Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3218 K.2025/2282

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3218 📋 K. 2025/2282 📅 21.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3218 E.  ,  2025/2282 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 46. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1857 E., 2024/727 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Malkara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/20 E., 2021/46 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı asil tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ödünç olarak verdiği toplam 100.000,00 Euro'nun 01.08.2014 tarihli tutanak ile ilk yarısının 2015 yılı Eylül ayında, geri kalan yarısının ise 2016 yılı Eylül ayında ödeneceğinin vadedildiğini ancak ödenmediğini, alacağın tahsili için başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu beyan ederek; itirazın iptali ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asil, istemin zamanaşımına uğradığını, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu olmadığı beyanıyla; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen 01.08.2014 tarihli tutanak incelendiğinde, davalının faizleriyle beraber 100.00,00 EURO tutarın ilk yarısını 2015 yılı eylül ayında, geri kalan yarısını ise 2016 yılı eylül ayında ödeyeceğini taahhüt ettiği, tutanağın taraflarca imzalandığı, davalı tarafça imzaya itiraz edilmediği, davacı tarafça icra takibine konu olan belgenin adi senet niteliğinde olduğu, HMK md. 205 kapsamında belirlenen koşullar bulunduğundan kesin delil niteliği taşıdığı, davacının icra takibinden önce temerrüt ihtarının bulunmadığı, bu nedenle asıl alacağa ilişkin işlemiş faiz talebinin Mahkemece kabul görmediğini, asıl alacak tutarı yönünden alacağın hüküm altına alındığı, takip tarihi itibariyle 1 Euro'nun karşılığı 4.110,00 TL olduğu, hüküm altına alınan 100,000,00 EURO asıl alacak tutarının, takip tarihindeki kur karşılığı olan 411.000,00 TL olduğu, sözleşmeye dayalı alacak likit olduğundan asıl alacağın üzerinden icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar vermek gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile; takibin 100.000,00 euro anapara yönünden devamına asıl alacak olan 411.000,00 TL'nin % 20 si olan 82.200,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davalı asil tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı asilin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı asil temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı asil, talebin zamanaşımına uğradığını, borcun sebebinin belirli olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının isticvabı taleplerinin değerlendirilmediğini, icra inkar tazminatının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ödünç sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
1. 6098 sayılı Kanun'un 386. maddesine göre; "Tüketim ödüncü sözleşmesi, ödünç verenin, bir miktar parayı ya da tüketilebilen bir şeyi ödünç alana devretmeyi, ödünç alanın da aynı nitelik ve miktarda şeyi geri vermeyi üstlendiği sözleşmedir."
2. Kural olarak belli bir olayın gerçekleşip gerçekleşmediğini, tarafların ispat etmesi gerekir. 4721 sayılı Kanun’un "İspat yükü" başlıklı 6. maddesi uyarınca; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Aynı yöndeki düzenleme 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir.
3. 6100 Sayılı Kanun'un 200/1 maddesinin;''Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle iki bin beş yüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz.'' şeklindedir
4.Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçe ve özellikle ödünç akdinden kaynaklanan uyuşmazlıkların 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, zamanaşımı süresinin 2015 yılı Eylül ayı vade tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve 26.12.2017 dava tarihinde istemin henüz zamanaşımına uğramadığı, davacı ödünç akdi iddiasını taraflar arasında imzalanan ve imzası inkara uğramayan 01.08.2015 tarihli kesin delil niteliğindeki adi senet ile ispat ettiğinden (HMK md 205.) ve davalının da ödemeye yönelik bir iddiası bulunmadığı, taraflar akraba ise de; senede karşı tanıkla ispat yasağı (HMK md 201.) hükmü uyarınca tanık dinlenemeyeceği ve davalının açıkça yemin deliline de dayanmadığı, kesin delil niteliğindeki adi senedin aksini ispat edemeyen davalının senede konu borcu ödemekle yükümlü olduğu ve takibe yönelik itirazın iptali kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı anlaşılmakla davalı asilin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.