Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2988 K.2025/3619

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2988 📋 K. 2025/3619 📅 30.06.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2988 E.  ,  2025/3619 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1207 E., 2024/1436 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/364 E., 2021/200 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı şirket yetkilisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve davalının adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili Kuruma fatura edilen gerçek dışı muayene girişleri ile MR görüntüleme işlemlerine yönelik yürütülen soruşturma neticesinde tanzim edilen 05.05.2014 tarihli soruşturma raporunda, davalı şirket tarafından sigortalı ve hak sahiplerinin bilgisi dışında sağlık hizmeti sunulmadığı halde kasıtlı olarak 21.458 adet gerçek dışı muayene girişi yapılarak Kuruma fatura edildiğinin tespit edildiği ve toplamda 167.150.000,00 TL tutarında cezai işlem uygulandığını, davalı şirket tarafından Kurum zararının giderilmediğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili Kurumun 167.150.000,00 TL alacaklı olduğunun tespiti ile 167.150.000,00 TL'nin 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı Kurum müfettişlerince Kuruma fatura edilen gerçek dışı muayene girişleri ile MR görüntüleme işlemlerine yönelik yürütülen soruşturma neticesinde tanzim edilen 05.05.2014 tarihli ve 104590/SRŞ/01 sayılı soruşturma raporunda, davalı sağlık merkezi tarafından sigortalı ve hak sahiplerinin bilgisi dışında kimlik numaraları kullanılarak sağlık hizmeti sunulmadığı halde kasıtlı olarak 21.458 adet gerçek dışı muayene girişi yapıldığı ve Kurumlarına fatura edildiğinin tespit edilmesi üzerine toplam 167.150,000,00 TL cezai işlem uygulandığı, alınan 30.10.2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, Kurum tarafından uygulanan cezai şartın yerinde olduğunur ve davalının talebi doğrultusunda sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirildiğinin bildirildiği, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, 167.150.000,00 TL'nin 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; kendini vekille temsil eden davacı lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kabulüne, 167.150.000,00 TL'nin 09.12.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı şirket temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı şirket temsilcisi; Mahkemece yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetine elverişli olmadığını, dava konusu olaya ilişkin Siverek 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2022/175 E. ve Siverek 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/19 E. sayılı dosyalarında yargılamanın devam ettiğini, Mahkemece davaların sonucu beklenilmeden karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Kurum tarafından uygulanan cezai şart bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
1. Hukuki dinlenilme hakkı, temel dayanağını 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde yer alan hak arama özgürlüğüne ilişkin düzenlemeden alır. Anılan maddeye göre, herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahiptir. Bu düzenlemenin medeni usul hukukundaki yansımasını hukuki dinlenilme hakkı oluşturur. Hukuki dinlenilme hakkının sağlanması aynı zamanda adil yargılamanın da sağlanmasıdır.
Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür. Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 35. maddesinde; "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır. Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmi kayıtlardaki adresleri esas alınır." hükümlerine yer verilmiştir.
Dava dosyası incelendiğinde; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararının davalının "... Caddesi No:36 .../..." adresine 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesinde göre tebliğ edildiği, ancak dosya arasında bulunan 12.12.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesine göre davalı şirketin "... Caddesi No:36 .../..." adresinden "... Mahallesi 39. Sokak No :7 .../ " adresine taşındığının anlaşıldığı, bu nedenle davalı şirketin eski adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu açıktır.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; gerekçeli kararın ve davacının istinaf dilekçesinin davalının ticaret sicil adresi olan "... Mahallesi 39. Sokak No :7 .../..." adresine tebliği ile yasal istinaf süresi beklendikten sonra sonunca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma sebebine göre temyiz eden davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR.
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre davalının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
Davalı taraf adli yardım kararı aldığından harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.