Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/1718 K.2025/1921
3. Hukuk Dairesi 2024/1718 E. , 2025/1921 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
SAYISI : 2021/135 E., 2023/306 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı ... Yapı San. Ve Tic. A.Ş.’den İstanbul ili, Büyükçekmece ilçesi, Gürpınar Mah, 1293 ada, 7 parsel sayılı arsa üzerinde inşa edilecek ''... Konakları'' isimli projeden B2 Blok, 48 nolu bağımsız bölümü satın aldığını, inşaatın davalı bankanın garantörlüğünde yapılıp teslim edileceğinin taahhüt edildiğini, satış bedelinin 25.000,00 TL’sinin peşin, 65.000,00 TL'sinin ise banka kredisi kullanarak satıcıya ödendiğini, faiz ve masrafları ile birlikte toplam ödeme tutarının 106.888,00 TL olduğunu, satış bedeli ödendiği halde konutun teslim edilmediğini ileri sürerek, taşınmazın adına tesciline, mümkün olmazsa bedelinin ve kira kaybı zararı ile tapu masraflarının faizi ile ödetilmesini istemiş, birleşen dava ile de, aynı isteklerin kredi kullandığı davalı ...'tan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl dava davalısı ... Yapı Tic. A.Ş. vekili; davacının satın aldığı dairenin inşaatının davalının elinde olmayan sebeplerden ötürü tamamlanamadığını, davalının belediye tarafından engellendiğini, davalı şirketin özveri ile inşaatı tamamlamaya çalıştığını, kat karşılığı inşaat sözleşmelerine dayalı olarak sözleşme dışı kişilerin malik olduğu parselin ayrıldığını, hukuken teslim edilmeyen arsa üzerinde inşaat yapılmasının mümkün olmadığını, davalıdan kaynaklanmayan nedenlerle tamamlanamayan inşaat sebebi ile davacının davalıdan tazminat ya da başka nam altında talepte bulunamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
Birleşen dava davalısı Akbank A.Ş. vekili; davacının dilekçesine eklenen sözleşmede davacının taraf olmadığını, ... Aksu isimli kişi tarafından düzenlendiğini, sözleşmenin geçersiz olduğunu, sözleşmede taraf olmayan davacının sözleşmeye dayalı olarak talepte bulunamayacağını, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı bankanın sorumluluğu söz konusu olsa bile 4077 sayılı yasanın 4/3 maddesi gereğince konut finansmanı kuruluşunun ayıptan sorumluluğunun verdiği kredi miktarı ile sınırlı olduğunu, bankadan kullanılan kredi tutarının 65.000,00 TL olduğunu, hukuken geçerli olmayan satış sözleşmesine dayalı olarak açılan davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 05.06.2012 tarihli kararıyla; davalı ... Yapı Tic. A.Ş. vekilinin davacıya yönelik edimini yerine getirmediği, davacının sözleşme kapsamında davalı yükleniciye toplam 90.000,00 TL ödemede bulunduğu geçersiz sözleşmeye dayalı olarak yapılan ödeme davalı ... Yapı Tic. A.Ş. yönünden sabepsiz zenginleşme teşkil edeceği, Borçlar Yasasının 61-66. maddeleri kapsamında davacıya iadesi gerektiği, davacının sözleşmeden dönme ve bedel iadesi isteminin yanı sıra birikmiş kira alacağının da tahsilini istediği, gecikme halinde her ay için 1.000,00 TL satıcının tazminat ödemeyi taahhüt etmesi, hukuki niteliği itibari ile cezai şart olduğu, sözleşmeden dönme halinde borç ilişkisi geçmişe etkili olarak ortadan kalktığı için fer'i bir borç niteliğinde olan cezai şartta başından itibaren ortadan kalkmış olacağı, davacı vekilinin cezai şart niteliğindeki kira alacağının tahsiline yönelik istemi yasal dayanaktan yoksun olduğu, davacı vekili davacının sözleşme kapsamında davalı yükleniciye yaptığı ödemenin yanı sıra davacının davalı bankadan kredi kullanması nedeni ile ödediği faiz, fon ve vergi adı altında ödediği 14.388,24 TL'nin de iadesine yönelik isteğinin satış bedeli içinde değerlendirilmesinin olanaksız olduğu, malın tüketici kredisi ile satın alınması tüketicinin tercihinde olan bir durum olduğunu, tüketicinin bankaya ödediği faizin dolaylı zarar olarak kabulünün de mümkün olmadığı, davalı bankanın davacı ile satıcı ... Yapı Tic. A.Ş. arasında düzenlenen taşınmaz mal sözleşmesinde de taraf olmadığını, tüketici kredisi sözleşmesi ve dosyaya sunulan diğer belgelere göre Tüketicinin Korunması Hakkındaki yasanın 10/5 maddesindeki yasal koşulların oluşmaması nedeniyle taşınmaz mal satış sözleşmesinin yerine getirilmemesi nedeniyle davalı banka tüketiciye karşı sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davacının davalı ...Ş aleyhine açtığı davanın husumet yönünden reddine, davacının davalı ... Yapı Tic. A.Ş aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile 90.000,00 TL alacağın 30.03.2011 ıslah tarihinden itibaren değişken reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ,davacının fazlaya yönelik isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen 21.03.2013 tarihli ilamla; kullanılan konut kredisinin bağlı kredi olduğu ve davalı bankanın da sorumluluğunun bulunduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedeni olduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde açıkça istenen ödenen tapu masraflarının davalı inşaat şirketinden tahsili hususunda olumlu ya da olumsuz herhangi bir karar verilmemesi, yine talep edilmiş olmasına rağmen satın alınan dairenin tamamlanmamış olduğunun tespitine ilişkin mahkeme masraflarının davanın kısmen kabulüne karar verilmişken yargılama giderleri içerisinde değerlendirilmemesinin de hükmün bozulmasını gerektirdiği gerekçesiyle,davacının sair temyiz itirazlarının reddine, açıklanan nedenlerle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin 12.06.2014 tarihli ve 2013/1656 Esas sayılı kararıyla; davacıya kullandırılan 65.000,00 TL'lik kredinin bağlı kredi olduğundan ve dolayısıyla sözleşmenin ifa edilmemesinden davalı bankanın da sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davalı yüklenici-satıcı ... Yapı Tic. A.Ş.nin taşınmaz mal satış sözleşmesinden kaynaklanan edimini yerine getirmesinin mümkün olmadığı, davacının sözleşmeden dönme isteminin haklı olduğu gerekçesiyle, esas dosya yönünden davacının ... Yapı San ve Tic. A.Ş. ile birleşen İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinin 2009/1083 Esas sayılı dosyası yönünden Akbank A.Ş. aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile 92.500,00 TL alacağın 30.03.2011 ıslah tarihinden itibaren değişken reeskont faiz oranı uygulanmak sureti ile hesaplanacak işlemiş faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya yönelik isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve birleşen dava davalısı Akbank vekilince temyiz edilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen 26.11.2015 tarihli ilamla; davalı bankanın, satışa konu taşınmazın teslim edilmemesinden dolayı davacının oluşan zararından verdiği kredi miktarı ile firma ile birlikte müteselsilen sorumlu olacağı, bu durumda davacının, bu konut satışı nedeniyle gerek bankaya gerekse davalı firmaya ödediği meblağı,kredi miktarını aşmamak üzere davalı bankadan talep hakkına sahip olduğu, Mahkemece, kredi miktarını aşan şekilde tüm satış bedelinden davalı bankanın da sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı gerekçesiyle; davacının tüm davalının sair temyiz itirazlarının reddine, açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davalı banka yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin 27.12.2016 tarihli ve 2016/631 Esas sayılı kararıyla; 12.06.2014 tarihinde verilen kararın sadece davalı ...Ş tarafından temyiz edildiği, kararın davalı ...Ş yönünden bozulduğu, dolayısıyla verilen karar davalı ... Yapı San ve Tic. A.Ş yönünden kesinleştiği, bozma kararından sonra davacı ile davalı ... Yapı San ve Tic.A.Ş arasında 29.01.2014 tarihinde düzenlenen protokol kapsamında vekalet ücreti ve yargılama gideri dahil davalı ... Yapı San ve Tic. A.Ş tarafından davacıya 123.500,00 TL ödeme yapıldığı konusunda uyuşmazlık olmadığı, davacının davalı bankadan 65.000,00 TL kredi kullandığı, Mahkemece uyulmasına karar verilen Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 26.11.2015 tarihli bozma kararında da belirtildiği şekilde davalı banka alacağın 65.000,00 TL lik kısmından davalı şirket ile müteselsilen sorumlu olduğu, davacı ve davalı ... Yapı San. ve Tic. A.Ş yönünden temyiz edilmeksizin kesinleşen Mahkemenin 12.06.2014 tarihli kararı ile davacının davalı şirketten 92.500,00 TL alacaklı olduğu, davalı bankanın alacağın 65.000,00 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, Yargıtay bozma kararından sonra davalı ... Yapı San ve Tic. A.Ş tarafından davacıya toplam 123.500,00 TL ödeme yapıldığı, dolayısıyla borcun 65.000,00 TL lik kısmından davalı şirket ile müteselsilen sorumlu olan davalı ...Ş. yönünden de davanın konusuz kaldığı sonucuna varıldığı, taraf vekillerinin beyanları , ödeme belgeleri ve protokol kapsamında vekalet ücreti ve yargılama giderinin davacıya ödenmiş olması nedeni ile davacı yararına vekalet ücreti ve bozma kararından önce ki aşamada yapılan yargılama giderlerine ilişkin olarak yeniden karar verilmesine yer olmadığı gerekçesiyle; davanın konusuz kalmış olması nedeni ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesince verilen 30.01.2019 tarihli ilamla; somut olayda, davacı alacak istemini asıl ve birleşen davada farklı davalılara yöneltildiği, mahkemece yalnızca tek bir dava varmışcasına hüküm kurulduğu, asıl ve birleşen davalar hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmadığı, alacak iddiaları tek bir dava varmış gibi hükme bağlanamayacağı, bu hali ile verilen karar usulün 297/2 maddesine aykırı olduğu, bozmayı gerektirdiği, bozma nedenine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmediği gerekçesiyle; kararın bozulmasına, açıklanan nedelerle temyiz eden davacının diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına; birleşen İstanbul 1. Tüketici Mahkemesinin 2009/1083 Esas sayılı dava dosyası yönünden, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; davalı ... A.Ş. tarafından protokolün şartları zamanında yerine getirilmediğinden ve haklı nedene dayalı olarak protokol feshedildiğini, dosya harici yapılan ödemeler TBK'nun 100. maddesi uyarınca öncelikle borcun ferilerine mahsup edilmiş olduğu, 18.766,53 TL kalan alacakları bulunduğu, ayrıca mahkemece verilen 25.12.2009 tarih 2013/1656 Esas ve 2014/1080 sayılı kararı davalı ... A.Ş. temyiz etmediğinden; hakkındaki kararın kesinleşmiş olduğu, bundan dolayı davalı ... A.Ş.'nin kesinleşen hükümdeki borcun tamamını ödeme zorunluluğu bulunduğunu; davalı ...Ş. Temyizi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2014/43186 E. ve 2015/34533 sayılı kararıyla "Davalı bankanın vermiş olduğu kredi miktarı olan 65.000,00 TL'den sorumlu olacağı" gerekçesiyle karar bozularak dosyanın iade edildiğini, bu bozulma kararından ve protokol haklı nedene dayalı olarak feshedilmesinden dolayı kalan alacağın tahsili için İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2014/25848 Esas sayılı dosyası ile davalı ...Ş. aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı borçlu bankanın itirazı üzerine İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesi 2014/1214 Esas ve 2015/468 sayılı kararıyla takip tarihi itibariyle 18.766,53 TL alacaklı olduğumuzu tespit ederek, bu meblağ üzerinden takibin devamına karar verilmiş olduğunu, bunun asıl alacaktan kalan miktar olduğunu ve davalı banka da bu borçtan sorumlu olduğunu, bu açıdan asıl alacaktan kalan 18.766,53 TL meblağın, ıslah tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte, her iki davalıdan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davalı inşaat şirketinden davalı bankadan kullanılan kredi ile satın alınan taşınmazın sözleşmede düzenlendiği şekilde teslim edilmediği iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1. Somut uyuşmazlıkta, Mahkemenin 25/12/2009 tarih, 2013/1656 Esas ve 2014/1080 sayılı kararıyla, davanın kısmen kabulüne ve 92.500,00 TL alacağın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmiş, davalılardan ... A.Ş. kararı temyiz etmemiş ve hakkındaki karar kesinleşmiştir.
Davacı taraf alacağı için ... A.Ş. aleyhine İstanbul 19. İcra Müdürlüğünün 2012/14790 Esas sayılı takip dosyasıyla icra takibi yapmış, takip devam ederken davacı ile asıl dava davalısı şirket arasında 29.01.2014 tarihli protokol imzalanmıştır.
Protokolün 3. maddesinde ''Yukarıda dosya numaraları yazılı dava ve icra takibinden dolayı borçlu satıcı, alıcıya esas alacak, faiz ve yargılama gideri olarak 110.00,00 TL ödeme yapılacak olup, alacaklı vekili Av. ...'a da makeme ve icra takibi vekalet ücreti olarak toplam 13.000,00 TL ödeme yapılacaktır...'',4. maddesinde '' Satıcı iş bu 110.000,00 TL bedeli iş bu protokolün imzası ile birlikte 30.000,00 TL'sini 30.01.2014 tarihi mesai bitimine kadar ... Memişoğlu'nun ....hesabına havale edecektir. Kalan 80.000,00 TL de, 03.03.2014 tarihinde 26.000,00 TL, 03.04.2014 tarihinde 27.000,00 TL, 03.05.2014 tarihinde 27.000,00 TL olmak üzere ödenecektir. Alacaklı vekiline ödenecek olan 13.500,00 TL avukatlık ücreti ise protokol imzası ile beraber 5.000,00 TL'si nakit olarak ödenmiş olup kalan bakiye olan 8.500,00 TL'si 05.03.2014 tarihinde Av. ... ...'ın ... hesabına yatırılacaktır.'' 6. maddesinde ''...Ödemeler tam olarak belirtilen tarihlerde ödenmemesi durumunda dava ve icra takiplerine devam edilecek olup, yapılan ödemeler alacaktan mahsup edilecektir. Ödemeler tam olarak yapıldığında taraflar birbirlerini kesin olarak ibra etmiş olacaklardır.'' hükümlerinin yer aldığı görülmüştür.
Davacı vekilince muhatap ... Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş.' ye gönderdiği Büyükçekmece 2. Noterliğinin 9 Mayıs 2014 tarih ve 16191 yevmiye numaralı bildirimi ile protokolde belirtilen ödeme şartları ihlal edildiğinden 6. Maddeye göre protokolün hükümsüz kaldığını, Protokoldeki aynı maddenin verdiği yetkiye göre, dava ve icra takiplerine devam edeceklerini, dava dilekçelerinde talep ettikleri tüm hak ve alacaklarını faiziyle talep edeceklerini, yapılan bildirime rağmen ödemede bulunulduğu takdirde bu ödemeleri ''davaya devam hakkımız saklıdır'' ihtirazi kaydıyla kabul edeceklerini ve icra dosyasında tekerrüre esas olamamak üzere mahsup edeceklerini bildirdikleri görülmüştür.
Davalı ...’ın kararı temyiz etmesi üzerine; Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 26.11.2015 tarih ve 2014/43186 Esas ve 2015/34533 sayılı kararıyla davalı bankanın vermiş olduğu kredi miktarı olan 65.000,00 TL’den sorumlu olacağı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Bu bozma kararından sonra davacı tarafça birleşen dava davalısı Akbank A.Ş. aleyhine kalan alacağın tahsili için icra takibi başlatılmış, borçlu banka itiraz etmiş ve İstanbul 17. İcra Hukuk Mahkemesinin 2014/1214 Esas sayılı dosyasında takibin iptali talepli dava açmış, mahkemece 05.05.2015 tarihli karar ile davanın kabulüne, takip talebi ve icra emrindeki asıl alacağın 18.766,53 TL, işlemiş faizin 437,41 TL olarak düzeltilmesine, fazlaya dair talebin ve takibin iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa değişen oranlarda reeskont faizi yürütülmesine karar verilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya bakıldığında ise; davacı ile asıl dava davalısı şirket arasında 29.01.2014 tarihli protokol şartlarının ödemelerin zamanında yapılmaması nedeniyle, protokolün 6. maddesi kapsamında davacı taraf vekilince 9 Mayıs 2014 tarih bildirim ile hükümsüz kaldığının bildirildiği ve asıl alacaktan kalan 18.766,53 TL meblağın dikkate alınmadan hüküm kurulmuş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1. Temyiz olunan Mahkeme kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi gereğince usulden BOZULMASINA,
2. Bozma nedenine göre, davacı vekillerinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,
07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.