Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/1180 K.2025/1507
6. Hukuk Dairesi 2024/1180 E. , 2025/1507 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/212 E., 2023/489 K.
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; kooperatif adına kayıtlı parsellerin kooperatif tarafından bir satış olmamasına rağmen davalı ... ... ve ... adına usulsüz tescil edildiğini belirterek tapu iptali ve tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ayrı taşınmazlar olduğunu ve diğer davalı ile ayrı dava açılması gerektiğini, 1975 yılında kooperatif tarafından yapılan çekiliş sonucu tapusunu aldığını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ayrı taşınmazlar olduğunu ve diğer davalı ile ayrı dava açılması gerektiğini, 1975 yılında kura çekimi sonrasında tapusunu aldığını, diğer üyeler gibi aynı oranda hisse aldığını, davacının iddia ettiği gibi 250 m² fazladan almadığını, 250 hisse oranının kooperatif tarafından m² olarak yanlış okunduğunu, kooperatifin sosyal hizmet binaları ve toplam yolların işgal ettiği alandan 250 m²'lik arsa verileceği kooperatif tarafından beyan edilerek imzalandığını bu durumun parselasyon işleminin yapıldığı noter belgesinden anlaşılacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
3.Davalı ..., taşınmazın alınmasının 20 yıldan fazla olduğunu savunarak zamanaşımı yönünden davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin bozma kararına uyarak verdiği 23.02.2021 tarihli kararı ile davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 23.02.2021 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının yerinde görülmediği, dava, 4545 ada, 7 parsel ve 11255 ada 5 parsel sayılı taşınmazların tapu iptal ve tescil istemine ilişkin olup mahkemece bozma ilamına uyulmuş ise de bozma ilamında zamanaşımı itirazında bulunan ve iştirak halinde malik olan ...’in bu itirazından diğer mirasçıların da yararlanması gerektiği belirtilerek sadece ...’in iştirak halinde malik olduğu hisse açısından davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davacı lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu gözetilmeksizin, ilk kabul kararını temyiz etmeyen diğer davalıların malik olduğu parsel yönünden de davanın zamanaşımı yönünden reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ...'ye ait Adana ili, Çukurova ilçesi ... Mahallesi, 11255 ada, 5 parsel yönünden taşınmazda 212,00 m²'nin 05.01.2016 tarih 93 yevmiye numaralı mülkiyet ve hisse oranlarının düzeltilmesi işlemi ile davacı adına tescil edildiği, davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle davalı ... yönünden karar verilmesine yer olmadığına, davaya konu Adana ili, Çukurova ilçesi, ... Mahallesi, 4545 ada, 7 parsel yönünden ise Yargıtay (Kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/1964 Esas, 2019/1732 Karar sayılı ilamı ve TMK 702/son ve TMK 712 gereği dava zaman aşımının dolmuş olduğu gerekçesiyle davasının zaman aşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalıların usulsüz tescili bilebilecek durumda olduklarını ve taşınmazı kullanmadıklarını, davacının yolsuz tescil nedeniyle gerçek hak sahibi olduğunu,olağan ve olağanüstü zamanaşımına dair zilyetlik koşulunun gerçekleşmediğini, bozma ilamına göre temyiz etmeyen malikler Özgür, Gülsün, Aysun, Tansu yönünden de usuli kazanılmış hak oluştuğunu,
b ....’in karardan önce vekaletten azlettiğini, vekil ile temsil edilmeyen davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu,
c. Kararda “KVYOK “ile ifade edilen karar usulünün olmadığını,kararın net ve anlaşılır olması gerektiğini,
d. Kısmen red kararına rağmen bakiye kısım için hüküm kurulmadığını,
e. Kooperatif temsilcisi ... ölümü nedeniyle tüzel kişilik temsilciliği sona ermesine rağmen mirasçılarının davaya dahil edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine,bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un uygulanacağı davalar yönünden HUMK'un 428. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalılar yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
15.04.2015 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, kooperatif tarafından üye aleyhine yolsuz tescil hukuki sebebine dayalı olarak açılmış tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece dava kabul edilmiş, Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesince bu karar, davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozaya uyularak verilen ret kararı da davalı ...’nin zamanaşımı savunmasında bulunmaması nedeniyle bu davalı hakkındaki kabul kararının usulü kazanılmış hak nedeniyle yerinde olduğu gerekçesiyle yeniden bozulması üzerine Mahkemece son olarak davalı ... hakkındaki davanın zamanaşımından reddine, Hatice hakkındaki dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık; usul açısından, bozmaya uyulmakla davalı yararına usulü kazanılmış hak oluşup oluşmadığı, esas açısından ise yolsuz tescil hukuki sebebine dayalı davada işlemin tarafı için zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı, bir başka ifade ile TMK 712.maddesinin şartlarının somut olayda bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bilindiği üzere usulü kazanılmış hak müessesesi, yasayla düzenlenmemiş, Yargı uygulamalarıyla yerleşmiştir. Bu yerleşik uygulamadan sonra 6100 sayılı HMKnın 373/6.maddesi ile “Davanın esastan reddi veya kabulünü içeren bozmaya uyularak tesis olunan kararın önceki bozmayı ortadan kaldıracak şekilde yeniden bozulması üzerine alt mahkemece verilen kararın temyiz incelemesi, her halde Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılır.” Şeklinde düzenlenmiştir. Yasa Koyucunun abesle iştigal etmeyeceği malumdur. Eğer bozmaya uyulmakla verilen karar bakımından usulü kazanılmış hak olsaydı, Yasa Koyucunun “bozmaya uyulmakla artık başka bir karar verilemez” şeklinde düzenleme yapması gerekirdi.
Diğer yandan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir çok kararında ön sorun olarak bu hususu değerlendirmiş, 2021/843E, 2022/80K sayılı kararında “21. Öte yandan 17.04.2013 tarihli ve 6460 sayılı Kanun ile HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm ile Yargıtay Dairesinin iki bozma kararı arasındaki çelişkinin giderilmesi için temyiz inceleme yetkisi Hukuk Genel Kuruluna verilmiştir. Böylelikle Yargıtay Dairesinin birbiriyle çelişen kararlarının Hukuk Genel Kurulunda incelenerek giderilmesi amaçlanmıştır. Bu düzenleme birinci veya ikinci bozma kararı lehine bir doğruluk veya kesinlik karinesi ihdas etmemekte olup, düzenleme ile somut olay ekseninde iki zıt bozma kararından hangisinin uygun olduğuna yahut bunların dışında başka bir çözüm seçeneğinin bulunup bulunmadığına üçüncü defa Özel Daire değil de Yargıtay Hukuk Genel Kurulu karar verebilecektir. Bu düzenleme, üçüncü kararların türlerine bakılmaksızın temyizen incelenmesi yönünden direnme kararlarındaki rejimi bu kararlara da bir tür teşmil etmektedir. Bu itibarla HUMK’nın 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun ile değiştirilmeden önceki 429. maddesinin dördüncü fıkrası olarak eklenen hüküm de esasında usulî müktesep hakkın istisnalarından birini oluşturmaktadır.
22. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 08.04.2021 tarihli ve 2017/1-2620 E., 2021/445 K.; Hukuk Genel Kurulunun 18.03.2021 tarihli ve 2017/(13)3-704 E., 2021/303 K.; Hukuk Genel Kurulunun 25.11.2020 tarihli ve 2017/11-2474 E., 2020/944 K.; Hukuk Genel Kurulunun 13.10.2020 tarihli ve 2017/15-430 E., 2020/744 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.” Diyerek bozmaya uymakla usulü kazanılmış hak oluşmayacağı sonucuna varmıştır.
Bozma ilamına uymanın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağını belirledikten sonra işin esasına gelince; Davalı ... bakımından sayın çoğunluk ile aramızda bir ihtilaf bulunmadığından değerlendirme Davalı ... bakımından ve 4545/7 parsel sayılı taşınmaz açısından yapılacaktır.
Dairenin önceki kararında TMK 712.m.gereği olağan zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle bozma yapılmıştır. Yerleşmiş Yargıtay uygulamalarıyla ayni hakka dayalı tapu iptal davalarında kural olarak hak düşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir. Ne var ki her kuralın istisnası olduğu gibi bunun da istisnası vardır. Örneğin Kadastro Kanununun 12/3.m bir istisna olduğu gibi TMK 712.m de istisna kabul edilebilir.
Davalının taşınmazı yolsuz olarak kazandığı tartışma konusu değildir. Çözümlenmesi gereken husus TMK 712.m.nin şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
Bilindiği üzere TMK.nın 712. Maddesi gereğince olağan zamanaşımı nedeniyle mülkiyetin kazanılabilmesi için öncelikle taşınmazı iktisap eden davalının iyi niyetli olması gerekir. Bu iyi niyet işlem sırasında bulunmalı ve 10 yıllık zilyetlik süresince muhafaza edilmelidir. Taşınmazı yolsuz olarak edinen kişinin iyi niyetli kabul edilebilmesi için, taşınmazın adına tescilinin yapıldığı sırada bu taşınmazın hakkı olmadığını bilmemesi veya bilebilecek konumda olmaması gerekir.
Davalı ...’ün annesi olan ... adına tescil yapılmış, kooperatif işlemleri ...’in eşi olan Cengiz’in de aralarında bulunduğu kooperatif yöneticileri tarafından yapılmıştır. Ayrıca ... de kooperatif üyesidir. Kendisi üye, eşi de kooperatif yöneticisi olan bir kişinin adına hak etmediği bir payın tescil edildiğini bilmemesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Hal böyle olunca ...’in adına yapılan fazladan tescili en azından tescil sırasında bilmesi gerektiği kabul edilmelidir. Malik tescil sırasında iyi niyetli olmadığına göre TMK 712. maddesinden yararlanma imkanı da bulunmamaktadır. İyi niyet şartı aşılamadığına göre söz konusu maddenin uygulanabilmesi için diğer şartların incelenmesine de lüzum kalmayacaktır.
Açıklanan bu nedenlerle davacının davasının 7 sayılı parsel bakımından da kabul edilmesi gerekirken reddi yönünde verilen kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.