Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2025/88 K.2025/1452
3. Hukuk Dairesi 2025/88 E. , 2025/1452 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi
SAYISI : 2015/327 E., 2017/344 K.
DAVA TARİHİ : 17.06.2015
İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili; davalının Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı bünyesinde yürütülen Avrupa Birliği Hukuku II. Öğretim Tezsiz Yüksek Lisans Programına 2009-2010 Eğitim - Öğretim yılı Güz yarı yılına 16.10.2009 tarihinde kayıt yaptırdığını, Selçuk Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliği'nin 33. maddesi (1) bendi "Bu program toplam otuz altı kredien az olmamak koşuluyla en az on iki ders ile dönem projesinden oluşur. Dersler üç yarıyılda tamamlanır. Ancak öğrenci üst dönemden ders almak suretiyle ders dönemini iki yarıyılda tamamlayabilir. Döneme projesi dersi kredisiz olup geçer (G) veya kalır (K) olarak değerlendirilir." hükmüne göre mezun olabilmek için sadece ders aşamasını bitirmenin yeterli olmadığını, dönem projesinden de başarılı olmasının gerektiğini, davalının projesini azami öğrenim süresinin üç yılı (altı yarıyıl) aşarak 2013-2014 Eğitim-Öğretim yılı güz yarıyılı içinde 31.12.2013 tarihinde teslim ettiğini, Yükseköğretim Kurulu Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmeliğinin 16(b) maddesinin "Tezsiz yüksek lisans programını azimi üç akademik yıl içinde başarı ile tamamlayamayanlar 2547 sayılı kanunun 46. maddesinde belirtilen koşullara göre ilgili döneme ait öğrenci katkı payı ve öğretim ücretlerini ödemek koşulu ile öğrenmlerine devam etmek için kayıt yaptırabilir. Bu durumda ders ve sınavlara katılma, hariç öğrencilere tanınan diğer haklardan yararlandırılmaksızın öğrencilik statüleri devam eder." ve Bakanlar Kurulunun 31 Ağustos 2013 tarihli ve 28751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013-2014 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarına cari hizmet maliyetlerine öğrenci katkısı olarak alınacak katkı payları ve öğrenim ücretlerinin tespitine dair kararın 11/(I) bendi "Hazırlık sınıfı veya yabancı dil geliştirme programı hariç olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeydeki yükseköğretim programlarından programı süreli sonunda mezun olmayan öğrencilerden ekli cetvellerde belirtilen tutarlar kadar öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti alınır." maddeleri gereğince davalının fazladan 1.500,00 TL ders ve tez ücreti alındığına yönelik şikayetinin haksız olduğunu, davalının şikayete konu dilekçesini müvekkili idareye vermesi, müvekkil idare tarafından dilekçesine olumsuz cevap verilmesi veya 30 günlük cevap süresi içinde cevap verilmemesi halinde ise Konya İdare Mahkemesinde dava açması gerektiğini, bu yönü ile yetki ve görev itirazında bulunduklarını belirterek Halfeti Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığının kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla davacı Vakıf Üniversitesinin kamu hizmetini yürüttüğü sırada kişilere verdiği zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, kamu hizmetinin, yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasının gerektiği, bu hususların saptanmasının ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-(b) maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görülmesi ve çözümünde idari yargı yerlerinin görevli olduğu gerekçesiyle; davacının itirazının kabulüne, Halfeti Kaymakamlığı Tüketici İlçe Hakem Heyeti Başkanlığının 06.05.2015 tarihli ve 110120150000264 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
IV. KANUN YARARINA TEMYİZ
A. Kanun Yararına Temyiz Sebepleri
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığınca; davanın niteliği itibarıyla eğitim hizmetine ilişkin sözleşmeden kaynaklandığı, kamu hukukundan kaynaklanan ve idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem veya hizmetin söz konusu olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığa özel hukuk hükümlerinin uygulanması gerektiği ve görevli Mahkemenin de Adli Yargı Mahkemeleri olduğu dikkate alınarak, Mahkemece işin esası incelenerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülerek, kanun yararına temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı Üniversitede eğitim gören davalının kendisinden haksız olarak alındığını ileri sürdüğü katkı payının iadesine dair verilen Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali istemine ilişkin olup, kanun yararına temyiz yolunda uyuşmazlık, dava konusu uyuşmazlığın idari yargının görevine girip girmediği noktasında noktasında toplanmaktadır.
Bir davanın tam yargı davası olarak nitelendirilebilmesi için, ortada öncelikle bir idari işlem veya eylemin bulunması, ayrıca bu işlem veya eylem sebebiyle kişisel bir hakkın ihlal edilmiş olması gerekir. İdari işlemler, idari makamların kamu gücüne dayanarak, idare işlevine ilişkin olarak yaptıkları, tek yanlı, doğrudan uygulanabilir nitelikte ve ilgililerin hukuki durumlarını etkileyen irade açıklamalarıdır. İdari işlemlere karşı yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka aykırı oldukları iddiasıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından idari yargıda iptal davası açılabileceği gibi; idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan istenerek, bu istemin reddedilmesi üzerine iptal davası açılabilir.
İdari yargının konusu, idarenin idare (kamu) hukuku alanındaki faaliyeti ile ilgili davalardır. İdare, bir işlemi, eylemi veya sözleşmeyi yaparken özel hukuk kişilerinin üstünde bir kamu tüzel kişisi olarak hareket etmiş ise, uygulanacak hukuk idare hukukudur. 17/15 sayılı ve 11.2.1959 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da açıkça belirtildiği üzere, bir kamu kurumunun görevlerinden olan bir işi yapmayı kararlaştırması idari bir karar olduğu gibi, bu kararı yerine getirmek üzere plan ve proje yapıp, o plan ve projeler gereğince iş görmesi, kararın neticesi olan birer idari eylemdir ve idari yargı görevlidir.
Kamu hizmeti kavramı ile hiçbir şekilde bağdaştırılamayacak görev gereklerinden ve sınırlarından ilk bakışta ayrılabilen ve nesnel kurallarla belirlenmiş, kamusal çerçevenin dışına çıkan eylem ve işlemler; hizmet sırasında yapılmış olsalar bile, artık kamu hizmeti olarak nitelendirilemezler. Buna bağlı olarak da yukarıda açıklanan yasal hükümler kapsamında değerlendirilemezler. Bunun açık örneği haksız eylemler ve işlemlerdir.
Somut davada; davacı Üniversitenin, Bakanlar Kurulunun 31 Ağustos 2013 tarihli ve 28751 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 2013-2014 eğitim-öğretim yılında yükseköğretim kurumlarına cari hizmet maliyetlerine öğrenci katkısı olarak alınacak katkı payları ve öğrenim ücretlerinin tespitine dair kararın 11/(I) bendinde "Hazırlık sınıfı veya yabancı dil geliştirme programı hariç olmak üzere ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeydeki yükseköğretim programlarından programı süreli sonunda mezun olmayan öğrencilerden ekli cetvellerde belirtilen tutarlar kadar öğrenci katkı payı ve öğrenim ücreti alınır." şeklinde yer alan hükmüne dayalı olarak idari işlem niteliğinde katkı payı aldığı, taraflar arasında sözleşmesel özel hukuk ilişkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, Mahkemece, davanın niteliği itibarıyla idari yargıda görülmesi gereken idari bir işlem niteliğinde olduğu gözetilerek verilen karar usul ve yasaya uygun olduğundan, Adalet Bakanlığının kanun yararına temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Adalet Bakanlığının hükmünün kanun yararına bozulması talebinin REDDİNE,
Kararın bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığına gönderilmesine,10.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.