Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/403 K.2025/1359
6. Hukuk Dairesi 2024/403 E. , 2025/1359 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1072 E., 2023/1313 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/67 E., 2022/169 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı kooperatifin kuruluşundan itibaren 121 numaralı üyesi olduğunu, müvekkiline düşen bağımsız bölümün 7 numaralı bağımsız bölüm olduğunu, müvekkilinin, taşınmazın iç ve dış yapısına özel masraf yapmak suretiyle ekstra işlemler yaptığını, ancak davalı kooperatifin, ferdileşme ile birlikte söz konusu yeri diğer davalı ...'ye 25.05.2012 tarihinde tapuda devrettiğini, satış ve tapu tescilinin yolsuz olduğunu, müvekkiline, işi icabı davalı kooperatif tarafından tüm duyuruların mail yoluyla yapıldığını, müvekkilince de gerekli ödemelerin yapıldığını, müvekkilinin 121 numaralı üyelik sırası ile hazirun cetvelinde yer aldığının resmi kayıtlardan anlaşıldığını, ayrıca davalı kooperatif tarafından müvekkiline 121 üye numarasında 7 numaralı yerin tahsis edildiğine ve üyeliğinin devam ettiğine dair yazılı belge verildiğini, üyeliğine ilişkin olarak kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğini, kooperatif genel kurulunca müvekkilinin üyeliğinin iptal edilmesi yahut üyeliğinin kabul edilmemesi yönünde alınmış aksi bir karar bulunmamasına rağmen davacının kooperatif üyeliğine denk gelen ortaklık payının ferdileşme sırasında davalı üçüncü kişi adına tescil edildiğini, ancak mülkiyet hakkının tescille doğabilmesi için tescilin haklı ve geçerli bir hukuki sebebe dayanması zorunlu olduğundan diğer davalı ...'nin tescil ile mülkiyet hakkını kazanamadığını, tescilin yolsuz olduğunu ileri sürerek, bağımsız bölüm tapusunun iptali ile müvekkili adına takyidatsız olarak tapuya tesciline, bu talebin yerinde görülmemesi halinde değerinin tespit edilerek ferdileşme tarihi olan 25.05.2012 tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; davacının kooperatif ortağı olmadığı için aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, müvekkili ile dava dışı ... Yapı İnş. Nak. Mad. Tur. Teks. Gıda Oto Yedek Parça ve Otom San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında inşa edilen ... isimli yerleşkedeki villaların traverten işlerinin yapımı konusunda sözleşme imzalandığını, ayrıca sözleşme konusu traverten işlerinin hakedişlerinden ödenmek üzere bir adet dubleks villanın bu şirkete tahsisine ve şirketin, kooperatife üye olarak kaydedilmesine ilişkin protokol düzenlendiğini, 04.02.2002 tarihli protokolü dava dışı söz konusu şirketi temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacının imzaladığını, daha önce tüzel kişilerin kooperatif ortağı olmasını önleyen 1163 sayılı Kanun’un 9. maddesinin 07.05.2004 tarihli yasal düzenleme ile değiştirildiğini ve bu tarihten itibaren tüzel kişilerin kooperatif ortağı olmalarının mümkün hale geldiğini, 07.05.2004 tarihli yasal düzenlemeye kadar ise resmen üye olmayan dava dışı söz konusu şirketin, anılan tarihe kadar kooperatif nezdinde, temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü olan davacı tarafından temsil olunduğunu, dava dışı şirketin 2004 yılından sonra üyelikle ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle 28.03.2011 tarihli yönetim kurulu kararı ile üyelikten ihraç edildiğini, ayrıca dava dışı şirketin, taahhüt ettiği inşaat sözleşmeleri ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle fesih talebinde bulunduğunu ve müvekkili tarafından feshin uygun bulunduğunu, müvekkilinin bu sebeple zarara uğradığını, bu çerçevede, davacının, müvekkili kooperatif üyesi olmadığından işbu davayı açabilmesinin mümkün olmadığını, çünkü aktif husumet ehliyetinin olmadığını, işbu davayı dava dışı şirketin de açabilmesinin mümkün olmadığını, davacının, yetkilisi olduğu söz konusu şirketin üyelikten ihraç edildiği 28.03.2011 tarihinden ne önce ne de sonrasında bir aidat ödemesi bulunmadığı gibi müvekkili kooperatif ile herhangi bir teması veya iletişiminin de mevcut olmadığını, davacının iyiniyetli olmadığını, diğer davalı ... ...'nin ise, tüm diğer tapu sahibi üyelerin yaptığı gibi üyelikten doğan yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini ve hak ettiği taşınmazın kendisine teslim edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı ... davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile üyelik kabul işleminin davacı ... adına yapıldığı, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen 2004 yılından 2011 yılına kadar üyeliğin dava dışı şirket adına devredilmemesi, davacının gerçek kişi ortak olarak hazirun listelerinde yer alması, üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında dava dışı şirkete ilişkin hiçbir kayda ve davacının dava dışı şirket adına veya hesabına muhatap alındığına dair kayda rastlanmaması nedeniyle üyelik sıfatının davacıya ait olduğunun kabulünğn gerektiği, protokol tarihinden sonra kanun değişikliği ile yasal imkan doğmasına ve uzun süre geçmesine rağmen üyeliğin dava dışı şirkete devredilmemesi nedeniyle anlaşmanın fiili durumda zımnen ilga edildiği, üyeliğin davacı da kalmasına karar verildiği kanaatinin oluştuğu, ihracın geçerli olması için ihraç prosedürünün davacı ortağa karşı işletilmesi gerektiği ve dava dışı şirkete karşı işletilen prosedürün, davacı ortak aleyhine sonuç doğuramayacağı, ihraç işleminin hukuka uygun olarak gerçekleşmediği ve kesinleşmediği, kooperatif ortaklığı ve bağımsız bölüm tahsisi işlemi ayni bir hak vermediğinden tahsisin de tescilsiz iktisap hallerinden olmadığından davacının, tapu sicilinin yolsuzluğunu iddia ederek tapu iptal tescil davası açamayacağı, davacının tazminat talebinin değerlendirilmesi gerektiği, dairenin fiyatının dava tarihi itibariyle 350.000,00 TL olarak belirlendiği, davacı taraf ince işlerini de kendisinin yaptığını iddia etmiş ise de, kooperatif uygulamalarında taşınmazların, ince işleri eksik olarak üyelere teslim edildiği, uygulamanın bu yönde olması ve söz konusu villanın tapu kaydı davacı adına olmayıp davalı şahıs adına olması nedeniyle kooperatif üyelerinin taşınmazları ince işleri eksik olarak teslim aldıkları, teslim aldıktan sonra kendilerinin yaptığı, bu uygulamanın yerleştiği, dava konusu edilen villanın da davalı şahıs adına tapu kaydının oluşturulması nedeniyle, ince işlerinin davacı tarafından yapıldığı iddiasının doğru olmadığı sonucuna varıldığı, bu nedenle dava tarihi itibariyle belirlenen 350.000,00 TL taşınmaz değerinin esas alınması gerektiği gerekçesiyle davacının davalılar hakkında açmış olduğu tapu iptal ve tescil davasının reddine, davacının taşınmaz bedeli ile ilgili olarak davalı kooperatif hakkında açmış olduğu davasının kabulü ile, 350.000,00 TL'nin 175.000,00 TL'sine dava tarihi olan 24.06.2014, geri kalan kısmına ise 10.08.2017 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine, davacının diğer davalı hakkında açmış olduğu davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalılardan kooperatif vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 04.02.2002 tarihli "Protokol" başlıklı belgeye göre, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin, villalarda yapılacak traverten işleri karşılığında 198.000.000.000 TL tutarında olan olan çift katlı villaya üye kaydedileceği, villa tutarının, hakedişlerden ve bakiye kalırsa şirket tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığı, davalı kooperatif ve dava dışı ... Ltd. Şti. tarafından imzalandığı, davalı kooperatifin öne sürdüğü gibi, protokol tarihi itibariyle 1163 sayılı Kanun’un 9. maddesinde, 5146 sayılı Kanunun 2. maddesi ile yapılan değişiklik henüz gerçekleştirilmediğinden tüzel kişilerin kooperatif ortağı olma imkanı bulunmadığı, tüzel kişilerin, kooperatiflere üye olabilmesinin ancak 1163 sayılı Kanunun 9. maddesinin, 21.04.2004 tarihli ve 5146 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değiştirilmesinden sonra mümkün hale geldiği, varlığına ve sıhhatine yönelik bir itiraz bulunmayan protokolden de açıkça anlaşılacağı üzere dava dışı ... Ltd. Şti.'nin, davalı kooperatife üye yapılmak istendiğinin sabit olduğu, dosya kapsamında bunun aksini ortaya koyan bir delilin davacı tarafından sunulmadığı, dava konusu taşınmaz için tüm taksitlerin bizzat davacı tarafından yapılan bir ödeme olmayıp, davacı ödemelerinin, dava dışı ... Ltd. Şti.'nin cari hesabından virman yapılmak suretiyle gerçekleştiği ve 2002-2003-2004 yıllarına ilişkin ödemelerin bu şekilde olduğu, 2004 yılından sonra ise davacının herhangi bir ödemesinin bulunmadığı, esasen 2004 tarihinin aynı zamanda dava dışı şirket ile davalı kooperatif arasındaki yüklenici sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiği tarih olduğu, buna göre davacı vekilinin, müvekkilinin kuruluşundan itibaren kooperatifin üyesi olduğuna ve üyeliğine ilişkin olarak üzerine düşen edimlerini yerine getirdiğine yönelik iddialarının aksine protokolün yapıldığı tarih itibariyle tüzel kişilerin ortaklığının yasal olarak imkansız olması nedeniyle davacının, kooperatif ortağı olarak gösterildiğinin anlaşıldığı, öte yandan, davacının kooperatif üyeliğinin devam ettiğinin belirtildiği 15.06.2004 tarihli "ilgili makama" başlıklı belge, aidat, emlak vergi ve elektrik borcu ile genel kurul bildirimlerinin yer aldığı davacının e-posta dökümleri, yine dosya kapsamında bulunan davacının katıldığı anlaşılan davalı kooperatifin 2002-2011 yılları arası olağan genel kurul toplantıları hazirun cetvelleri değerlendirildiğinde; söz konusu genel kurul toplantıları hazirun cetvellerinde ismi yer alsa da davacının hiçbir genel kurul toplantısına katılmadığı gibi kendisini temsilen de kimsenin katılmadığı, üyeliğin 2002 yılında başladığı iddiaları karşısında, 2009 ve 2010 yılları olağan genel kurul toplantısı hazirun cetvellerinde, davacının, gösterildiği sıranın karşısında ortaklık başlangıç tarihi olarak 16.01.2001 yazılı olmasının da bir öneminin olmadığı, davacının 2004 yılından bu yana akçeli yükümlülüklerini yerine getirmediği, davacının, aidat borcunun bulunup bulunmadığını takip etmediği gibi aidat vs. borçlara ilişkin kendisine gönderilen e-posta bildirimlerine karşı da bir cevap vermediği, davalı kooperatifin, dava tarihi olan 2014 yılına kadar yapılan her genel kurul toplantısında üye ödemeleri konusunda karar aldığı, aidat ödeme kararı bulunmayan bir dönem olmadığı gibi aynı zamanda bunun dışında emlak ve elektrik borçlarının da bulunduğu dikkate alındığında davacının, davalı kooperatifle ilişki kurmasını gerektirecek sebepler de bulunmasına rağmen aidat vs. ödeme yükümlülüğü bulunan davalı kooperatife uzun süre uğramayarak kooperatif ile ilişkisini devam ettirmediği hususları dikkate alındığında davacının üye ise bile, üyeliğinin sona erdiğini zımnen kabul ederek eylemli olarak ortaklıktan çıkma iradesini ortaya koyduğu, davacının kooperatif üyesi olduğundan bahisle hak talebinde bulunmasının 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde yer alan dürüstlük kuralına aykırı düştüğü gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Kooperatif hukukunda zımni kabul ile eylemli olarak ortaklıktan çıkma diye bir usul kuralının mevcut olmadığını, kooperatif hukukunda ortaklıktan çıkma hususunun belirli olup ya tarafın kendi iradesine dayanan açık ve kesin irade beyanı ile ya da yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle genel kurul ya da mahkeme kararı olması gerektiğini,
b. Üyeliğin müvekkil üzerine yapıldığını, bu sebeple üyelikten kaynaklanan tüm hak ve borçların müvekkil üzerine doğduğunu,
c. Tüm yazışmaların o dönemde yurt dışında olması sebebiyle genel kurullara katılmayan müvekkile yapıldığını, aidat borçlarının müvekkile tebliğ edildiğini, üyelik başlangıç ve hazirun cetvellerinde müvekkilin isminin yer aldığını,
d. Müvekkilinin 2002-2011 tarihleri arasında yapılan genel kurul toplantı tutanaklarının hazirun cetvellerinde isminin yer aldığını, hazirun cetvellerinde müvekkilinin üyelik başlangıç tarihlerinin 16/01/2001 tarihinin olduğunun sabit olduğunu, davalı kooperatif tarafından yapılan yazışmaların tamamının müvekkil ile yapılması ile müvekkilin muhatap alınması ve ödenmiş olan 261.862,86 TL aidatları geri çevirmemesi, o dönemde her ne gerekçe olursa olsun müvekkilin üye yapılması karşısında dürüstlük ilkesine ve hakkaniyete aykırı hareket edenin davalı kooperatif olduğunu,
e. Diğer davalı ... ile ilgili kooperatife üye olup olmadığı, yasal şartları taşıyıp taşımadığı ve kooperatife karşı yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği hususlarının araştırılmadığını,
f. Diğer davalı ...’ın davaya konu konutu kaba inşaat olarak teslim almadığını, bu sebeple bedeli müvekkilden tahsil edilen ancak müvekkile teslim edilmeyen konut ile ilgili ince iş bedelleri yönünden her iki davalının da müvekkil aleyhine sebepsiz zenginleştiğini,
g. Müvekkile ferdileştirilen konuta ilişkin müvekkilden tahsil edilen şerefiye bedeli dahi dikkate alınmadan kaba inşaat üzerinden değer tespitine gidildiğini,
h. Dava konusu taşınmazın değerinin müvekkil tarafından ödenen şerefiye farkı ve yapılan ince işçilikler de dikkate alınmaksızın salt kaba inşaat bedelinin tespiti ile eksik hesaplanması ile tazmin yoluna gidildiğini,
ı. Dava dilekçemizde alacağımıza bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizin işletilmesi ile tahsilat talep edilmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından alacağımızı önemli ölçüde azaltan yasal faize hükmedilmesinin açıkça hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, kooperatif üyesi olduğundan bahisle adına tahsis edildiği iddia edilen dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davacı adına tescili, olmadığı taktirde bedelinin faizi ile tahsili istemine ilişkindir.
1. Somut olayda ortaklık başlangıç tarihinin 16.01.2001 olduğu ve ortaklığın davacı adına yapıldığı, her ne kadar davalı kooperatifce, üyelik tarihinde tüzel kişilerin kooperatif üyesi olamaması nedeniyle dava dışı ... Ltd. Şti.'nin yetkili temsilcisi olan davacının kooperatif üyesi olarak gösterildiği belirtmiş ise de; yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen bu tarihten 2011 yılına kadar üyeliğin ... Ltd. Şti.'ye devredilmediği, yine davacının gerçek kişi ortak olarak 2002-2011 tarihleri arasındaki genel kurul hazirun listelerinde yer aldığı, davacının davalı kooperatife ödemelerini dava dışı şirket hesabından virman suretiyle yaptığı görülmüştür. Bu durumda, üyelikle ilgili işlemlerde ve kooperatifin tüm yazışmalarında dava dışı ... Ltd. Şti.'ye ait hiçbir kayda ve davacının dava dışı ... Ltd. Şti. adına ve hesabına muhatap alındığına dair bir kayda rastlanmadığı, yasal düzenlemenin 2004 yılında imkan vermesine rağmen üyeliğin dava dışı şirkete devrinin yapılmadığı ve 2011 tarihine kadar davacının hazirun listelerinde yer aldığı göz önünde bulundurularak üyelik sıfatının davacı asile ait olduğunun kabulü ile talepleri hakkında oluşacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
2. Bozma nedenine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek olmadığına, Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.