Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2770 K.2025/3747

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2770 📋 K. 2025/3747 📅 01.07.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2770 E.  ,  2025/3747 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/906 E., 2024/281 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2010/647 E., 2020/572 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 01.07.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir
Belli edilen günde gelen davacı/birleşen davada davalı vekili Avukat ....ile davalı asil ...'ın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili; müvekkili şirket ile davalılardan ....Danışmanlık Ltd. Şti arasında 13.06.2008 tarihinde Burdur .... ... Restoran yatırımının yapılması ve işletmecilik faaliyeti ve %50 oranında ortaklık kurulmasına ilişkin sözleşme yapıldığını, sözleşme kurulurken davalıların hileli hareketlerde bulunduklarını ve sözleşme kurulduktan sonra sözleşmeye aykırı davranışlar sergilediklerini, sözleşmeye göre ortakların tüm gelir ve giderlere yarı yarıya ortak olmalarına rağmen işletmenin sevk ve idaresinde müvekkili şirkete söz hakkı tanınmadığını, davalı şirketin özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi, sözleşmeye ve hukuka aykırı eylemleri sebebi ile müvekkilinin zarara uğradığını, sermaye olarak bulunan 1.500.000,00 TL'nin bir yıldan kısa bir sürede eridiğini ve yok olduğunu, ortada zarar etmek şöyle dursun gelir getiren dahi bir işletme kalmadığını, yatırıma ilişkin rapor ve harcama belgelerinin halen davalı şirket tarafından davacı şirkete sunulmadığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 20.000,00 Euro tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı şirket vekili; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 13.06.2008 tarihinde yapılan anlaşma ile işletilecek olan restoranın % 50 kâr ve zarar ortaklığını öngören anlaşma yapıldığını, iş yerinin 08.08.2008 tarihinde faaliyet geçirildiğini, tüm işlemlerin davalının bilgisi dahilinde yapıldığını, ancak restoranın kâr etmediğini, sürekli zarar etmesi nedeniyle bazen bankalardan kredi kullanıldığını, davalının zarara katılma edimini yerine getirmediğini, bu nedenle de işletmenin borçlarının şirket temsilcisi tarafından ödendiğini belirterek; sözleşme gereği edimlerini yerine getirmeyen davalıdan alacaklara mahsuben 10.000,00 Euro alacak bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl davada davalılar vekili; müvekkilleri gerçek kişilere husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, davacının .... yatırımına ısrarla ortak olmak istediğini, bu yatırım kararının müvekkili şirket tarafından zaten 1 yıl öncesinden alındığını, restorana ilişkin tamir ve tadilat işlerinin neredeyse tamamlanmış halde olduğunu, davacı şirketin adi ortaklık ilişkisinin başından sonuna kadar geçen süreçte kendisine bilgi verilmediği, aldatıldığı yönündeki iddiaların asılsız olduğunu, davacı şirkete tercümanlık hizmetini müvekkili ....'ın değil başka kişilerin verdiğini, davalı şirket yetkilisinin işletmenin gidişatı ile ilgili tüm belge ve bilgileri bizzat edindiğini, davacı şirket yetkilisinin restoran açılmadan önce ve sonrasında tüm faturaları, haftalık, aylık ciroları, TAB Gıda ile olan yazışmaları, restoran ile ilgili tüm bilgileri aldığını, restoranın zarar ettiğinden dolayı kapatılması hususunda kendi bilgisinin ve onayının olduğunu, sadece davacı şirketin zarar etmediğini, müvekkili firmanın da zarara uğradığını, birçok yere borçlandığını, en sonunda restoranın davacının da bilgisi ve kabulü doğrultusunda 14.06.2009 tarihinde kapatıldığını, ardında bir çok borç kaldığını, bu borçlardan dolayı şirket ortaklarının taşınmaz ve araçlarına haciz konulduğunu, icra takibi yapıldığını, davacının aksine giderlere katılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 13.06.2008 tarihinde % 50 hisse ile adi ortaklık kurulduğu ve bu adi ortaklık nedeniyle davacı şirket tarafından 313.000,00 Euro ve 10.300,00 TL ödeme yapıldığı, .... Gıda ile sözleşme imzalanarak işletmenin faaliyete geçirildiği, fakat zarar ettiği için 14.08.2009 tarihinde işletmenin kapatıldığı, davalıların zarara neden olabilecek hileli veya kusurlu herhangi bir davranışları veya eylemlerinin, adi ortaklığın zararını doğrudan doğuracak ve sorumluluklarını gerektirecek herhangi bir eylemlerinin de ispatlanmadığı, işletmenin ekonomik kriz, vs nedenlerle zarar etmesinde doğrudan davalılara yüklenebilecek bir kusurun ispatlanmadığı, birleşen dosya yönünden ise adi ortaklık sözleşmesinin davacı ve davalı şirket arasında imzalandığı, davalı ... ....'in sözleşmede taraf olmadığı, her ne kadar adi ortaklık sözleşmesinde tarafların kar ve zarara %50 oranında ortak oldukları belirtilmiş ise de, davacı ortak tarafından bizzat kendisi tarafından yapılan herhangi bir zararın ödemesi belgesi ile birlikte ortaya konulup ispatlanmadığı gerekçesiyle; asıl davanın reddine, birleşen davada davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan, davalı şirket yönünden ise dava ispatlanamadığından reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; denetime uygun bilirkişi raporu benimsenerek asıl davada davalıların adi ortaklığın zarara neden olabilecek hileli veya kusurlu herhangi bir davranışlarının ispatlanamadığı, işletmenin ekonomik kriz vs nedenlerle zarar etmesinde doğrudan davalılara yüklenebilecek bir kusurun ve birleşen davada, davacı ortak tarafından bizzat kendisi tarafından yapılan herhangi bir zarar ödemesinin belgesi ile birlikte ortaya konulup ispatlanamadığı, birleşen davada vekalet ücretinin doğru takdir edildiği gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı- birleşen davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı- birleşen davalı vekili; müvekkili şirketin, davalı şirkete adi ortaklık kurulması için ödeme yaptığı hususunda ihtilaf bulunmadığını, adi ortaklığı davalı şirketin sevk ve idare ettiğini, davalı şirketin yetkilisinin de diğer davalı ... olduğunu, yani adi ortaklığı idare eden ve karar alan kişi olduğunu, adi ortaklık zarar etti ise bu zararın hangi nedenden ve işlemlerden kaynaklandığına ilişkin ispat yükünün adi ortaklık müdüründe olduğunu, dosyada adi ortaklığa ilişkin bilanço bulunmadığını, davalı şirket ve davalı şirketin idarecisi ... tarafından adi ortaklığın kâr, zarar, gelir ve giderlerini gösteren belge sunulmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; asıl davada adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda, belirtilen gerekçe, hükme esas alınan ve denetime elverişli bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere adi ortaklık bilançosuna göre ortaklığın zarar ettiği, ortaklığın zarar etmesinde davalı-birleşen davacının kusurlu olduğunun ispatlanamadığının anlaşılmasına göre, davacı-birleşen davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.