Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/531 K.2025/3164

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/531 📋 K. 2025/3164 📅 30.09.2025

6. Hukuk Dairesi         2025/531 E.  ,  2025/3164 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic.Mah.Sıf.)
SAYISI : 2022/645 E., 2024/26 K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 30.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı ... İnş. Oto Akaryakıt Gıda Nakl. Teks San ve Tic. A.Ş. vekili avukat ... ile davalı vekili avukat ... 'ün gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin ... Limanındaki ithalat ve ihracat işlemlerinin takibinin müvekkili şirket tarafından gerçekleştirildiğini, yapılan işlemler için gümrük müşavirlik hizmetleri asgari ücreti tarifesi hükümleri uyarınca fatura kesilerek yapılan masrafların dekontlarının davalıya gönderildiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi kapsamında, işlemiş faizi ile birlikte toplam 83.191,81 TL'nin tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibine giriştiklerini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise aynı cari hesap ilişkisi kapsamında, işlemiş faizi ile birlikte toplam 11.472,14 TL'nin tahsili amacıyla davalı hakkında icra takibine giriştiklerini, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davalarda davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, tamamının ödendiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEMENİN İLK KARARI
Mahkemenin 04.06.2013 tarihli ve 2012/100 Esas, 2013/264 Karar sayılı kararı ile davacı şirketin davalıya gümrük müşavirliği hizmeti verdiği, gümrük müşavirliği hizmetleri asgari ücret tarifesi uyarınca yapılan işlemlerin faturalandırıldığı, söz konusu işlemlere ilişkin cari hesap kapsamında, asıl ve birleşen davada davacı şirketin davalıdan toplam 93.814,48 TL alacağı bulunduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen 04.06.2013 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23 Hukuk Dairesinin 26.11.2014 tarih ve 2014/3505 Esas, 2014/7574 Karar sayılı kararıyla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafın ticari defter ve kayıtları incelenmediği gibi, davacının dayandığı cari hesap ekstresi ile ilgili herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, davalı tarafa ticari defter ve kayıtlarını sunması, aksi takdirde HMK'nın 220 ve 222/5. maddeleri uyarınca işlem yapılacağı hatırlatılmak suretiyle kesin süre verilmediği, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunup bulunmadığının anlaşılamadığı, bu durumda mahkemece, açıklanan hususlarla ilgili eksiklikler giderilerek, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde, konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme ve araştırma yapılarak, denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar asıl ve birleşen davalarda davalı yararına bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 06.04.2016 tarihli, 2016/6270 Esas, 2016/4417 Karar sayılı kararıyla, bozma ilamı uyarınca tarafların defter ve kayıtları üzerinden bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, davacı alacağının 40.561,09 TL olarak tespit edildiği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile asıl davaya konu icra takibinin 33.100,19 TL; birleşen davaya konu icra takibinin 4.425,60 TL üzerinden devamına, anılan tutarlar üzerinden hesap edilen %40 icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen 06.04.2016 tarihli kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesinin 10.10.2016 tarihli, 2016/6270 Esas, 2016/4417 Karar sayılı kararıyla, mahkemece bozmaya uyularak karar verilmiş ise de, yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporlarının hüküm vermeye yeterli olmadığı, bozma öncesinde davacı kayıtlarında yapılan incelemeye göre davacının 93.814,48 TL, bozma sonrası davalı ticari kayıtlarında yapılan incelemeye göre ise 40.561,09 TL alacaklı olduğu, alacak borç miktarındaki farklılık dışında ticari ilişkinin başlangıç tarihlerinin de uyumlu olmadığının anlaşıldığı, bu durumda davacı alacağının hangi fatura ve faturalardan kaynaklandığı, davalı ticari kayıtlarında bu faturaların kayıtlı olup olmadığı, davalı ödemelerinin miktarı ve bu ödemelerin davacı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı hususları üzerinde yeterince durulup, bu konuda gerektiğinde yeni bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek, karar davalı yararına bozulmuştur.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi kurulunca tarafların kayıt ve belgeleri üzerinde bozma ilamı uyarınca inceleme ve araştırma yapıldığı, tarafların arasındaki cari hesap kayıtlarının 2011 yılından önce birbiri ile uyumlu olduğu, uyuşmazlığın bu tarihten sonra çıktığı, bu tarihten sonraki kayıtlara göre, davacının davalıdan 1.414.358,93 TL alacağı bulunduğu, buna karşılık davalı şirketin toplam 1.308.799,70 TL ödeme yaptığı, sonuç olarak davalının bakiye borcunun 46.559,23 TL olduğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile takibin 46.559,23 TL asıl alacak, 607,18 TL işlemiş faiz olmak üzere 47.166,41 TL üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen davanın reddine, alacak likit olmadığından her iki dava bakımından icra inkâr tazminatı ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde;
Bilirkişi incelemesinin yeterli olmadığını, uyuşmazlığı asıl ilgilendiren 2013 yılından önceki yıllara ait defterlerin muhasebe kayıtlarından incelenemediğinin belirtildiğini, davalının ticari ilişkiyi reddetmediğini, borçlu olmadığını ispat yükünün davalıya ait olduğunu, sadece davalı beyanına itibar edilerek sonuca varıldığını, davalının yemin delilinin mahkemece dikkate alınmadığını, davalının 40.561,09 TL borcu olduğunu ikrar ettiğini, en azından kabul edilen bu kısım yönünden icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davada itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Asıl davaya konu icra takibi taraflar arasındaki cari hesap ilişkisine dayanmakta olup, takip konusu alacak, taraflar açısından bilinebilir, hesap edilebilir, belirlenebilir yani likit alacak niteliğindedir. Mahkemece, dava konusu alacağın bu niteliği gözetilerek, takip tarihinde (05.12.2011) yürürlükte bulunan 2004 sayılı İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca, davalı borçlunun itirazında haksızlığına karar verilen asıl alacak tutarı üzerinden davacı lehine %40 icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi doğru olmamış ise de sonucu itibariyle doğru olan kararın, yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, HUMK'un 438/7. ve son maddesi hükümleri uyarınca, gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrası düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya ilişkin tüm, asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının reddine,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, asıl davaya ilişkin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile kararın ''HÜKÜM'' bölümünün, 1. bendinde yer alan “Takibin Devamına” ibaresinden sonra gelmek üzere asıl alacağın %40'ı oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine” ibaresinin yazılmasına, 3. bendindeki ibareler çıkarılarak yerine “Her iki dava bakımından kötüniyet tazminatı taleplerinin ayrı ayrı reddine” ibaresinin yazılmasına, mahkeme kararının bu suretle gerekçesi değiştirilerek ve hüküm fıkrası DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan taraflar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, taraflardan karşılıklı alınarak birbirlerine verilmesine,
Peşin alınan harcın ilgiliye iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
30.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.