... sayılı Kanunlar ile değişik 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 427. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 432/4 maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre karşı davada temyize konu edilen miktar 10.000,00 TL olup Mahkemenin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 20.520,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla davacı/ karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı/ karşı davalı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı/karşı davalı vekili; davalının 01.07.2005 tarihinde 1.500,00 TL, 02.03.2005 tarihinde 4.500,00 TL ve 03.07.2006 tarihinde 10.000,00 TL olmak üzere toplam 16.000,00 TL'yi müvekkiline ait banka hesabından kendi imzasıyla çektiğini ancak çekilen tutarı müvekkil şirkete iade etmediğini, faizleriyle birlikte alacağın tahsili için Bodrum 1. İcra Müdürlüğünün 2010/8972 E. sayılı dosyası ile genel haciz yoluyla takibi yapıldığını, davalının borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, itirazın haksız olduğunu ileri sürerek; itirazının iptaline ve %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı/karşı davacı vekili; talebin zamanaşımına uğradığını, davacı taraf karz akdine dayandığından bunun yazılı delille ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin eşinin uzun yıllar davacı şirketin sahiplerinin yanında ev hizmetlerinde çalıştığını, gelişen dostluk ve güvene binaen verilen talimat üzerine müteveffa şirket sahibine yardım amacıyla davaya konu edilen paraların bankadan çekilip teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiş; karşı dava ile de aleyhine haksız yere dava açıldığını ileri sürerek 10.000,00 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.03.2016 tarihli kararıyla; davalının 16.000,00 TL’yi bankadan çektiğini kabul ettiği ancak bu bedeli davacıya teslim ettiği iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı/ karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 26.12.2018 tarihli ilamıyla; davalının savunmasında borcu kabul etmediği, gerekçeli inkarda bulunduğu, öte yandan yapılan işlemlere ait banka dekontlarında paranın borç olarak verildiğine dair bir şerhin bulunmadığı, somut olayda, davalı karz ilişkisini inkar ettiğine göre, davalı tarafından çekilen paranın borç olarak verildiğini davacının ispat etmesi gerektiği, banka dekontlarının, paranın borç olarak gönderildiğini ispata yeterli olmadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına ve sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmediğine karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 10.10.2019 tarihli kararıyla; önceki karar gerekçesinin yanında, davalı-karşı davacının kendisi tarafından çekildiğini ikrar ettiği 16.000,00 TL’nin davacı-karşı davalı şirkete elden teslim edildiği vakıasını ileri sürerek savunmada bulunduğu, bu savunmanın bağlantısız bileşik ikrar niteliğinde olduğu ve ispat yükünün davalı-karşı davacıda bulunduğu, miktar itibariyle yazılı delille ispatlanması gereken vakıanın ispatlanamadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı/ karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.11.2022 tarihli ilamıyla; Mahkemece Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararı bozulmuştur.
4. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı- karşı davacının savunmasının “vasıflı ikrar (gerekçeli inkar)” mahiyetinde olduğu, öyle olunca, işlemin hukukî sebebini ispat yükünün davacıda olduğu ancak davacının davasını ispatlayamadığı, davalı - karşı davacının manevi tazminat talebinin de yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl ve karşı davanın ayrı ayrı reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı/ karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı/karşı davalı vekili; davalının savunmasının bağlantısız birleşik ikrar niteliğinde olduğunu, bu nedenle ispat yükü üzerinde olan davalının çekilen parayı müvekkiline iade ettiğini ispatlaması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağın takibi içi başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline, karşı davada ise manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı- karşı davalının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma doğrultusunda inceleme yapılarak karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalan hususların incelenmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla temyiz istemlerinin reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı/ karşı davalı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,
2. Temyiz olunan Mahkeme kararının asıl dava yönünden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (HUMK) 439. maddesi uyarınca ONANMASINA,
HMK'nın Geçici 3. maddesi atfıyla HUMK'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
14.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.