Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2025/920 K.2025/1469
6. Hukuk Dairesi 2025/920 E. , 2025/1469 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/319 E., 2024/225 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 7. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/114 E., 2021/118 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı ...'ün, babası ve murisi olan ...'ün felçli ve yatalak halinden faydalanarak kooperatif devrine ilişkin belgeyi kendi tanzim ettiği, altına babası ...'ün imzasını taklit etmek suretiyle 708 numaralı kooperatif hissesinini hile ile kendi adına geçirdiğini, müvekkilinin söz konusu sahte belgeden 17.03.2015 tarihinde kooperatife başvurması neticesinde haberdar olduğunu, üyelik devrinin usulsuz olduğundan tescilin de yolsuz olduğunu, müvekkilinin bu zamana dek söz konusu taşınmazın davalıya ait olduğu zannıyla, halen içinde bulunduğu dava konusu taşınmaz için 1995 yılından bu yana kira ödemekte olduğunu, yolsuz tescil nedeni ile anılan tapu kaydının iptali gerektiğini, bu nedenle davalı adına olan tapu kaydının iptali ile 1/2'sinin davacı müvekkili adına tesciline karar verilmesini, dava konusu taşınmazın satılmış olması veya tescil talebinin reddi halinde dava konusu taşınmazın bedelinin tespiti ile bu bedelin 1/2'sinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının babası olan ...'ün 1976 yılında kooperatife üye olurken ve sonrasında müvekkili ve kardeşinin hep birlikte babaevinde yaşadıklarını, 1976 - 1983 yılları arasında davacının ve muris ...'ün kooperatif aidatlarına o zamanki maddi koşulları gereğince katkıda bulunmadıklarını, ... kooperatif hissesini rızası ile bizzat kendisi devrettiğinden sağlığında devir sözleşmesinin sahteliğini iddia etmediğini, kooperatif hissesinin müvekkiline ait olduğunun bilinmesinden kaynaklı 01.01.1995 tarihinde müvekkili ile kira sözleşmesi yapılmak suretiyle davalıya ait dükkanda kiracı olarak faatliyet gösterdiğini, 1983 - 2012 yılları arasında taraflar arasında bir husumet bulunmadığı, bunca yıl sonra davacı tarafından bu şekilde dava açılmasının kötü niyet göstergesi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Adli Tıp Kurumu ve ... Daire Başkanlığı tarafından yapılan imza incelemeleri neticesinde devre ilişkin tanzim edildiği iddia edilen evrak altındaki imzanın kooperatif kayıtlarında ... adı ile kayıtlı muris ...'ün el ürünü olmadığı tespit edildiği, davalının üye kaydının yapıldığı 07.03.1983 tarihinden dava tarihine kadar otuz yılı aşkın zaman dilimi içerisinde ne sağlığında hisseyi devir eden ortak muris baba ... ne de davacı tarafça kooperatif üyeliğinin ihtilaf konusu edilmediği, devir tarihinden sonra ortak murisin yaşadığı 10 yıl boyunca üyeliğinin devam ettiğine dair bir itirazının bulunmadığı, davacı tarafın hisse devrinden haberdar olmamasının, tarafların kardeş olmaları ve davacı tarafça kooperatif üyeliği nedeniyle ferdileşme sonucu dükkanın davalıya ait olduğu ve davacı tarafça 1995 yılında kiralandığı ve dava tarihine kadar kiracı olarak kullanılması sebebiyle hayatın olağan akışına uygun olmadığı, devir tarihinden sonraki kooperatif aidatlarının davalıca ödendiği, taraflar arasında zımnen devre ilişkin bu haliyle anlaşma sağlandığı, davacının çok uzunca bir süre sessiz kalıp bu aşamada hak talep etmesinin iyiniyet ve dürüstlük ilkeleri ile çeliştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kooperatif hissesinin davalı ... adına intikalini sağlayan 15.02.1983 tarihli belge altındaki imzanın muris ...’e ait olmadığı yargılama esnasında alınan Adli Tıp Kurumu ve ... Daire Başkanlığından alınan rapor ile duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılmış olduğunu, muris ...’ ün bu şekilde bir iradesinin olmadığının tespit edildiğini, taşınmazların kazanımının tescile tabi olduğunu, taşınmazların usule uygun bir şekilde kazanımı için geçerli bir hukuki sebep, tescil talebi ve tescilin varlığının şart olduğunu, tescili sağlayan belge altındaki imzanın tescili talep eden kişiye ait olmasının gerektiğini, müteveffa müvekkilin taşınmazın devrini sağlayan belgenin sahte olduğunu 09.03.2015 tarihinde ilgili kooperatife yapmış olduğu yazılı müracaatla öğrendiğini, mahkeme kararının bu yönüyle de hatalı olduğunu, müvekkilin, sessiz kalındığı iddia olunan dönemde muris babası ...’ün kooperatif hissesinin devrine yönelik iradesinin sahte olduğunu bilmemekte olduğunu, davalı ile aralarında yaşanan miras meseleleri sonucu şüphe duyduğunu ve ilgili kooperatife 2015 yılında başvurarak sahte belgeyi öğrendiğini ve hemen akabinde tapu iptal ve tescil davasını açtığını, davalı tarafın devir tarihinden sonraki kooperatif üyeliğine ait aidatları ödediğine dair mahkeme kararının tamamen hatalı olduğunu, bu konuda dosya arasında somut ödeme belgesi ve kooperatif kaydının mevcut olmadığını, dava konusu taşınmazın inşaat bedeli dahil tüm kooperatif aidatları muris ... tarafından ödendiğini, ödemelere ait belgeler delil listesi ekinde sunulduğunu, buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif üyeliğine dayalı tapu iptal tescil istemine ilişkindir.
Davacı, davalı ...'ün, babası ve murisi olan ...'ün kooperatif devrine ilişkin belgeyi kendi tanzim ederek altına babası ...'ün imzasını taklit etmek suretiyle kooperatif hissesinini hile ile kendi adına geçirdiğini iddia ederek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptalini talep etmiştir. Mahkemece Adli Tıp Kurumu ve ... Daire Başkanlığı tarafından yapılan imza incelemeleri neticesinde hisse devrine ilişkin evrak altındaki imzanın murisin eli ürünü olmadığı tespit edildiği, davalının üyelik devir tarihinden sonra ortak murisin yaşadığı 10 yıl boyunca bu devire itirazının bulunmadığı, davacı tarafın hisse devrinden haberdar olmamasının, tarafların kardeş olmaları ve dava konusu taşınmazın dava tarihine kadar davalı tarafından kiracı olarak kullanılması sebebiyle devrin bilinmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, devir tarihinden sonraki kooperatif aidatlarının davalıca ödendiği, davacının talebinin iyiniyet ve dürüstlük ilkeleri ile çeliştiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kooperatif hisse devrine ilişkin evraktaki imzanın murise ait olmadığın bilirkişi raporuyla sabittir. Mahkeme davacının iddia ettiği hususlara ilişkin herhangi bir araştırma ve inceleme yapmadan karar vermiştir.
Mahkemece yapılacak iş; üyelik devri sonrası kooperatif üyeliğinin kimin adına devam ettiği, ilgili kooperatif genel kurulunun toplanıp toplanmadığı, toplandıysa söz konusu genel kurullara kimin katıldığı, kooperatif tarafından aidat toplanmışsa söz konusu aidatların kimin tarafından ödendiği, murisin üyeliğine ilişkin kayıtlar da incelenerek üstün hak sahibinin kim olduğu, yapılan tapu tescil işleminin yolsuz olup olmadığının araştırılmasıdır. Mahkemece ilgili araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcın talep halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.