Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3346 K.2025/2210

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3346 📋 K. 2025/2210 📅 16.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3346 E.  ,  2025/2210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/897 E., 2024/1128 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2019/675 E., 2021/201 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili şirket ile davalı arasında iki adet konutun satımına ilişkin 17.02.2016 tarihli iki ayrı sözleşme imzalandığını, bu kapsamda davalının kısmi ödeme yaptığını, aradan yaklaşık 3 yıl geçtikten sonra davalının bahse konu sözleşmelerden dönmek istediğini, akabinde 02.01.2019 tarihinde fesih protokolü düzenlenerek bahse konu iki sözleşmenin fesih edildiğini, protokol kapsamında davalıya en geç 15.03.2019 tarihinde 524.000,00 TL'lik tutar ödemesi şartına bağlandığını, müvekkili şirket tarafından bu ödemenin yapıldığını, ödeme sonrasında davalının müvekkili şirketten bir alacağı kalmadığını, ancak davalının kötü niyetli olarak 23.08.2019 tarihinde müvekkili aleyhine İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile 653.220,86 TL bedelli takip başlattığını ileri sürerek; müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında ön ödemeli taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin sözleşmede belirtilen 210.000,00 USD bedelin tamamını davacıya ödediğini, daha sonra taraflar arasında fesih protokolü imzalandığını, müvekkiline 524.000,00 TL tutarında kısmi ödeme yapıldığını, iade edilen tutarın ödeme günündeki kur üzerinden hesaplandığında 95.970,00 USD'ye tekabül ettiğini, dolayısıyla davacının müvekkiline olan bakiye borcunun 114.030,00 USD olduğunu, kalan bakiye borcun ödenmesi hususunda davacıya ihtarname gönderildiğini, olumsuz cevap üzerine İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, fesih protokolünün birbiriyle çelişen hükümler içerdiğini, ayrıca fesih protokolünün ibra mahiyetinde de olmadığını, davacı tarafın sebepsiz olarak zenginleştiği miktarı müvekkiline iade etmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.05.2021 tarihli kararıyla; davacının sözleşme nedeniyle davalıya 14.03.2019 tarihinde 499.000,00 TL ve 15.03.2019 tarihinde 25.000,00 TL ödediği hususunda herhangi bir ihtilaf olmadığı, sözleşmenin yabancı para olarak ödenmesi nedeniyle yabancı para olarak iadesini talep edebileceği ve talebin de bu yönde olduğuna göre ödenen bedelin ödeme zamanındaki kur üzerinden dolar karşılığının hesaplanması gerektiğinden bahisle; davanın kısmen kabulüne, davacının icra dosyasında işlemiş faiz yönünden 700,48 USD borçlu olmadığının tespitine, takibin 114.030,00 USD asıl alacak 1.136,50 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 115.166,50 USD yönünden devamına, asıl alacak tutarına (114.030,00 USD) 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilmesine, davalının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2023 tarihli kararıyla; taraflar arasında iki adet taşınmaz için şekil şartlarına uyulmadan adi nitelikte gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinin düzenlendiği ve tarafların bir araya gelerek sözleşmeden dönüldüğü konusunda anlaşmaya vardıkları, geçersiz sözleşmeye istinaden sebepsiz zenginleşme hükümleri gereğince herkesin aldığını iade etmekle yükümlü olduğu, her ne kadar davacı tarafça ödeme ediminin yerine getirildiği iddia edilmiş ise de İlk Derece Mahkemesi tarafından taraflarca sunulan ödeme belgelerine göre davacının ödeme edimini tam olarak yerine getirmediğinin anlaşıldığı ve yapılan hesaplamaya göre davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu, davanın kısmen reddine dair karar verildiği anlaşılmakla 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği, bu değerlendirmeler ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin yasal düzenlemeler doğrultusunda; davacının istinaf başvurusunun esastan reddine, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 2. İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasında işlemiş faiz yönünden 700,48 USD borçlu olmadığının tespitine, takibin 114.030,00 USD asıl alacak 1.136,50 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 115.166,50 USD yönünden devamına, asıl alacak tutarı (114.030,00 USD) 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarınca USD olarak açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı işletilmesine, icra takip tarihindeki döviz kurunun TL karşılığının %20'si oranında tazminatın (191.798,46‬ TL'nin) davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Dairece verilen 23.01.2024 tarihli ilamla; fesih sözleşmesinin incelenmesinde, 524.000,00 TL'nin 15.03.2019 tarihinde ödenmesi halinde 17.02.2016 tarihli sözleşmelerin feshedileceğinin taraflar arasında kararlaştırıldığı, ödemenin yapılmaması halinde ise fesih protokolünün geçersiz olacağının ve alıcının ödemiş olduğu toplam sözleşme bedeli üzerinden icrai ve hukuki işlemlere başlanacağının belirtildiği, böylece artık dava konusu fesih protokolünün şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olduğundan bu hususta inceleme yapılması gerektiği, protokol şartlarına göre ödeme yapılmazsa alıcının ödediği toplam sözleşme bedeli üzerinden icrai ve hukuki işlemlere başlanacağının hükme bağlandığı, fesih protokolüne göre tarafların birbirini ibra ettiğinin açık olduğu, bu itibarla davacı süresinde ödemeyi gerçekleştirdiğinden dava konusu icra takibinden dolayı davanın kabulü ile davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmediği gerekçesiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyaya sunulan gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi "fesih protokolü" kapsamına göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın menfi tespit talebi yönünden kabulüne, davalı tarafından takip konusu yapılan alacak nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespitine, davacının yasal şartları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karara karşı, taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; hüküm altına alınan döviz alacağının karar tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı ve yine karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin (Tarife) dikkate alınarak hesaplanması gerektiğini, Mahkemece dava tarihindeki değere göre vekalet ücreti belirlenmesinin hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince bozma sonrasında duruşma açıldığını ve tüm tarafların duruşmaya katıldıklarını, bu durumda Tarife'nin 2/2 maddesi uyarınca lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken bu ücrete karar verilmediğini, Mahkemece davayı açarken ödedikleri 11.155,38 TL peşin/nispi harç ve 44,40 TL başvuru harcı hakkında karar verilmediğini, lehlerine kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın kısmen bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili; ihtilafın müvekkilinin sözleşme nedeniyle ödediği bedelin belirlenmesi ile sözleşmenin feshi konusunda yapılan anlaşmanın geçerli olup olmadığı, müvekkilinin ödediği bedelden iade edilmeyen kısım için başlatılan takipte alacağının bulunup bulunmadığının tespiti noktasında toplandığını, bozma ilamına direnilmesi gerekirken uyma kararı verilmesinin hatalı olduğunu, 17.02.2016 tarihli ön ödemeli taşınmaz satış sözleşmesinin şekil noksanlığından geçersiz bulunduğunu, geçersiz sözleşmenin feshinin de hukuken geçersiz olduğunu, yine fesih protokolünün de şekil noksanlığından geçersiz olduğunu, fesih protokolünün geçerli olduğu kabul edilse dahi (kabul edilmemekle beraber) fesih protokolü çelişkili hükümler içerdiğinden bu protokole itibar edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin yabancı uyruklu olup Türkçe bilmediğini, bu nedenle fesih protokolü akdedilirken huzurda yeminli tercüman bulundurulmamasının da hatalı olduğunu, ibralaşmadan söz edilebilmesi için ibraya ilişkin irade beyanının açık olarak belirtilmesi gerektiğini, dava konusu fesih protokolünde açıkça ibradan bahsedilmediğini, hükme esas alınan fesih protokolü maddeleri incelendiğinde tarafların birbirlerini ibra ettiklerine dair hiçbir ifadenin yer almadığını, yorum yoluyla dahi birbirlerini ibra ettikleri sonucuna ulaşılamayacağını, somut olayda iadesi gereken miktarın (210.000,00 USD) ile buna karşılık iade edilen meblağ (95.628,42 USD) arasında bir mislini aşar fark bulunduğunu, emsal içtihatlarda da ifade edildiği üzere, tazmin edilecek miktar ile buna karşılık alınan meblağ arasında açık orantısızlık bulunmakta olup yapılan ödemenin, ibra değil, ancak kısmi ifayı içeren bir makbuz niteliğinde kabulü gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı tarafça başlatılan takip nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş yönlerin incelenmesinin artık mümkün olmadığı, karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife hükümleri uyarınca davacı lehine hükmedilen vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakla, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.