Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3645 K.2025/2276
3. Hukuk Dairesi 2024/3645 E. , 2025/2276 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/1367 E., 2024/1466 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/615 E., 2024/247 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin 16.10.2018 tarihinde davalı şirket ile düzenlenen daire satış sözleşmesi ile ... İli ... İlçesi ... ada ... parsel sayılı taşınmaz üzerinde yapılan projede ... kat ... numaralı dairenin satımı konusunda anlaşmaya vardığını, davalı şirket tarafından inşaatın başladığı ve dairenin müvekkiline yakın tarihte teslim edileceği taahhüt edilmişken, dava tarihi itibarıyla söz konusu taşınmazda inşaatın dahi başlamamış olduğunu, söz konusu tarihten bugüne kadar geçen süre içerisinde davalı şirketin edimini ifa etmediğini, sözleşmenin düzenleme tarihinde dairenin satış bedeli olarak belirlenen meblağın anlaşılan kısmını 20.000 Euro olarak ödediğini, kalan kısmının ise dairenin teslim edilmesi ile ödeyeceği konusunda tarafların mutabık kaldığını, müvekkilinin dört yılı aşkın süredir davalı tarafından oyalandığını, müvekkilinin sözleşmeyi fesih ettiğini ve parasını geri istediğini bildirdiği davalı şirketin bu talebi kabul ettiğini, ödemenin hesabına yapılacağının bildirildiğini, davalı şirket tarafından müvekkilinin iban numarasına 27.09.2022 tarihinde 148.000,00 TL havale talimatı verilmiş olduğunu, ancak müvekkilinin kendisinin 20.000 Euro ödediğinden dolayı davalının iade etmek istediği meblağın, müvekkilinin zararını karşılamayacağı gerekçesiyle kabul etmediğini, davalı tarafından müvekkiline bu ödemenin yapılmadığını ileri sürerek; taraflar arasındaki sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ile davalıya ödenen 20.000,00 Euro' nun denkleştirici adalet ilkesi gereği bedeli hesaplanarak müvekkilinin davalıya ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, borcun ifa tarihindeki kur karşılığı bedeliyle tahsiline karar verilmesini istemiş; 31.05.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 25.05.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda müddeabihi 20.000,00 Euro'nun denkleştirici adalet gereği hesaplanan karşılığı olarak 640.533,06 TL'nin ödeme tarihindeki ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında adi yazılı sözleşmeye konu taşınmazın tapu siciline kayıtlı bir taşınmaz olması nedeni ile zorunlu şekil kuralına uygun olarak yapılmadığından geçersiz olduğunu, geçersiz sözleşmeye dayanarak menfi zarar talep edilemeyeceğini, ancak sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davacının ödemiş olduğu 148.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesine göre iade edilebilir olduğunu, müvekkilinin elinde olmayan nedenlerden dolayı sözleşme gereğini yerine getirememesi nedeni ile daire peşinat bedeli olarak davalıdan aldığı 148.000,00 TL'yi 27.09.2022 banka havalesi yolu ile davacıya iade etmek istediğini ancak davacı tarafça kabul edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında akdedilen sözleşmede nakit olarak 148.000,00 TL alındığının belirtildiğini, dava dilekçesi ekinde yer alan havale dekontunun incelenmesinde, davalıya 20.000,00 Euro bedelin gönderildiğinin görüldüğünü ve bu bedelin denkleştirici adalet ilkesi gereğince iadesi talep edildiğinden, 20.000,00 Euro esas alınarak bilirkişiye hesaplama yaptırıldığını, istinaf kaldırma kararı ve Yargıtay uygulaması nazara alınarak davacı tarafından ödendiği bildirilen Euro'nun ödeme tarihi olan 10.09.2018 tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı Türk Lirası değeri belirlenen 149.764,00 TL'nin, dava tarihi itibariyle ortalama güncel değerinin 444.183,43 TL olduğunun belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile taraflar arasında akdedilen 16.10.2018 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunun tespiti ile 444.183,43 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş;16.04.2024 tarihli tashih kararıyla Mahkemenin 26.03.2024 tarihli duruşma zaptının ve gerekçeli kararının hüküm fıkrasında 44.183,43 TL'nin sehven yazıldığı tespitine yer verilerek duruşma zaptının ve gerekçeli kararın hüküm kısmının ikinci maddesinin; 444.183,43 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında 16.10.2018 tarihli daire satış sözleşmesinin imzalandığını, bu kapsamda davacı tarafından davalıya 148.000,00 TL ödeme yapıldığı ancak sözleşmeye konu dairenin davacıya teslim edilmediği, davacı tarafından davalıya ödenen 148.000,00 TL'nin denkleştirici adalet ilkesi gereği dava tarihi itibarıyla ulaştığı değerin 444.183,43 TL olduğunu belirleyen bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu gerekçesiyle; istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; denkleştirici adalet ilkesine göre yapılacak hesaplamada ödemenin dava tarihinde ulaştığı alım gücü hesaplanması gerektiğini, dosyaya sunulan ve Mahkemece hükme esas alınan ek raporda yapılan hesaplamanın söz konusu 20.000 Euro'nun alım gücünün uyarlanmasını sağlamaktan çok uzak bir rapor olduğunu, müvekkilin parasının dava tarihine denkleştirilmesinin sağlanamadığını, eldeki davada bilirkişi raporunun sadece asgari ücretteki artışı aldığını, buna karşılık memur maaşındaki artışa hesap kalemlerine eklemediğini, ayrıca 20.000 Euro'nun denkleştirici adalet ile artış oranını belirlemek üzere yaptığı hesaplama kaleminde Euronun yıllar içinde artış oranını hesaplama yaparak açıkça hatalı bir hesap yaptığını, zira TL bazında açılmış olan davalarda denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama yapılırken özellikle farklı cins para artışlarına göre oranlama yapılması gerektiğini, Yargıtay kararlarını tanımadığı açıkça ortaya koyan bilirkişinin raporunu kabul edilebilir olmadığını ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin elinde olmayan nedenlerden dolayı sözleşme gereğini yerine getirememesi nedeni ile daire peşinat bedeli olarak aldığı 148.000,00 TL'yi 27.09.2022 banka havalesi yolu ile iade etmek isteğini ancak davacı tarafça kabul edilmediğini, bilirkişi raporunda 27.09.2022 tarihine kadar güncel rayiç değerlendirmesi yapılması gerektiğini, Mahkeme aksi kanaatte ise müvekkil tarafından 27.09.2022 tarihinde iade edilmiş olan 148.000,00 TL'nin iade tarihine kadar hesaplanan güncel rayiç bedelden mahsubu ile bakiye bedelin dava tarihi olan 17.11.2022 tarihine kadar güncel rayiç değerinin tespit edilerek iade edilip kabul edilmeyen 148.000,00 TL'nin bu bedele ilave edilerek sonuç bedelin bulunması gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, taşınmaz satım sözleşmesi nedeniyle ödenen satış bedellerinin sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca tahsili istemine ilişkindir.
Temyizen incelenen kararda belirtilen gerekçelere göre, davalının sözleşmesel edimini gereği gibi ifa etmediği, buna bağlı olarak davacı olan tüketicinin sözleşmeden dönme koşullarının oluştuğu, davacının ödediği bedelin denkleştirici adalet ilkesi uyarınca iadesinin gerektiği,hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli ve denetime elverişli olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin itirazının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.