Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1647 K.2025/1956

🏛️ 3. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/1647 📋 K. 2025/1956 📅 08.04.2025

3. Hukuk Dairesi         2024/1647 E.  ,  2025/1956 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1001 E., 2023/688 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 26. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/96 E., 2020/338 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilince istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile dahili davalılardan ... vekili Avukat ...'nın sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; müvekkilinin davalıların murisi ... ile 19.11.1997 tarihinde yaptığı Düzenleme Şeklindeki Mal Satış Vaadi Sözleşmesi ile Ankara İli Çankaya İlçesi ... Mahallesinde kain 1377 ada 1 (yeni 3 parsel) ve 2 parsel sayılı taşınmazlar üzerindeki C Blok 10 numaralı bağımsız bölümü satın aldığını, satış bedeli olarak da 50.000 Alman Markının murise nakit olarak ödendiğini, davalıların murisinin tapu sicilinde ferağ vermemesi üzerine müvekkilinin Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/787 E. sayılı dosyası üzerinden ferağa icbar davasını açtığını, ancak taşınmazın daha önceden başka şahıslara satıldığı tespit edildiğinden davanın reddine karar verildiğini, temyiz edilen kararın kesinleştiğini, müvekkilinin gerçek ve güncel zararının bilirkişiler marifeti ile tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek; belirsiz alacak davasının kabulü ile şimdilik 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş; davacı vekili 02.12.2020 havale tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 520.000,00 TL'ye yükseltmiş ve alacağa ifanın imkansız hale geldiği tarih olan 10.02.2017 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Bir kısım davalılar vekili; sözleşmenin yapıldığı tarih itibari ile davanın açıldığı tarih dikkate alındığında 10 yıllık zamanaşımının dolduğunu, murise ödendiği belirtilen paranın ödenmediğini, bu nedenle de muris ve davalıların böyle bir borcunun olmadığını savunarak, davanın esastan reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının ifanın gerçekleşmeyeceğine ilişkin Mahkeme kararı kesinleştikten sonra, 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadan dava açıp, ıslah ettiği anlaşıldığından, davalılar vekilinin zamanaşımı itirazının yerinde görülmediği, dava konusu taşınmazın ifanın imkansız hale geldiği 10.02.2017 tarihi itibariyle rayiç değeri olan 520.000,00 TL'nin davacıya ödenmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüne, 520.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karara karşı, taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunun tarafların itirazlarını karşılar nitelikte yeterli, denetime ve somut olayın özelliklerine uygun olduğu, resmi şekilde düzenlenen gayrimenkul satış vaadi sözleşmesinde nakden ödendiği belirtilen taşınmaz bedelinin ödenmediği savunmasının davalı tarafça usulünce ispatlanamadığı, noter huzurunda yapılan satış vaadi sözleşmesinin geçerli olup davacının ifanın imkansız hale geldiği 10.02.2017 tarihi itibariyle belirlenen taşınmaz rayiç değerini isteme hakkının bulunduğu, ifanın imkansızlığının anlaşılma tarihine göre alacağın zamanaşımına uğramamış olduğu, davayla temerrüt gerçekleşmiş olup dava tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmüş olmasının yerinde olduğu, satışın murise vekaleten yapılmış olmasının davalıların iç ilişkisi ile ilgili bulunduğu gerekçesiyle, istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş; kararda karşı davacı vekili ile bir kısım davalılar vekilleri temyiz yoluna başvurmuşlardır.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili; taleplerinin müspet zarar olduğunu, davaya konu dairenin olduğu binanın yıkılarak yerine yeni bir site yapıldığını, yani borç zamanında ifa edilseydi müvekkilin mamelekinde yeni yapılmış bir daire olacağından hareketle hesaplama yapılması gerektiğini, dosyaya dava konusu taşınmazla yan yana, karşı karşıya veya aynı mahallede bulunan ve konumları gösterilen taşınmaz satış ilanları sunulduğunu, itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, kabule göre de 10.02.2017 tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili; davanın ve ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı süresinin 30.06.1999 tarihinde dolduğunu, ıslah edilen alacak kısmı zamanaşımına uğradığı gibi faize dava tarihinden itibaren hükmedilmesinin de yerinde olmadığını, satış bedelinin murislerine ödenmediğini, davanın hukuki ve kanuni dayanağı dikkate alınarak sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre hesaplama yapılması gerektiğini, uyuşmazlığa konu edilen bağımsız bölüm hakkında sırf binanın ayakta olmaması gerekçe gösterilerek hiçbir inceleme yapılmadığını, somut olmayan varsayımlar dahilinde değerlendirmeler yapıldığını, emsal olarak gösterilen bilirkişi raporunun somut uyuşmazlıkta emsal alınamayacağını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
3. Dahili Davalı ... vekili; davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, ifa imkanının ortadan kalktığının mahkeme kararıyla tespit edildiği 2004 tarihinde zamanaşımının başladığını ve üzerinden 10 yıl geçmekle 2014 tarihinde alacak zamanaşımı süresi dolduğunu, murise vekaleten satış yapan vekilin kötüniyetli olduğunu, yapılan satışlardan murisin haberinin olmadığını, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, noterde yapılan Gayrımenkul Satış Vaadi Sözleşmesine dayalı açılan alacak istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemesince, hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru şekilde belirlendiği, davacının 19.11.1997 tarihli noterde yapılan Gayrımenkul Satış Sözleşmesi ile 50.000 Alman Markı bedelle taşınmaz satın aldığı, sözleşme içeriği incelendiğinde davacının belirlenen satış bedelini davalının murisine ödediğinin sabit olduğu, bu sözleşmede satış bedelinin davacıdan alındığının açıkça belirtildiği nazara alındığında davalıların satış bedelinin ödenmediği yönündeki itirazlara itibar edilemeyeceği, 10.02.2017 tarihinde ifanın imkansız hale geldiği, bu tarih itibariyle zamanaşımı süresinin başladığı, sözleşmeye konu bağımsız bölümün rayiç bedelinin bilirkişi tarafından ifanın imkansız hale geldiği tarih itibariyle tespit edildiği, bilirkişi ek raporu ile de tarafların itirazlarının karşılandığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunun dosya kapsamını uygun ve yeterli olduğu anlaşılmakla, davacı vekili ile davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalılardan alınıp davacıya, 28.000 TL'nin ise davacıdan alınıp davalılardan mirasçı ...'a verilmesine,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harçlarının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.