Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2022/4646 K.2023/7540
1. Hukuk Dairesi 2022/4646 E. , 2023/7540 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/78 E., 2022/21 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozma kararına uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı ... vekili, davalı ... vekili, dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, ... mahallesinde 882 ve 883 parselin bitişiğindeki 17.813 metrekare ve 883 ve 875 parselin bitişiğindeki 10.620 metrekare araziyi 20 yıldan fazla süreyle kullandığını ileri sürerek tescil harici alanların adına tesciline, bu talepleri kabul görmez ise davaya konu arazileri ekmek, biçmek, ağaç dikmek, yetiştirmek için harcadığı maddi ve manevi emeği karşılığında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiş; 25.06.2020 tarihli dilekçesi ile (A) harfi ile gösterilen 10.620,86 metrekare yüzölçümdeki alandan feragat ettiğini, (B) harfi ile gösterilen 17.813,38 metrekare yönünden davaya devam ettiğini belirtmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili; 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, zilyetlikle iktisap için aranan şartların gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Belediyesi vekili; dava konusu taşınmazın Kentsel Gelişme Konut Alanına isabet etttiğini, taşınmazın belediye mücavir alan sınırları içerisinde kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece, Mera Kanunu'na göre tahsis kararlarında belirtilen haklara, tahsislerin kesinleştiği tarihten itibaren 5 yıl geçtikten sonra tespitlerden önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz edilemeyeceği ve bunlara karşı dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarihli ve 2016/9510 Esas, 2019/4426 Karar sayılı kararıyla onanmasına karar verilmiş; davacı vekilinin karar düzeltme istemi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 17.12.2019 tarihli 2019/4914 Esas, 2019/8543 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin, davaya konu fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 10.620,86 metrekare yüzölçümündeki bölümle ilgili hükme ilişkin onama ilamına yönelik Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440 ıncı maddesinde sayılan nedenlerden hiçbirisine uygun olmayan karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiş; aynı raporda (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün mera komisyon kararı ile mera olarak özel siciline kaydedilen 1524 parsel sayılı taşınmaz içinde değil tapulama harici alanda kaldığının anlaşıldığı; Mahkemece, tarafların iddia ve savunmaları ve dayandıkları deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği belirlenerek onama ilamının (B) harfi ile gösterilen 17.813,38 metrekare yüzölçümündeki bölüm yönünden kaldırılarak bu bölüme yönelik hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; fen bilirkişi raporuna ve Kadastro Müdürlüğü'nün 25.11.2015 tarihli müzekkeresine göre, tescili istenen ve (B) harfiyle gösterilen taşınmaz bölümünün mera komisyon kararı ile mera olarak özel siciline kaydedilen 1524 parsel sayılı taşınmaz içinde değil tapulama harici alanda kaldığı anlaşıldığı belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde tüm davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediğini, eksik inceleme ile karar verilemeyeceğini, yasal hasım olduğundan yargılama giderleri ve yargılama gideri kabul edilen vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Davalı ... vekili temyiz başvuru dilekçesinde; hüküm kısmında maddeler sıralanırken 3 davalı olmasına rağmen tek davalı varmış gibi hüküm kurulduğunu, bu durumun hak kaybına yol açtığını, söz konusu davada kanuni hasım oldukları için aleyhe yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... temyiz başvuru dilekçesinde; 3 davalı olmasına rağmen tek davalı varmış gibi hüküm kurulduğunu, bu durumun hak kaybına yol açtığını, söz konusu davada kanuni hasım oldukların için aleyhe yargılama gideri, harç ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, dava konusu yerin belediye mücavir alan sınırları içerisinde kaldığını, zilyetlik şartlarının gerçekleşmediğini, eksik inceleme söz konusu olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddesi
Türk Medeni Kanunu’nun 713/1 inci maddesi
3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamından, kadastro çalışmalarının 1969 yılında yapıldığı, dava konusu alanın 3402 sayılı Kanunu'nun 16/c maddesi gereğince tespit dışı bırakıldığı anlaşılmıştır.
2. Mahkemece, kabul edilen bölüm üzerinde davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
3. Şöyle ki, dava konusu taşınmazın niteliği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresine ilişkin olarak yeterli değerlendirme içermeyen ziraat bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmiş, davacılar adına aynı çalışma alanı içerisinde kadastro sırasında belgesizden zilyetlikle iktisap edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı Adliye Yazı İşleri Müdürlüğü, Tapu ve Kadastro Müdürlükleri'nden sorulmamış, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve bu tutanakların dayanağı belgeler getiriltilmemiş, bu tutanaklardaki sınırların dava konusu taşınmazı ne şekilde okuduğunun tespiti yapılmamıştır. Ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 713/4 üncü maddesinde öngörülen ilanlar taşınmazın bulunduğu yerde yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulması hukuken mümkün değildir.
4. Öte yandan; ...'nın 20.10.2020 tarihli yazısından ... Mahallesi 882 ve 883 parsellerin çevresinin 06.12.1995 tarih ve 53 sayılı Büyükşehir Belediyesi Başkanlığının meclis kararı ile imar planı içerisine alındığı bildirilmiş, Ziraat bilirkişi raporunda ise değerlendirme yapılırken imar planı dışında olduğu belirtilmiştir.
5. O halde, Mahkemece taşınmazın imar planı sınırları içinde kalıp kalmadığı, imar planı sınırları içinde kalıyorsa hangi tarihte imar planı sınırları içine alındığı ve imar planının hangi tarihte kesinleştiği ... ile Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığından tekrar ayrı ayrı sorularak alınacak cevabi yazı ile varsa imar planına ilişkin tüm bilgi ve belgeler getirtilerek dosya arasına alınmalı, taşınmazın imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde imar planının kesinleştiği tarihten, aksi halde dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait 3 ayrı dönemde çekilmiş hava fotoğrafları Harita Genel Müdürlüğünden fiziken getirilmeli, dava konusu taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları (tespite esas dayanakları) tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, davacıların aynı çalışma alanı içerisinde senetsizden edindiği taşınmaz bulunup bulunmadığı Yazı İşleri Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Müdürlükleri'nden sorulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, 1 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve teknik bilirkişinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır.
6. Yapılacak bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmaz bölümünün öncesinin ne olduğu, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği, taşınmaz bölümünün tarımsal amaçlı olarak kullanılıp kullanılmadığı, varsa taşınmaz bölümü üzerinde zilyetliğin hangi tarihte başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsel dayanağı kayıt ve belgeler mahalli bilirkişi ve tanıklar eliyle uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne ve kimin yeri olarak okuduğu belirlenmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmaz bölümünün tarımsal niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde toprak yapısını, eğimini, bitki desenini, imar ve ihyaya konu edilip edilmediğini, edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiğini açıklayan, taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş ve sınırları işaretlenen fotoğrafları ile desteklenmiş ve önceki bilirkişinin raporunu irdeleyen ayrıntılı rapor alınmalı; fen bilirkişisine dava konusu taşınmazı gösterir ve keşfi takibe elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor ve kroki düzenlettirilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılması, dava konusu taşınmazın paftası ile hava fotoğraflarının ölçekleri eşitlenmek suretiyle çakıştırılması ve çekişme konusu taşınmaz bölümünün hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve bu yerin önceki ve şimdiki niteliğinin, imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin kısmen veya tamamen ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine yönelik rapor alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmelidir.
7. Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca davacının belgesiz zilyetlik yoluyla sulu arazide 40 dönüm, kuru arazide 100 dönüm taşınmaz edinilebileceği gözetilerek davacının senetsizden edindiği taşınmazların sulu ve kuru arazi ayrımı ve oranlaması yapılmak suretiyle davacının belgesiz zilyetlik yoluyla edinilebileceği taşınmaz miktarı belirlenip Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilmek suretiyle ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
8. Bozma nedenine göre davalı ... davalı ...'nın sair temyiz itirazlarının davalı ...'nın tüm temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ... vekilinin ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönden kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
Davalı ... vekili ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının ve davalı
...'nın tüm temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
18.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.