Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2652 K.2025/1764
3. Hukuk Dairesi 2024/2652 E. , 2025/1764 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1976 E., 2024/1298 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 15. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/131 E., 2022/496 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında iki adet araç için ortaklık sözleşmesi yapıldığını, davacı tarafından davalıya ortaklık için ödeme yapıldığını, sözleşme ile ... plaka sayılı aracın yarısının davacıya verileceğinin ve elde edilen kira gelirinin de yarısının kalan borca karşılık verileceğinin kararlaştırıldığını, .... plaka sayılı araç için 17.000,00 TL ödeme yapılarak aracın alındığını ve kiraya verildiğini, bu aracın maliki olarak gözüken olan davalı tarafından kiraya verildiğini, elde edilen gelirin yarısının ve son taksit ödendikten sonra aracın ruhsatının davacıya verileceğinin kararlaştırıldığını, ancak bu güne kadar yazılı ve sözlü olarak talep edilmesine rağmen ruhsat verilmediği gibi elde edilen kazançtan da pay verilmediğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 5.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; kiralama işinden kaynaklı uyuşmazlığa bakmaya görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemeleri olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, sözleşmeye davacının uymadığını, fiilen ... plaka sayılı aracı alan davacının aracı şahsı adına kullandığını, 2-3 ay sonra askere gittiğini, ağabeyinin düğün yapacağından bahisle araçların satılmasını istediğini ve bu sebeple kiralanan yerden aracı aldığını, araçların davacının ağabeyine teslim edildiğini, araçlar kiraya verilemediği gibi taksitlerinide davalının bizzat ödediğini, esasen mağdur olanın davalı olduğunu, ... plaka sayılı aracın davacı elinde iken zarar gördüğünü ve bu zararın da davalı tarafından giderildiğini, araçlar satıldığında davacının peşin ödediği 7.000,00 TL tutarın da ağabeyinin hesabına gönderildiğini, davacı sözleşme hükümlerini yerine getirmediğinden araçların kiraya verilmediğini, hasar onarımlarını dahi davalı yaptırdığından davacının talep hakkı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemenin görevli olduğu, 5 yıllık zamanaşımı süresinin dava tarihi itibariyle dolmadığı, taraflar arasında sözleşmeyle kurulan ortaklığın hemen ardından davalının asker gidişi ve dönüşünden sonra son bulduğu, %50 ortaklık esasına göre davacının iki araç için 14.500,00 TL katılım payını bu ortaklığa yatırmış kabul edileceği, sözleşme ile dava tarihi arasında kira gelirleri tespit edilmiş ise de, sözleşme kurulduktan kısa süre sonra ortaklık bozulduğu için bu sürede kira geliri elde edildiği hususunun somut olarak ortaya konulamadığı, davacının bu ortaklığa katmış olduğu katılım payının 14.500,00 TL ile sınırlı kaldığı, tanık ifadelerine göre araçlardan birinin davacının ağabeyine verilmesi ve onun kullanımında iken motorunun yanması neticesinde tamir görmesinin zarar kapsamında olduğu, bunun miktarının da tespit edilememesi karşısında kâr ve zarar saptaması yapılamayacağı, mülkiyeti hiçbir zaman üzerine geçmeyen iki adet ortaklık konusu araç için davacının katılım payı olarak ortaklığa koyduğu 14.500,00 TL alacağı olduğu gerekçesiyle; adi ortaklığın feshine, 14.500,00 TL davacı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı tarafça aracın davacının ağabeyine tesliminin kabul edildiği, araçlardan kira geliri sağlandığının ispat edilemediği, Mahkemece adi ortaklığın fiilen sona erdiği ve araçların satılmış olduğu tespit edilerek katılım payının hesabıyla ödenmesine karar verilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; adi ortaklığın nedeniyle ödenen katılım payının 22.500,00 TL olduğunu, sözleşme tarihinden dava tarihine kadar 5 yıldan fazla zaman geçtiğini ve tarafına kira gelirinden pay verilmediğini, kârdan mahrum kaldığını, sözleşmede açık bir şekilde kira bedellerinin ne şekilde paylaştırılacağı konusunda anlaşma sağlandığını, dinlenen tanıkların da kira geliri elde edildiğine dair beyanda bulunduğunu, hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan karar verildiğini ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesinin tasfiyesi istemine ilişkindir.
Taraflar arasında ... ve .... plaka sayılı araçlara ilişkin ayrı ayrı ortaklık sözleşmesinin imzalandığı, sözleşmelerin her iki aracın kiraya verilerek elde edilen kira gelirinin paylaşılacağı ve yine kredi taksidi, cezalar yahut diğer masrafların ne şekilde ödeneceğine yönelik hükümler içerdiği uyuşmazlık dışıdır. Davacı, ortaklık sözleşmeleri kapsamında davalıya 22.500,00 TL ödeme yaptığını ancak elde edilen kira gelirinden kendisine pay verilmediğini ve mülkiyeti devir borcunun da yerine getirilmediğini ileri sürerek, alacak talebinde bulunmuş; davalı ise davacının sözleşme hükümlerine uymadığını savunmuştur.
Ortaklığın devamı sırasında taraflar arasında uyuşmazlık çıktığı, akabinde ortaklık konusu araçların dava dışı üçüncü kişilere devredildiği dosya kapsamı ile sabittir. Derece Mahkemelerinin de kabulünde olduğu üzere, davacının talebinin ortaklığın tasfiyesini kapsamaktadır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesi aynı Kanun'un 642. maddesi ve devamı hükümlerine göre aşağıdaki şekilde tasfiye edilmelidir;
Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde Mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından, sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hâkim tarafından değerlendirilmeli,
İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı,
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
Adi ortaklığın tasfiyesinde yukarıda belirtilen bu aşamaların tamamen uygulanması mümkün olmayabilir. Mesela, adi ortaklığın borcu yoksa, üçüncü aşamada ortakların yaptığı giderler ile katılım payı (sermaye) geri verilmeli, artan kazanç veya zarar ortaklar arasında paylaştırılmalıdır. Yine ortaklık malvarlığı satılmış ise, ikinci aşamada sadece satılan malvarlığının değeri tasfiye memuru tarafından belirlenmelidir. Bu nedenle, tasfiye aşamalarının ortaklığın niteliğine uygun olarak hâkim tarafından belirlenmesi ve bu doğrultuda tasfiyenin gerçekleştirilmesi gerekir.
Bu itibarla İlk Derece Mahkemece; yukarıda açıklanan yöntem izlenerek adi ortaklığın tasfiyesini gerçekleştirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davacı yararına BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,19.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.