Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3006 K.2025/2099
3. Hukuk Dairesi 2024/3006 E. , 2025/2099 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/59 E., 2021/208 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili, davalı Maliye Hazinesi vekili, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; dava konusu taşınmazın müvekkillerinin murisi ... tarafından 1938 yılında imar ve ihya edildiğini, taşınmazın evveliyatında 50.000 m² olduğunu, ancak Maliye Hazinesinin açtığı dava ile 31.960 m²' lik kısmının tapusunun iptal edildiğini, kalan 18.040 m²'lik kısmın .. ada ... parsel olarak maliki adına tescil edildiğini, kararın 04.12.1976 tarihinde kesinleştiğini, her iki taşınmazda da davacıların zilyetliğinin devam ettiğini, ancak davalı ... Reformu Genel Müdürlüğünün dava konusu 31.960 m²'lik kısmı 3083 sayılı Kanun gereğince başka kişilere tahsis ettiğini, böylece bu taşınmaz üzerindeki fiili tasarrufun sona erdiğini, 04.12.1976 tarihinden önce dikilmiş 1.076 ağaç olduğunu, bu tarihten sonra da çok sayıda ağaç dikildiğini, zeytinli arazinin daha değerli hale geldiğini, davalı kurumun sebepsiz zenginleştiğini belirterek; 80.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... Reformu Genel Müdürlüğü vekili; taşınmazın ve husumetin Hazineye ait olduğunu, 3083 sayılı Knun kapsamında uygulayıcı kuruluş olarak arsa satışlarını gerçekleştirip dağıtımını yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili; Söke Asliye Hukuk Mahkemesinin 1975/276 E., 1976/889 K. sayılı dosyasında alınan raporda taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu, açılma suretiyle kullanıldığının ve 5-6 yıllık delice zeytinlerin aşılanması suretiyle zeytinlik haline getirildiğinin belirtildiğini, davacıların taşınmaza ilişkin zilyetliğinin babalarının vefatı ile son bulduğunu, taşınmaz üzerinde bulunan zeytinlerin dikme suretiyle değil zaten mevcut olan delice zeytinlerin aşılanması suretiyle meydana getirildiğini, ayrıca talebin zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 13.09.2004 tarihli kararıyla; davanın idari yargının görev alanına girdiğinden bahisle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Dairece verilen 23.02.2006 tarihli ilamla; davaya adli yargı yerinde bakılarak esas hakkında hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin 27.11.2006 tarihli kararıyla; 1976 yılındaki Hazine adına tescil kararından sonrası için davacıların iyi niyetinden sözedilemeyeceği, bu karardan sonra da 20 yıldan fazla kullanıp gelir elde edilen davacıların yapmış oldukları masrafların karşılığını aldıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Dairece verilen 14.06.2007 tarihli ilamla; taşınmaz üzerinde bulunan ağaçlar; davacıların murisi tarafından dikilmiş ve bu ağaçların varlığı nedeniyle taşınmaz daha yüksek bir bedel ile satılmış ise, bu fazla değer kadar davalı Hazinenin sebepsiz zenginleştiğinin kabulü gerektiği, Mahkemece, Hazinenin satışa ilişkin ihale evraklarının getirtilerek satışa dahil olan unsurları belirleyip, zeytin ağaçları satış değerine dahil ise Hazinenin zenginleştiğinin, aksi halde sebepsiz zenginleşme unsurlarının oluşmadığının kabulü ile sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği, gerekçesiyle karar bozulmuştur.
4.Bozmaya uyan Mahkemenin 13.07.2009 tarihli kararıyla; taşınmazların toplam 8 dekarının zeytinlik vasfıyla satıldığı, zeytinlik olan kısımların dekarının 734,00 TL, diğer kısımların ise dekarının 250,00 TL olarak fiyatlandırıldığı, zeytinlik olan alan ile zeytinlik olmayan alan arasında dekar başına 484,00 TL fiyat farkı bulunduğu, toplam 8 dekar yönünden (8x484 TL=3.872,00 TL) davalı tarafın sebepsiz zenginleştiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, 3.872,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
5. Dairece verilen 21.02.2019 tarihli ilamla; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, 14.6.2007 tarihli bozma ilamı ile davalı ... Reformu Genel Müdürlüğü (Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) hakkındaki hükmün kesinleştiği, bozma sonrası yargılamaya sadece davalı Hazine yönünden devam olunması gerekirken, Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile yargılama ve temyizin temel ilkelerinden olan usulü kazanılmış hak kuralının ihlali mahiyette her iki davalı hakkında hüküm kurulmasının doğru görülmediği, davacıların taşınmazın murisleri tarafından dikilip yetiştirilen ağaçlar ile birlikte satıldığını, bu bedel kadar davalının sebepsiz zenginleştiğini öne sürerek, ağaçların bedelinin ödetilmesini istediği, taşınmaz davaya konu ağaçlar nedeniyle daha yüksek bir bedelle satılmış ise, davalının haksız olarak zenginleştiği miktarı davacıya iade etmesi gerektiği, bu halde de, olaya BK.61 (TBK.77) ve devam eden madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, davacının taşınmaza dikip yetiştirdiği ağaçlar için taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle taşınmazın muhtesatlı (ağaçlı) gerçek sürüm değeri ile muhtesatlar (ağaçlar) yok farz edilerek gerçek sürüm değerlerinin ayrı ayrı saptanması, bu yolla bulunacak iki değer arasında muhtesatlar yapan lehine bir fark oluşmaz, eş söyleyişle taşınmaz üzerinde bulunan muhtesatların (ağaçların) varlığı alıcı yönünden bir ekonomik değer taşımadığı için satım bedeline etki yapmıyor veya yapmayacak ise davalının, bu ağaçlar nedeniyle zenginleşmesinin olmadığı, aksi halde iki bedel arasında muhtesatları yapan yönünden lehine bir fark oluştuğunda da bu iki değerin birbirine oranlanması, bu oranın üçüncü kişiye satış bedeline uygulanması suretiyle elde edilecek fark bedel kadar bu ağaçlar nedeniyle arsa sahiplerinin zenginleştiğinin kabulü gerektiği, Mahkemece, yukarıda açıklanan yönteme uygun şekilde inceleme ve araştırma yapılarak Yargıtay denetimine uygun bilirkişi raporu alınmadan, yalnızca idarenin esas aldığı satış değerine göre belirleme yapılarak karar verilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle; davacılar yararına bozulmuştur.
6. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalılardan Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı açısından davanın reddine karar verildiği, Mahkeme kararının Yargıtayın 14.6.2007 tarihli bozma ilamı ile bu davalı kesinleştiği, kesinleşen hüküm usulü kazanılmış hak oluşturduğundan davalı ... Reformu Genel Müdürlüğü (Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) açısından davanın reddine karar vermek gerektiği; olaya BK.61 (TBK.77) ve devam eden madde hükümlerinin uygulanması gerektiği, Yargıtayın bozma ilamında yer alan davacının taşınmaza dikip yetiştirdiği ağaçlar için taşınmazın üçüncü kişiye satış tarihi itibariyle taşınmazın muhtesatlı (ağaçlı) gerçek sürüm değeri ile muhtesatlar (ağaçlar) yok farz edilerek gerçek sürüm değerleri ayrı ayrı saptanması, fark oluşup oluşmadığına bakılmasına, iki bedel arasında muhtesatları yapan yönünden lehine bir fark oluştuğunda da bu iki değerin birbirine oranlanması, bu oranın üçüncü kişiye satış bedeline uygulanması suretiyle elde edilecek fark bedel kadar bu ağaçlar nedeniyle arsa sahiplerinin zenginleşip zenginleşmediğinin tespiti amacıyla keşif ara kararı kurulduğu, davacılar vekilinin eksik delil avansını verilen kesin sürede yatırmadığı, bu nedenle de bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verildiği, Yargıtay bozması teknik konu olup bilirkişi incelemesini gerektirdiği halde davacı taraf iddialarını bilirkişi delil avansını yatırmayarak iddiasını ispatlayamayamadığı gerekçesiyle; davanın davalı ... Reformu Genel Müdürlüğü (Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı) yönünden reddine, davanın davalı Hazine açısından kısmen kabulü ile, 3.872,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili, Mahkemenin, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına dair tanzim ettiği 10.11.2020 tarihli ara kararın hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi gideri toplam 750,00 TL,keşif harcı 384,90 TL olduğu halde, Mahkemenin toplam tutardan çok daha fazla (2.000,00 TL) delil avansı yatırmalarına karar verdiğini, gerekenden çok daha yüksek belirlenen bu miktarı yatıramadıklarını, bu sebeple keşfin yapılamadığını, müvekkillerinin zararının tam olarak hesaplanmadan verilen kararın hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Hazine vekili, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yerlerden olduğunu açılma suretiyle kullanıldığını ve 5-6 yıllık delice zeytinlerin aşılanması suretiyle zeytinlik haline getirildiğini, İdarece davacıların murislerinin işgali nedeniyle çıkartılan ecrimisil ihbarnamesine davacı ... 11.08.1998 tarihli dilekçesinde babalarının 05.10.1992 tarihinde vefat ettiğini kendilerinin de bu tarihten sonra ecrimisile konu yeri kullanmadıklarına dair beyan dilekçesi sunduğunu,
taşınmaza ilişkin olarak 03.07.2000 tarihli mahallinde idarece tutulan tutanakta da taşınmazın boş olduğu tespit edildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan zeytinler dikme suretiyle değil zaten mevcut olan delice zeytinlerin aşılanması suretiyle meydana getirildiğini, söz konusu işlemin fer'i zilyed sıfatı ile yapıldığını, asli zilyedliğin söz konusu olmadığını, davacıların dava konusu yerdeki tasarruflarının kendi beyanları ile 1992 yılında son bulduğunun açık olduğunu, davacıların bir an için böyle bir hakkının olduğu kabul edilse bile söz konusu talebin zamanaşımına uğradığını, davacıların mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazda işgalci oldukları, davaya konu taşınmaz üzerinde hukuken korunabilir yasal bir haklarının ve izinlerinin bulunmadığı, kötüniyetli oldukları birlikte düşünüldüğünde hukuken kötüniyetin korunması mümkün olamayacağını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı ... Vekili; Mahkemece hükmün 1. fıkrasında davanın müvekkili Bakanlık açısından reddine karar verilmesine rağmen, 2. fıkrasında "3.872,00 TL. alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine..." demek suretiyle hem gerekçe ile hüküm fıkrasında, hem de hüküm fıkrasının kendi içinde çelişki yaratıldığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
4. Davacılar vekili; Maliye Hazinesi Vekilinin sunduğu temyiz dilekçesine katılma yolu ile temyiz talepli dilekçesinde; Mahkemenin müvekkilleri lehine taktir ettiği vekalet ücreti 3.872 TL iken, davalı kurum lehine 5.419,00 TL vekalet ücreti taktir etmesi hukuka aykırı olduğunu, davalı lehine taktir edilecek vekalet ücreti,davacı lehine tatkir edilen ücreti geçemeyeceğini, bu hususu, katılma suretiyle temyiz yoluyla ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, sebepsiz zenginleşmeden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir.
1. Temyiz dilekçesine süresi içerisinde cevap verecek tarafın, vereceği cevap ile birlikte kendine özgü temyiz sebepleri ileri sürmesi olarak tanımlanabilecek olan katılma yoluyla temyize ilişkin olarak 6100 sayılı Kanun'un 366. maddesindeki yollamayla temyiz kanun yoluna ilişkin olarak uygulama alanı bulan aynı Kanun’un 348/1. maddesi gereğince temyiz dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile temyiz yoluna başvurabilir. Temyiz yoluna asıl başvuran taraf, buna karşı iki hafta içinde cevap verebilir. Karşı (asıl) tarafa bağlı temyiz diyebileceğimiz katılma yolu ile temyiz kurumu, belirli şartlara uygun olarak, kendi temyiz süresi içerisinde temyiz hakkını kullanmamış veya kullanamamış olan taraf, karşı tarafın temyizi ile birlikte ve ona tabi olarak temyiz yoluna başvurmaktadır. Dolayısıyla katılma yolu ile temyiz, hükmü süresinde temyiz etmemiş olan tarafa, karşı tarafın temyiz dilekçesine cevapla temyiz itirazlarının sunulabilmesi için düzenlenmiş bir hak olduğundan kendi temyiz süresi içinde temyiz hakkını kullanmış olan davacının katılma yoluyla temyize başvuru hakkı bulunmadığı açık olup davacının katılma yoluyla temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Mahkemece; uyulan bozma ilamı uyarınca keşif ara kararı kurulduğu, davacılar vekilinin eksik delil avansını verilen kesin sürede yatırmaması nedeniyle bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunduğu, Mahkemece ... yönünden davanın reddine karar verilmesine rağmen hüküm fıkrasının 2. bendinde ''... 3.872,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine...'' şeklinde hüküm kurulmasının sorumlu tutulacak davalı Maliye Hazinesi olmakla mahallinde düzeltilebilecek maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin 31.05.2024 tarihli katılma yoluyla temyiz dilekçesinin REDDİNE,
2.Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.