Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2553 K.2025/1736
3. Hukuk Dairesi 2024/2553 E. , 2025/1736 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/442 E., 2021/402 K.
DAVA TARİHİ : 23.12.2013
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usuli eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; idarenin tasarrufunda bulunan İzmir ili, ... ilçesindeki 2000 m²'lik alanın 17.10.1989 tarihinden başlayarak 49 yıl süreyle arazi tahsis bedeli karşılığı davalıya kiraya verildiğini, iznin konusunun fabrika işçi soyunma ve ders yerleri için saha tahsisine ilişkin olduğunu, davalının 2010-2013 yılları arasındaki arazi tahsis bedelleri, KDV’si ve gecikme cezalarını ödemediğini ileri sürerek; arazi izin bedeli 6.171,47 TL, gecikme zammı 1.636,64 TL ve KDV 1.405,46 TL toplamı 9.213,57 TL’nin 20.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6483 sayılı Kanun) uyarınca işleyecek gecikme zammı, KDV ve/veya ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı şirket, cevap dilekçesi vermemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece verilen 03.12.2014 tarihli kararla; taraflar arasındaki uyuşmazlığın kira sözleşmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1.Yargıtay Kapatılan 13. Hukuk Dairesinin 21.06.2018 tarihli ilamıyla; " Davaya konu alan, Devlet ormanı vasfında olduğundan 6831 sayılı Kanun'un 17/3. maddesi gereğince izne tabi olup, bu iznin şartları kanun ve yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Bu durumda, taraflar arasındaki ilişkinin kira ilişkisinden kaynaklandığı gerekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemelerine görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır. Uyuşmazlığın çözümünde genel mahkemeler görevlidir. O halde, Mahkemece, işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle, karar bozulmuştur.
2. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davalı şirket tarafından ... Noterliğinde 24.05.2010 tarihinde düzenlenen ek taahhüt senedinde yıllık arazi kullanım bedeli 1.251,57 TL olarak belirlendiği, bedelin her yıl Ekim ayının 17. gününden önce banka hesabına yatırılacağının kararlaştırıldığı ancak yatırılan herhangi bir tutara rastlanmadığı gerekçesiyle bilirkişi raporundaki hesaplama doğrultusunda davanın kısmen kabulüne; 6.171,47 TL arazi tahsis bedeli, 1.473,26 TL gecikme bedeli ve 1.376,05 TL KDV olmak üzere toplam 9.020,78 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; gecikme zammı ve KDV hesabının doğru olduğunu, Mahkemece asıl alacağa yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmuş ise de, ödenmeyen arazi izin bedeli alacaklarına, 6183 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri gereğince gecikme zammı uygulanması gerektiğini, asıl alacağa tahsil tarihine kadar gecikme zammı ve KDV işletilmesi talep edildiği halde yasal faiz işletilmesi yönünde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.
B. Gerekçe ve Değerlendirme
Uyuşmazlık, 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca ormanlık alana ilişkin izin bedeli, gecikme zammı ve KDV'nin tahsili istemine ilişkindir.
1. Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye, dosyaya kazandırılan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dilekçesindeki talep uyarınca yapılan hesaplamanın uygun olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 16.06.2004 gün ve 2004/19–357 E. 2004/360 K. ve 10.10.2012 gün ve 2012/7–502 E. 2012/707 K.sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere “gecikme zammı” aslında bir temerrüt faizidir.
3. 17.10.1989 tarihli ve 49 yıl süreli taahhüt senedinin (3.) maddesindeki, " ...Bu müddetler içinde ödenmeyen hak bedelinin peşin ödenmeyen kısmına Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'la belirtilen gecikme zam nisbeti tatbik edilir. " hüküm uyarınca, temyiz edenin sıfatı da gözetilerek Mahkemece talep edilen arazi tahsis bedeli ve KDV'sine davacının talebi doğrultusunda 20.10.2013 tarihine kadar işleyen gecikme zammının tahsili ile, hüküm altına alınan 9.020,78 TL'ye dava tarihinden itibaren de gecikme zammı uygulanması şeklinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şeklinde karar verilmesinin doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
2. Davacının faize yönelik temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer verilen " ... Dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," ifadesi çıkartılarak yerine, "...Dava tarihinden itibaren işleyecek 6183 sayılı Kanun uyarınca işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," bendinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,19.03.2025 tarihinde oy biriliğiyle karar verildi.