Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2742 K.2025/2005

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2742 📋 K. 2025/2005 📅 09.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/2742 E.  ,  2025/2005 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1662 E., 2024/590 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Dikili 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/545 E., 2021/370 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı ve dava dışı iki kimsenin de bulunduğu tarihsiz adi ortaklık sözleşmesi uyarınca müvekkili ile dava dışı kimsenin 1/2 şer malik olduğu 4 adet taşınmaz ile davalı adına kayıtlı olan taşınmazlar üzerinde inşaat yapılacağı, masraflarının birlikte karşılanacağı, elde dilecek gelirin de yine 1/4 olarak bölüneceği, yapılaşma gerçekleşmediği takdirde 5 adet taşınmazın 4 eşit parçaya bölüneceği, ortakların kendilerine düşen hisseyi dilediği gibi kullanacağı hususunda anlaşmaya varıldığını, inşaatların yapımını müvekkilinin üstlenerek altyapı projelerinin yapılıp şartnamelerin tamamladığını, yapı ruhsat harçları da yatırılarak inşaat yapımına başlanacağı aşamada davalının sözleşme kurallarına uymayarak adi ortaklıktan çekildiğini, sözleşme gereği davalının tamamına malik olduğu taşınmazın 1/4'ü müvekkiline ait olduğu halde devir yapılmadığını, çekilen ihtarnameye de cevap verilmeyerek adi ortaklığın devamının imkansız hale geldiğini, gerek sözleşme hükümleri gerekse de söz konusu taşınmazın alımı için yapılan katkı nedeniyle davalı adına olan taşınmazın 1/4 payının tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiş; 04.01.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile yargılama sırasında dava konusu taşınmaza ilişkin Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi düzenlendiğinin öğrenildiğini, buna göre davalıya isabet eden 4,5,8,9,12,13,14 ve 17 nolu 8 adet bağımsız bölümler ile arsa paylarının tapu kaydının iptali ile 1/2 oranında müvekkili adına tesciline, bu talebin kabul edilmemesi durumunda, söz konusu taşınmazın satın alınması için davacının ödediği 22.666 Euro'nun kararın kesinleştiği tarihteki Türk Lirası karşılığı ile taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinden tarafların taşınmazın alım değeri için harcadıkları miktarın düşülerek bakiye gerçek değerden davacıya isabet eden meblağ ve davacının yaptığı giderlerin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 14.01.2021 tarihli dilekçesi ile asıl taleplerinin bağımsız bölümlerden iki adedi (4 ve 5 nolu) ile bunlara ilişkin arsa paylarının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesi ve çit kapı yapım işçilik bedeli olan 1.500,00 TL, demir giriş kapısı yapımı ve işçilik bedeli 1.500,00 TL elektrik panosu yapımı ve malzeme gideri olan 700,00 TL'nin tahsili istemi olduğunu, diğer bağımsız bölümlere ilişkin talepleri ile terditli dava olan zarar ziyan taleplerinden vazgeçtiğini bildirmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; sözleşmede yazılı kişiler arasında hiç bir zaman iddia edildiği gibi bir ortaklık kurulmadığını, sözleşmede ... adına atılan imzanın adı geçene ait olmadığını, davalının sözleşmeden haberdar olunca imzalamadığını, bu nedenle sözleşmenin geçersiz olduğunu, aksinin kabulü halinde dahi talebin zamanaşımına uğradığını, belgenin 2007 yılı ortalarında düzenlendiğini, 05.08.2016 tarihinde taşınmaza ilişkin "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" imzalanmasından sonra eldeki davanın açıldığını, adi yazılı belgeye dayanılarak tapu iptalinin istenilemeyeceğini, taşınmazın alımı için davacı tarafça 22.666 Euro ödendiği iddiasını kabul etmediklerini savunarak, davanın reddini istemiş; yargılama sırasında davacı tarafından sunulan dilekçelere karşı, davacının iddiasını genişletmesine muvafakat etmediğini bildirmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasında düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinin adi yazılı anlaşma niteliğinde olduğu, taşınmaz pay devri resmi şekilde yapılmadığı için anılan sözleşmenin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 706., 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 213. ve 2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 26. maddeleri gereğince geçersiz bulunduğunu, geçersiz sözleşmede herkes verdiğini geri alacağı, geçersiz sözleşme nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenemeyeceği, bu durumda tarafların verdiklerini haksız iktisap kuralları gereğince 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde geri isteyebileceği, düzenlenen adi yazılı sözleşmenin bila tarihli olarak akdedildiği, davacı vekili 04.01.2018 tarihli dilekçesinde, sözleşmenin 07.07.2007-07.08.2007 tarihleri arasında düzenlendiğini ikrar ettiğinden dava tarihi (23.11.2017) itibariyle sözleşme nedeniyle yapılan masrafları talep hakkının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle; davacının tapu iptal ve tescil talebi ile terditli olarak ileri sürülen sözleşme nedeniyle uğranılan zararın tazmini talebinin, bundan ayrı masraflara ilişkin talep zamanaşımına uğradığından reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı, davacı tarafından sunulan belgedeki "..." adına atılı imzanın ...'e ait olmadığını, imzanın eşi tarafından atıldığını savunduğu, tanık olarak dinlenen ...'ın sözleşmedeki imzanın kendisine ait olduğunu, ...'in bundan bilgisinin olmadığını belirttiği, davacının da tanığın bu beyanına yönelik itirazda bulunmadığı gibi beyanın aksini gösterir herhangi bir belge de sunulmadığı; buna göre, davacı tarafça dört ortak arasında tüm masrafların eşit olarak karşılanması suretiyle inşaat yapılması ve inşaatlardan elde edilecek gelirin de eşit olarak paylaştırılması konusunda yapıldığı belirtilen adi yazılı adi ortaklık sözleşmesinin ortak olduğu belirtilen ... tarafından imzalanmadığından taraflara karşılıklı borç ve yükümlülük yükleyen adi ortaklık sözleşmesinin geçersiz olduğu; adi ortaklık ilişkisinin varlığını iddia eden davacının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerindeki ortaklık ilişkisinin varlığını senetle ispat zorunluluğuna göre ispatlaması gerektiği, davacının yemin deliline dayanmadığı ve dosya kapsamındaki delillerle de adi ortaklık ilişkisinin varlığını ispatlayamadığı, davacının adi ortaklık ilişkisi kapsamında davalı adına kayıtlı olan 317 ada 2 parselin alınması esnasında 26.666 Euro'nun verildiği iddiasını da 6100 sayılı Kanun'un 200. maddesinde düzenlenen parasal sınırın üzerinde olması nedeniyle senetle ispat zorunluluğuna göre ispatlaması gerektiği halde davacının yemin deliline dayanmadığı ve dosya kapsamındaki delillerle bu miktar ödeme yaptığını ispatlayamadığından davacı tarafından varlığı iddia edilen adi ortaklık ilişkisinin ve bu ilişki kapsamında 26.666 Euro'nun ödendiği ispatlanamadığından davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddi gerektiği; 6098 sayılı Kanun'un 146. maddesine göre her alacağın on yıllık zamanaşımına tabi olduğu, davacının ıslah dilekçesinde adi ortaklık sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazla ilgili olarak bazı işlemleri yaptığını (su kuyusu vurdurma, giriş kapılarının yapımı, kadastro gelip etrafa tel örgü çekme, ağaçlandırma) belirttiği ve bu kapsamda çit kapı yapım işçilik bedeli olan 1.500,00 TL, demir giriş kapısı yapımı ve işçilik bedeli 1.500,00 TL elektrik panosu yapımı ve malzeme gideri olan 700,00 TL'nin tahsilini talep etmiş ise de, davalı tarafından süresinde zamanaşımı savunmasında bulunulduğu, davacı vekilinin ıslah dilekçesinde taraflar arasında yapıldığı belirtilen sözleşmenin 07.07.2007 - 07.08.2007 tarihleri arasında düzenlendiğini belirtmesi karşısında dava tarihi olan 23.11.2017 itibariyle 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan yapılan masraflar yönünden açtığı alacak davasının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle, davacının vekalet ücretine ilişkin istinaf sebebi dışındaki sebepler yönünden başvurusunun reddine, vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının tapu iptal ve tescil davasının; alacak isteminin ise zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; sözleşmede ...'in imzasının bulunmadığının kabulü halinde dahi sözleşmede imzası bulunan kişi sayısının ikiden aşağıya düşmediğini, davalı vekilinin müvekkili olmayan ... yönünden imza inkarında bulunamayacağını, sözleşmenin geçerli olduğunu, sözleşmenin davalının eşi tarafından imzalanmasının vekaletsiz iş görme olarak değerlendirilebileceğini, mirasçıları tarafından da sözleşmenin iptaline yönelik bir dava açılmadığını, adi ortaklığın kurulduğu hususunda tanık beyanlarının gözetilmesi gerektiğini, sözleşmede davalının imzası bulunduğunu, davacının 317/2 nolu arsada malik olduğunu tanık beyanları ile ispat ettiğini, tasfiye edilmeyen ortaklıkta zamanaşımının işlemeyeceğini, taşınmazda yapılaşma gerçekleşmemesi nedeniyle sözleşmedeki koşulun gerçekleştiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesi istemine ilişkindir.
1. Somut olayda; davaya konu adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesi istenilmiştir. Bu itibarla adi ortakların tümünü ilgilendiren böyle bir davada, dava dışı ortakların da davada taraf olarak yer alması zorunludur. Nitekim, 6098 sayılı Kanun'un 644. maddesinde de; ortaklığın sona ermesi halinde tasfiyenin, yönetici olmayan ortaklarda dahil olmak üzere, bütün ortakların elbirliği ile yapılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince; dava dışı ortakların da davaya dahil edilmesi için davacı tarafa mehil verilerek taraf teşkilinin sağlanması ve bundan sonra davanın esasına girilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi uyarınca usulden BOZULMASINA,
2. Bozma sebebine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.