Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3617 K.2025/2959
3. Hukuk Dairesi 2024/3617 E. , 2025/2959 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/996 E., 2024/1108 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 34. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/222 E., 2023/161 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından adli yardım talepli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin ve adli yardım talebinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında yapılan 2. el gemi ve yat tedarikine ilişkin anlaşmaya istinaden davalıya belge karşılığında ve şahitler huzurunda 1.230.000 USD para verdiğini, 25.02.2015 tarihli protokolde davalının müvekkilinden 1.000.000 USD aldığını yazılı olarak kabul ettiğini, buna rağmen davalının vaat ettiği yat tedarikini yapmadığını, ödediği parayı da iade etmediğini, bunun üzerine müvekkilinin fazlaya dair haklarını saklı tutarak alacağının 21.000 USD'lik kısmı için icra takibi başlattığını, itiraz üzerine açtığı itirazın iptali davasının kabul edildiğini ve istinaf ile temyiz aşamalarından geçerek kesinleştiğini ileri sürerek; fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 700.000 USD yönünden itirazın iptaline, alacağa 3095 sayılı Kanunun 4. maddesine göre faiz işletilmesine, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında iddia edildiği gibi bir sözleşme bulunmadığını, davanın sebepsiz zenginleşmeden kaynaklandığı için zamanaşımı süresinin dolduğunu, dava konusu protokolün müvekkilinin ortağı ve yetkilisi olduğu anonim şirket adına imzalandığını, müvekkilinin taraf sıfatı bulunmadığını davanın şirkete yöneltilmesi gerektiğini, davacının yurt dışında gerçekleştirmeyi düşündüğü proje için müvekkilinden bu konuda iş yapan kişilerle kendisini tanıştırmasını istediğini bu doğrultuda davacıyı Azerbaycan vatandaşı olan ... ile tanıştırdığını, ödemelerin davacının talimatıyla yurt dışındaki muhataplara gönderildiğini, projedeki gecikmeler nedeniyle projenin davacı tarafından Mayıs 2015'de iptal edildiğini, bu hususa ilişkin olarak ... tarafından davacıya hitaben ödeme taahhüdü keşide edildiğini, davacının bu tarihten 2018 tarihinde kadar takip başlatmadığı için 2 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, kısmi olarak dava açılamayacağını savunarak, davanın reddine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "1-)Davanın KABULÜ ile davalı tarafça Ankara 19.İcra Müdürlüğü 2020/5214 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, 2-)Asıl alacağa T.C. Merkez Bankası'nca yıllık uygulanan en yüksek faiz oranının yıllık %9 oranından fazla olmamak üzere uygulanmasına, 3-)İcra inkar tazminatının reddine,..." karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, eldeki dava konusu uyuşmazlık bakımından sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanacağının hem Yerel Mahkeme kararında hem de Bölge Adliye Mahkemesi kararında kabul edilmiş olmasına rağmen zamanaşımı yönünden hiçbir değerlendirme yapılmadığını, davanın asliye ticaret mahkemesince görülmesi gerektiğini, yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametinin bulunduğu İstanbul mahkemeleri olduğunu müvekkili tarafından imzalanan tek belgenin 25.02.2015 tarihli "Tutanak" başlıklı belge olduğunu, söz konusu tutanağın yalnızca durumun meydana gelişini gösteren yazılı bir belge olup sözleşme vasfı taşımadığını, kötü niyet tazminatına karar verilmediğini belirterek, kararı temyiz etmiştir
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesi gereği ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 294. maddesi gereğince; Mahkeme, yargılamanın sona erdiği duruşmada hükmü vererek tefhim eder. Hükmün tefhimi her halde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir.
6100 sayılı Kanunun 297/2 maddesinde hükmün sonuç kısmında taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerektiği öngörülmüştür.
Aynı Kanunun 298/2 maddesi gereği gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile 6100 sayılı Kanunun yukarıda değinilen emredici nitelikteki hükümlerine de aykırı bir durum yaratır.
Eldeki davaya konu icra dosyasında 1.009.000 USD asıl alacak ile 179.751 USD işlemiş faiz alacağının takibe konulduğu ancak itirazın yalnızca 700.000 USD'lik kısmının iptaline karar verilmesinin talep edildiği, İlk Derece Mahkemesince duruşmada taraflara tefhim edilen kararında "1-)Davanın KABULÜ ile davalı tarafça Ankara 19.İcra Müdürlüğü 2020/5214 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, 2-)Asıl alacağa T.C. Merkez Bankası'nca yıllık uygulanan en yüksek faiz oranının yıllık %9 oranından fazla olmamak üzere uygulanmasına, 3-)İcra inkar tazminatının reddine,..." karar verildiği, gerekçeli kararda ise hükmün 1. bendinden sonra gelecek şekilde "...(dava konusu edilen 700.000,00 USD ( TL karşılığı 11.445.000,00 TL) asıl alacak yönünden )..." ibaresinin eklendiğini, böylelikle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişkinin oluşmasına sebebiyet verildiği anlaşılmakla, kararın bozulması gerekmiştir.
2. Bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şu aşamada gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 373/1 maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,
2.İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA,
3.Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Hükmü temyiz eden davalı vekilinin adli müzaheret kararı almış olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.