Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/831 K.2025/4182
3. Hukuk Dairesi 2025/831 E. , 2025/4182 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/602 E., 2024/4329 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; müvekkillerinin destekleri olan ...'ın 15.08.2014 tarihinde, ... Mahallesi ... sokak no:... Şanlıurfa adresinde bulunan ...'a ait meskenin dam kısmında kaynak işi yaptığı sırada, davalı şirkete ait yüksek gerilim elektrik akımına kapılarak hayatını kaybettiğini, Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/876 E. sayılı dosyası üzerinden aldırılan kusur raporuna göre davalı şirketin %40 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini beyan ederek; maddi ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, 21.05.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 149.821,71 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkilinin Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/876 E. sayılı dosyasında savunma yapmadığı bu nedenle dosyanın kendileri açısından bir bağlayıcılığı olmadığını, uzman bir heyetten rapor aldırılması gerektiğini, Şanlıurfa ve Eyyübiye Belediyelerinin asli kusurlu olduklarını, bina sahibi ...'ın da olayın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu savunarak; davanın reddini dilemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.06.2019 tarihli kararıyla; davacıların maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne; tüm davacılar için hesaplanan tazminattan takdiren %20 müterafik kusur indirimi yapılarak; davacılardan ... için 67.632,68 TL, ... için 19.392,00 TL, ... için 16.383,28 TL, ... için 11.322,38 TL, ... için 9.127,00 TL maddi tazminatın 15.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, tüm davacılar için hesaplanan tazminattan takdiren %20 müterafik kusur indirimi yapılarak; takdiren davacılardan ... için 24.000,00 TL, ... için 8.000,00 TL, ... için 8.000,00 TL, ... için 8.000,00 TL, ... için 8.000,00 TL manevi tazminatın 15.08.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2020 tarihli kararıyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 18.01.2021 tarihli ilamla;
"1-Kusur aranmaksızın sorumluluğun düzenlendiği haller, kusursuz sorumluluk halleri olarak ifade edilmektedir. Doktrinde kusursuz sorumluluk halleri olağan sebep sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ikili ayrıma tabi tutulurken, TBK tarafından hakkaniyet sorumluluğu-özen (sebep) sorumluluğu-tehlike sorumluluğu şeklinde ayırıma tabi tutulduğu görülmektedir. Denetleme ve gözetimde özen (cura in custodio) gereği, kusur unsur olarak aranmaz. (G.Antalya B.Hukuku Genel Hükümler C.1.2012.İst.sh.533.535.)
Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi, sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, yine de çoğu zaman zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğunun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır. (Prof. Dr. Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler 1991 Baskı Cilt 2 sf: 14-15)
Davalı şirket, bölgede elektrik enerjisinin dağıtımını yerine getirmektedir. Bu faaliyet, varlığı ve niteliği itibariyle bir tehlike ve dolayısı ile zarar ihtimali taşıdığından, davalı şirketin sorumluluğu, bir sebep sorumluluğu olan kusursuz (objektif) sorumluluktur. Bu sorumluluk türü tehlike sorumluluğu olarak da isimlendirilmekte olup, sorumluluk türlerinin en ağırını oluşturur. Burada tehlikeli nesne veya işletme ile gerçekleşen zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması sorumluluk için yeterlidir.
Davalı, zararlandırıcı sonucun doğmasına yol açan enerji hattının yapım ve bakım eksikliklerinden kaynaklanan zararlı sonuçlarından sorumludur. Sorumluluktan kurtulmanın olumsuz koşulu ise, zarar ile yapım bozukluğu ve bakım eksikliği arasındaki nedensellik bağının kesilmiş olmasıdır.
Somut olayda, davacıların murisi ...'ın ... Mahallesi, ... sokak, no:... Şanlıurfa adresinde bulunan ...'a ait binanın dam kısmında kaynak işi yaparken damın üstünden geçmekte olan davalı şirkete ait yüksek gerilim hattına değmesi sonucu elektrik akımına kapılarak öldüğü anlaşılmaktadır.
Davalı TEİAŞ cevap dilekçesine ek olarak sunduğu belgelerle, olayın meydana geldiği yapının, hat tesisinden sonra kaçak olarak yapıldığını, kendisi tarafından yapı sahibine ve belediyeye gerekli bildirimlerin ve ihtarların yapıldığını ve bina sahibi ile belediyeyi tehlike konusunda uyardıklarını bildirerek üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, gerekli tedbir ve önlemleri aldığını savunmuştur.
Yargılama sırasında elektrik elektronik mühendisleri bilirkişiler tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 05.02.2019 tarihli bilirkişi raporu ile hattın geçtiği güzergahın hazine arazisi olduğu, ancak kaçak yapılaşmanın olması ve emniyet mesafelerinin ihlal edilmesine rağmen belediye hizmetlerinden faydalanıldığı belirtilerek olayın meydana gelmesinde davalı TEİAŞ'a %40, yapı sahibi ...'a %20, Eyyübiye Belediyesi'ne %20 ve ölen ...'a da %20 kusur verilmiştir. Bilirkişi raporunda davalı tarafından sunulan belgeler değerlendirilmemiştir. Bilirkişi raporu hüküm vermeye elverişli değildir.
Bu durumda Mahkemece, olayın meydana geldiği binanın ne zaman inşa edildiği (yüksek gerilim hattının tesisinden önce mi sonra mı olduğu) araştırılarak, davalının sunduğu belgeler de değerlendirilmek suretiyle davalı TEİAŞ'ın ve diğer sorumluların kusur oranlarının gerekçeleriyle belirtildiği, önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik konusunda uzman bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınarak hasıl olacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma, inceleme ve yetersiz rapor doğrultusunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir." gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin 07.06.2022 tarihli kararıyla; davanın reddine karar verilmiş, kararın temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 14.12.2022 tarihli ilamıyla; "Somut olayda; her ne kadar Mahkemece bozma ilamı sonrasında mahallinde yeniden keşif yapılarak bilirkişi heyetinden alınan ek rapordaki değerlendirmeler doğrultusunda davalı şirketin, gerek desteğin dam kısmında kaynak işi yapmış olduğu meskenin sahibi olan ...’e, gerekse söz konusu meskenin hazine arazisi üzerine ... yönetmeliğine aykırı olacak şekilde risk teşkil eder vaziyette inşa edilmesine müsaade eden, Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesine, meydana gelebilecek tehlikeyi usulünce ihbar ve ihtar ettiği, can ve mal güvenliği açısından ... Yönetmeliğinde belirtilen emniyet mesafelerine riayet edilmesi gerektiğinin vurgulandığı, meydana gelebilecek zarar ve ziyandan ötürü sorumlu tutulacaklarını ihtar ettiği, bu durumda üçüncü kişinin ağır kusuru nedeniyle meydana gelen olay ile zarar arasındaki illiyet bağının kesildiği, davacıların desteğin vefatı ile neticelenen kazanın meydana gelmesinde üçüncü kişi konumunda olan kaçak yapının sahibi ... ile dava dışı belediyenin sorumlu olduğu, ancak davalı şirketin sorumlu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yukarıda ifade edilen ilkeler ve açıklamalar da dikkate alındığında, davalı şirketin aşamalarda ileri sürdüğü ve bozma sonrası dosyaya kazandırılan dava dışı Belediye ve kaçak yapı sahibi ihbar olunana bildirim ve uyarılarda bulunduğuna dair belgeler zarar ile eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte olmadığı, dolayısıyla davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunun ortadan kalkmadığının kabulü gerekir. Bu husus, ancak tazminatın kapsamıyla ilgili olup, belirlenecek miktarın tayininde gözönüne alınmalıdır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; kusursuz sorumlu olan davalının, munzam (ek) kusuru nedeniyle illiyet bağını kesen sebeplere dayanarak sorumluluktan kurtulamayacağı, buna bağlı olarak munzam kusur dikkate alınmak ve taraflar yararına oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle, gerekirse yeniden alanında uzman ayrı bir bilirkişi heyetinden yukarıdaki açıklama ve ilkeleri karşılar nitelik ve nicelikte kusur ve tazminat raporları alınmak suretiyle, davalı şirketin tazminle yükümlü olduğu zarar tutarının belirlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere, dava dışı Belediye ve kaçak yapı sahibi ihbar olunana bildirim ve uyarılarda bulunulmasına dair belgelerin zarar ve eylem arasındaki illiyet bağını kesecek nitelikte olmadıkları, dolayısıyla bu durumun davalı şirketin meydana gelen zarardan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığı, alınan raporlar ile davalı şirketin ek kusurunun %20 olarak tespit edildiği, her ne kadar davalının sorumluluğu kusursuz sorumluluk ise de davacılar tarafından sunulan bedel attırım dilekçesi ile davalının ek kusuruna (%40 bozmadan önce alınan bilirkişi raporu) isabet eden oranda talepte bulunulduğundan davacılar tarafından dava dilekçesinde talep edilen kusursuz sorumluluğun daraltıldığı, bu husus ve Mahkemenin 16.09.2019 tarihli kararının davacılar tarafından istinaf edilmemesinden kaynaklı davalı yararına oluşan usuli müktesep haklar gözetilerek bozmadan sonra hesap bilirkişisinden aldırılan 22.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacılardan ...'nın zararının 42.270,52 TL, ...'in zararının 12.120,00 TL, ...'in zararının 10.239,56 TL, ... 'in zararının 7.076,49 TL, ...'in zararının 5.704,38 TL olarak belirlenmiş, bu halde davacılar yönünden kesinleşen hükümler nazara alınarak davalının sorumluluğunun kapsam ve miktarı tayininde ek kusur olgusunun gözetilmesine yer olmadığı, bu halde davacıların maddi tazminat istemlerinde kısmen haklı olduklarından maddi tazminat bakımından davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, davacılardan ... için 42.270,52 TL, maddi ve 21.000,00 TL manevi, ... için 12.120,00 TL maddi ve 6.500,00 TL manevi, ... için 10.239,56 TL maddi ve 6.500,00 TL manevi, ... için 7.076,49 TL maddi ve 6.500,00 TL manevi, ... için 5.704,38 TL maddi ve 6.500,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı şirketten tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili süresi içinde temyiz yoluna başvurmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı vekili; müvekkil şirktin zararın doğumunda bir kusurunun olmadığının açık olduğunu, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davacılar vekili; davalının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğunu, taleplerinin tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ayrıca kısmen kabul kararı verilmiş olmasına rağmen vekalet ücretinin yanlış hesaplandığını belirterek, kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, tehlike arz eden işletmenin faaliyetine bağlı olarak gerçekleşen ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
1. İlk Derece Mahkemesince; önceki tarihli bozma ilamlarıyla oluşan usuli kazanılmış haklara uygun ve bozma ilamlarında işaret edildiği şekilde alınan bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda karar verildiğinin anlaşılmasına göre; davalının tüm, davacıların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Dava, maddi-manevi tazminat istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince davacılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre vekâlet ücreti hesaplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 maddesi gereğince temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
V. KARAR
1. Davalı vekilinin tüm, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücretine ilişkin 3. ve 4. bentleri çıkartılarak yerlerine sırasıyla "3-Maddi Tazminat bakımından davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 2024 yılında yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, " , "4-Manevi Tazminat bakımından davacılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden 2024 yılında yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine," bentlerinin yazılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.