Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3675 K.2025/2912
3. Hukuk Dairesi 2024/3675 E. , 2025/2912 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2023/540 E., 2024/927 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI: 2021/515 E., 2022/354 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalılardan ... arasında uzun yıllardır arkadaşlık ve iş ortaklığı bulunduğunu, aralarındaki ortaklığın güven üzerine kurulduğunu, müvekkili üzerine kayıtlı dava dışı ... Endüstriyel Yapı Sistemleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ile dava dışı ... Endüstriyel Yapı Sistemleri İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi; davalı ...'nın üzerine kayıtlı davalılardan ... ile ... Konstrüksiyon İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi ve ... İnşaat adında şirketleri olduğunu, her ne kadar davalılardan ...'nın üzerine kayıtlı bahsedilen şirketler mevcut ise de aralarındaki adi ortaklıktan dolayı müvekkilinin genel vekâletnameleri bulunduğunu, müvekkilinin resmiyette ortak görünmediğini, müvekkili ve eşi olan dava dışı ...'nin anılan şirketlerde sigortalı olarak göründüğünü, müvekkili üzerine kayıtlı görünen dava dışı ... Endüstriyel Yapı Sistemleri isimli şirketin davalı ...'nın dava dışı eşi olan ... üzerine kayıtlı iken ölümlü bir iş kazası sonrası Mahkemenin takibinin daha sağlıklı olması ve ortağının eşine gelebilecek bir zarardan korumak amacı ile müvekkili tarafından devralındığını,
davalı ...'nın üzerine kayıtlı olan ve davalılardan ... Şirketince davaya konu 453 ada 2 parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine yapılacak olan 29 adet villa projesine başlandığını, gerçekte projenin sahibinin dava dışı ... olduğunu, müvekkilinin bu projeyi hayata geçirecek finansmanı olmadığından dava dışı ...'ya güven ve güvence sağlamak için kendisini davalılardan ... Şirketine %50 hisseli ortak olarak aldıklarını, inşaatın başlamasının ardından davalı ve şirketin diğer %50 hisseli ortağı olan davalı ...'nın şirkette usulsüzlükler yapmaya başladığını, o sıralardaki inşaat maliyeti 9.000.000,00 TL civarında iken davalı ...'nın harcamaların 24.000.00,00 TL civarlarında olduğunu iddia ederek maliyeti fazla gösterip eski borçlarını projeye dahil göstererek diğer ortaklarını dolandırmak istediğini, işleri yürüten ve esasen ortak olan müvekkilinin durumu fark edince aralarında tartışma yaşandığını, tüm bu olaylar sonrasında müvekkilinin zor durumda kaldığını, müvekkilinin işlerini yürüttüğü 453 ada 2 parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine kayıtlı 29 adet villa projesinde inşaatın devam edip villa satışlarının yapıldığını, davalı ...'nın diğer davalı şirket üzerinden satışlar yaparak uhdesine para geçirdiğini, bu nedenle müvekkilinin mağduriyetinin de arttığını ileri sürerek; davalı ... Şirketi üzerine kayıtlı ve inşaatı devam eden 29 villalık projeden mal kaçırmayı önlemek amacı ile kayyım atanmasına, davalı şirket ile davalı ... arasında adi ortaklık ve organik bağ bulunan müvekkilinin zararlarının bilirkişi marifetiyle tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; müvekkili şirketin yetkilisi olan diğer davalı ... tarafından büro personeli olan davacıya şirket adına taşınmaz alım-satımı hususunda vekaletnameler verildiğini, davacının iş yerinde alkol alması, şirketin şantiyesinde doğacak masraflarda kullanılmak üzere kendisine teslim edilen kredi kartından şahsi harcamalar yapması ve iş hukukunun kendisine yüklediği bir çok edimi yerine getirmemesi nedeniyle iş akdinin tek taraflı olarak feshedildiğini, ardından vekaletnamelerden de azledildiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya tahsis edilen cep telefonunun şirkete ait bilgileri içeren laptopun, şirket merkezine ait ofisin anahtarının ve müvekkili şirkete ait aracın iadesini talep ettiklerini, davacının sadece anahtarı bıraktığını, daha sonra da diğerlerini bilahare teslim edeceğini beyan ettiğini, 2021 yılı Mayıs ayı içinde Covid-19 tedbirleri kapsamında şirket ofisinin kapalı olduğu dönemde uhdesinde kalan anahtarı ile ofise girerek arabayı da aldığını, davacının şirket yetkilisi olan diğer davalı ... ile yaşadığı husumet sebebiyle müvekkili şirketin başlattığı ... Yapı İnşaat isimli projede bulunan bir kaç villayı şirket yetkilisinin haberi olmadan 3. kişilere satmaya çalıştığını, davacının şirket yetkilisi olan diğer davalı ...'nın 3 vekaletnameden 2'sinden kendisini azledip .... Noterliğinin 01.02.2019 tarihli vekaletnameden azletmeyi unutmasını fırsat bilerek müvekkili şirket adına kayıtlı 3 bağımsız bölümü dava dışı ... adlı şahsın kız kardeşi olan dava dışı ...'ye sattığını tespit ettiklerini, buna ilişkin tapu iptali ve tescil davası açtıklarını, davacı hakkında vekalet görevini kötüye kullanma ve dolandırıcılık suçlarından savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını, davacının eşi olan dava dışı ...'ye müvekkillerinden ... Şirketi adına kayıtlı taşınmazı devrettiğini, dava dilekçesinde kötü yönetim, sahtecilik ve inşaat projesinin durma noktasına gelmesinden dolayı dava dışı ... tarafından Asliye Ticaret Mahkemesinde yönetim kayyımı atanması için dava açıldığını iddia etmişse de davadan feragat ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ticaret sicilinden gelen kayıtlarda davacının davalı şirketlerde ortak olarak görünmediği gibi, davacının davalılardan ... Şirketinde sigortalı işçi olarak göründüğü, sunulan vekaletnamelerin ve diğer belgelerin içeriği gözönüne alındığında davacının davalı şirketlerde ortak olduğunu ispat edemediği, davalılardan ... ile aralarında adi ortaklık bulunduğunu iddia etmişse de davacı tarafça sunulan belgeler incelendiğinde davalılardan ... ile aralarında birlikte imzalanmış yazılı bir ortaklık sözleşmesi bulunmadığı gibi adi ortaklığı ispata yarar yazılı bir delil de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; limited şirketlerde esas sermaye payının devrinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 595-(1) maddesine göre "Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır." şeklinde olduğu, bu şeklin geçerlilik koşulu olduğu, noterde onanmayan sermaye payının devrine ilişkin sözleşmelere dayanarak pay devri yapılamayacağından davacının davalı şirketlerde gizli ortak olduğu iddiasının anılan yasal düzenleme gereği geçerli bir şirket ortaklığı bahşetmediği, davacının adi ortaklık iddiası yönünden ise, davalı şirketler için davacıya genel vekaletnamelerin verildiği, davalılardan ... Şirketinin dava dışı ortağı olan ...'nın savcılık soruşturma dosyasında davacıdan ortak olarak bahsetmesi, yine davacının şirketlerinde davalılardan ...'nın çalışan olarak görünmesi ve davacının da davalı şirketlerde çalışan olarak görünmesinin davalı şirketlerin payları üzerinde ve davaya konu 453 ada 2 parselde kayıtlı 8 dönüm arsa üzerine yapılacak olan ve inşaatına başlanan 29 adet villa projesinde davalı ... ile adi ortaklık ilişkisi olduğunu ispata yeterli olmadığı, zira davacının vekillikten azledilmesi, davalıların davacı hakkında şikayetçi oldukları savcılık soruşturma dosyalarındaki bir kısım beyanlarda davacıdan çalışan olarak bahsedilmesi nazara alındığında davacının adi ortaklık iddiasını ispat edemediği, dosyada delil başlangıcı sayılan bir belge de bulunmadığından tanık dinlenmemesinin de yerinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen ret kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; bahsi geçen soruşturma dosyalarında alınan bir kısım beyanlarda müvekkilinden çalışan olarak bahsedilmesinin davalının mahkeme dışı ikrar olmaması için başvurduğu bir yöntem olduğunu, ispat bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200/I maddesinde öngörülen senetle ispat zorunluluğunun adî ortaklık sözleşmelerine uygulanmasının isabetli olmadığı yönünde görüş bulunduğunu, bu yönde Yargıtay içtihatlarının da mevcut olduğunu, dosyaya sunulan belgelerin delil başlangıcı olarak değerlendirilemeyeceği belirtilse de Mahkemece tanıkların dinlenmesi noktasında karşı tarafın muvafakatinin olup olmadığı hususunun da yargılamanın hiçbir aşamasında sorulmadığını, Mahkemece müvekkiline iddiasını ispat yönünde davalıya yemin teklif etme hakkının kullandırılmamasının da hatalı olduğunu, Mahkemece şirket kayıtlarının ve bilançolarının incelenmesi yönündeki bilirkişi incelemesi taleplerinin reddedildiğini, müvekkilinin şirketi olan ... Endüstriyel Şirketinin davalılardan ... Şirketinden yüklü miktarda alacağı bulunduğunu, tüm deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, adi ortaklığın tespiti ile alacak talebine ilişkindir.
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeye, limited şirketlerde esas sermaye pay devrinin 6102 sayılı Kanunun 595-(1) maddesi uyarınca yazılı şekilde yapılıp tarafların imzalarının noterce onanması koşuluna bağlı bulunduğu da nazara alındığında davacının davalı şirketlerde gizli ortak olduğu iddiasını ispat edememesine, adi ortaklık iddiası yönünden ise, sunulan vekaletnamelerin ve diğer belgelerin içeriği gözönüne alındığında davacının adi ortaklık iddiasını da ispat edememesine, davacının dava dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanmaması ve istinafta ileri sürülmeyen nedenlerin temyizde ileri sürülemeyeceği ilkesine göre yemin teklif hakkının hatırlatılmamasında bir isabetsizlik bulunmamasına, dava senetle ispat kuralına tabi olup tanık dinlenmesini gerektirebilecek istisnai durumlar da yer almadığından tanık dinlenmemesinin yerinde olmasına, bu şekliyle Derece Mahkemelerince davacının adi ortaklık ilişkisini ve şirket ortaklığı iddiasını ispat edemediği yönündeki kabul ve değerlendirmelerinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.