Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/2818 K.2025/4766
3. Hukuk Dairesi 2025/2818 E. , 2025/4766 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 57. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/510 E., 2025/817 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/172 E., 2024/451 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davacı hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/234 E. Sayılı dosyasında, ‘örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme, kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen dağılmama, terör örgütü propagandası yapmak, toplantı ve yürüyüşlere silah ve benzeri aletler taşıyarak veya kendini tanınmayacak hale getirerek katılma’ suçlaması ile dava açıldığını, yargılama aşamasında müvekkili için .. Barosu CMK Uygulama Merkezinden davalı avukatın müdafii olarak görevlendirildiğini, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/234 E. Sayılı dosyasından yapılan yargılama neticesinde; ‘Silahlı Terör Örgütü Üyesi Olmamakla Birlikte Örgüt Adına Suç İşleme Suçu Bakımından; .... 2 yıl 13... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşüne Katılmak Suçu Bakımından;... 9 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, "kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşüne silah veya 23. maddede belirtilen aletlerle katılmak" suçundan... 10... gün hapis cezası ile cezalandırılmasına’ karar verildiğini, bu mahkumiyet kararının davalı avukat tarafından yasal süresi içerisinde istinaf edilmediği için kesinleştiğini, müvekkilinin istinaf süresi dolmadan önce davalıyı defalarca arayarak istinaf sürecini sorduğunu, davalı "merak etmeyin, istinafı yapıyorum" diyerek, müvekkilinin kararı bizzat istinaf etmesini de kendisine yanlış bilgi vererek engellediğini, müvekkili kararın istinafta olduğunu düşünerek, dosyanın durumunu sormak için Adliyeye gittiğinde göz altına alındığını, kararın infazı için ceza evine gönderildiğini, müvekkilinin görevi ihmal nedeniyle davalı hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/168983 Soruşturma numaralı dosyasından şikayetçi olduğunu, Adalet Bakanlığı davalı hakkında soruşturma açılmasına izin verdiğini, davalının kararı istinaf etmemiş olması neticesinde iç hukuk yolları tüketilmediği için müvekkil AYM başvuru hakkından mahrum kaldığı gibi istinaf ve temyiz sürecinde muhtemel yapılacak lehe değişiklerden de yararlanamayacağını, müvekkilinin Çocuk gelişimi mezunu olup, cezaevine girmeden önce ... A.Ş.'de aylık 7.150,35 TL bürüt maaş ile çalıştığını, aynı zamanda 4 yıllık sosyoloji lisans eğitimine de devam ettiğini, davalının görevini ihmal ederek hukuka aykırı Yerel Mahkeme kararını istinaf etmemesi neticesinde tazminatsız olarak işinden ayrıldığı gibi eğitimine de devamedemediğini, toplamda 4 yıl 9 ay 7 gün ceza almış olup, infaz süresi (3/4) boyunca çalışamayacak ve kazandığı ücretten mahrum kalacağını, ayrıca kamuya atanmayı beklerken, iş bu hukuka aykırı kararın davalının kusuru ile kesinleşmesi sonucunda hiçbir zaman kamu çalışanı olarak atanamayacağını ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, atanamayacağı göz önüne alınarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL manevi ve 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız fiilin gerçekleşme tarihi olan
20.01.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl; CMK görevlendirmesiyle atanmış olduğu davada mahkemenin büyük bir hassasiyet göstererek davacının davasını tefrik edip grubundan ayırarak bireysel olarak yargılama yapıp hiç de ağır olmayan bir cezalandırmayla davacıyı eyleminden sorumlu tuttuğunu, buna rağmen mahkemeye gerek süre tutum ve gerekse
istinaf başvurusunda bulunmuş olmasına rağmen, gerek kendi dikkatsizliği, gerek mahkemeye ulaşamamış olması veya gerekse mahkeme kaleminin dikkatsizliği neticesi hükmün kesinleştiğini, davacının tutuklandığını, avukatlık hayatı boyunca şahsına verilen hiçbir görevde ihmalci olmamak için gereken tüm titizliği göstermiş bir
avukat olarak bu şekilde itham edilmesinin hoş karşılanabilecek bir tutum da olmadığını, ceza mahkemesince şu veya bu şekilde en lehe hükmün verildiğini, gereken her şey yapılmış iken davacı
vekilinin ihmal suçlamasıyla daha da lehe olabilirdi varsayımına dayanarak dava açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Anayasa Mahkemesinin 2911 Sayılı Kanun ve 5237 sayılı Kanun'un 220/6 maddesine uygun vermiş olduğu sayısız içtihat gözetildiğinde davacı hakkındaki mahkumiyet kararı istinaf edilseydi, söz konusu içtihatlar ışığında mahkumiyet kararı bozulacağının açık olduğu, kaldı ki, davacı hakkındaki kanun yolları tüketilseydi, bütün bu kararlara rağmen aleyhe bir sonuç çıksa bile davacı usule uygun şekilde iç hukuk yollarını tüketebildiği için davacının Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkından yoksun kalmayacağı, en nihayetinde ihlal kararı sonrası yeniden yargılama ve beraat edebileceği bir dosyada davalının görevini ihmali sonucu davacı telafisi mümkün olmayacak bir şekilde özgürlüğünden yoksun kaldığı, davacının 3 yıldır cezaevinde bulunduğu, mahkumiyetine neden olan kararı ortadan kaldırabilecek başvuru yollarından yoksun kalmış olmasının davacının mağduriyetini arttırdığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabul ile, 598.604,45 TL maddi, 90.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı asıl tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
2.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarihi belirtilen ek kararıyla; gerekçeli kararının davalıya 05.12.2024 tarihinde tebliğ olunduğu, davalı tarafından süresinde herhangi bir yasa yolu başvurusu yapılmadığından kesinleşme şerhi hazırlandığı gerekçesiyle davalının istinaf dilekçesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 346/1 maddesine göre reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içerisinde davalı asıl tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalının dava dosyasında avukat olarak yer almayıp davalı asıl olarak yer aldığı, PTT Teşkilatı A.Ş.'ye yazılan müzekkereye verilen cevabi yazı ile davalının UETS adresinin, avukatlık mesleğinden kaynaklı olmayan (şahsi) tebligatlarını alma özelliği olan "Alıcı" statüsünün hesap sahibi tarafından aktif hale getirilmediğinden belirtilen adresin şahsi tebligatların iletimine kapalı olduğunun bildirildiği, bu durumda davalıya gönderilen tebligatların e-tebligat yolu ile yapılamayacağı, dosyada mevcut ve fiziki olarak yapılan tebligatların usulüne uygun tebliğ edildiği gibi gerekçeli kararının davalının mernis adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu 21/2 maddesi uyarınca tebliğ edilmesinin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 20.11.2020 tarih, 2019/2 Esas ve 2020/3 Karar sayılı içtihadına uygun olduğunun anlaşıldığı, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararın tebliğine ilişkin işlemde ve kararın kesinleştirilmesinde usulsüzlük olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı asıl; yerel mahkeme tarafından usulüne uygun tebligat yapılmadığını, diğer usuli işlemlerin kanuna aykırı bir şekilde yürütüldüğünü, ceza muhakemesi kuralları gereğince sanığın da karardan haberdar edilmesi gerektiğinden müdafiye yapılan tebligatın yeterli olmadığını, sanığın da kanun yollarına başvurabileceğini, yerel mahkemenin kararını 22.01.2025 tarihinde öğrendiğini, süresinde istinaf yoluna başvurduğunu, davanın Hazine aleyhine açılması gerektiğini, ihmali olmadığını, 21.05.2024 tarihli oturumda bilirkişi ücretinin iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılması için davacı tarafa kesin süre verildiğini, verilen süre içerisinde bilirkişi ücretinin yatırılmaması halinde bu delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağının ihtar edildiğini, davacı tarafından ödenmesi gereken bilirkişi ücretinin karar tarihinden sonra yatırıldığını, bu husus dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, zorunlu arabuluculuk dava şartına uyulmadan dava açıldığını, mali durum araştırmasının yapılmadığını, varsayıma dayalı karar verildiğini, müterafik kusur durumunun değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun hukuki dayanağının bulunmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, zorunlu müdafilik görevinin ihmal edildiği iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle davalıya tebligatların usul ve yasa uygun yapıldığının anlaşılmasına göre davalının temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.