Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/3990 K.2025/1958

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/3990 📋 K. 2025/1958 📅 08.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/3990 E.  ,  2025/1958 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/72 E., 2024/295 K.
Karar davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... ...'in sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; 29.07.2016 tarihli yazıyla OSB Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 108. maddesi uyarınca davacıya tahsisi yapılan OSB l. Etap 396 ada 4-5 parsellerin tahsis işleminin iptal edildiğinin bildirildiğini, halen çok sayıda arsanın tahsis edilmemiş olduğunu, tahsisi yapılan arsaların birçoğunda da yapı kurulamadığını, yapı ruhsatı alınarak üretime başlanamadığını, davacının kooperatifin genel kurulunda yönetimin faaliyetleri hakkında eleştirilerde bulunması nedeniyle eşit işlem kurallarına aykırı olarak sübjektif nedenlerle arsa tahsis işleminin iptal edildiğini ileri sürerek, davacıya tahsis edilen 396 ada 4 ve 5 parsellerin tahsisinin iptaline ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; tahsis hakkının davacıya verildiği tarihin üzerinden 12 yıl geçmesine ve aşamalarda tahsisin iptal edileceği yönünde yapılan uyarılara rağmen davalının 23.05.2016 tarihli ve 2016/465 sayılı yazısına kadar tahsis edilen arsalara ilişkin bir çalışmasının olmadığını, süresi içerisinde üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmeyen katılımcılara da aynı süreç işletilerek birçok katılımcının tahsis haklarının iptal edildiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.03.2019 tarihli kararıyla; davacının tahsis sözleşmesinde belirtilen şartları yerine getirmediği, verilen ek sürelere rağmen inşaat ruhsatını almadığı gibi ruhsat alabilmesi için gerekli belgeleri sunmadığı, eşitlik ilkesine aykırılık iddiasının da ispatlanamadığı, arsa tahsisi iptali kararının yerinde olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.05.2021 tarihli kararıyla; Organize Sanayi Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 108. maddesinde kurala bağlanan koşulların gerçekleştiği, verilebilecek ek sürenin takdire bağlı olduğu, kaldı ki verilen ek süreler içinde de sözleşmenin (12.) maddesi kapsamındaki eksikliklerin giderilmediği sonucuna varıldığından davalı OSB tarafından arsa tahsisinin iptaline karar verilmesinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma İlamı
Dairenin 21.11.2023 tarihli ilamıyla; her ne kadar davacının verilen sürede inşaat ruhsatını alamadığı ve davalının aynı durumda olan katılımcılar yönünden eşitlik ilkesine aykırı davrandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de dosyada yer alan belgelerden ve bilirkişi raporlarından, ruhsata esas imar çapının davalı tarafından davacıya çok geç (2 hafta sonra) verildiği, ihtarname ile verilen 60 günlük süre içerisinde davacının ruhsata esas proje taslağını ve hatta düzeltilmiş projeyi davalıya verdiği, ayrıca aynı durumda olduğu halde iptal edilmeyen tahsisler de olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davalının tahsisin iptali kararının 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu değerlendirilerek davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinden bahisle, Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosyada yer alan belgelerden ve bilirkişi raporlarından, ruhsata esas imar çapının davalı tarafından davacıya çok geç (2 hafta sonra) verildiği, ihtarname ile verilen 60 günlük süre içerisinde davacının ruhsata esas proje taslağını ve hatta düzeltilmiş projeyi davalıya verdiği, ayrıca aynı durumda olduğu halde iptal edilmeyen tahsisler de olduğu göz önünde bulundurulduğunda, davalının tahsisin iptali kararının 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kuralı ile bağdaşmayıp hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüyle, davalı OSB’nin 29.07.2016 tarih ve 2016/563 sayılı yönetim kurulu kararının iptaline karar verilmiş; karara karşı süresi içinde davalı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; Mahkeme kararında kanun yolunun yanlış gösterildiğini, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, Yönetmelik ve sözleşmede düzenlenen sürelerin fazlasıyla aşıldığını, bu koşulda davalının kötüniyetinden söz edilemeyeceğini, verilen ek sürede dahi belgeleri tamamlamadığından, sözde bir proje teslimi gerçekleştirmiş olmak ve böylelikle Yönetmeliğin 108. maddesini adeta dolanarak yeniden 3 yıllık süre kazanma gayretinde olduğunu, Yargıtayın emsal kararlara aykırı olarak bozma kararı verdiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulunun arsa tahsisinin iptaline yönelik kararının iptali istemine ilişkindir.
Temyize konu edilen Mahkeme kararının; uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince verildiği, bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine imkan bulunmadığı, kararda kanun yolu yanlış gösterilmiş ise de her iki kanun yoluna başvuru süresinin de aynı olması ve bu yanlışlığın maddi hata niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.