Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2286 K.2025/1212
6. Hukuk Dairesi 2024/2286 E. , 2025/1212 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/99 E., 2024/237 K.
Mahemece bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen 22.03.2011 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi (noterde) uyarınca davalılara ait taşınmaz üzerine bina yapılmak üzere anlaştıklarını, sözleşmede inşaatın 16 ay içerisinde bitirileceği ve sözleşme tarihinden 6 ay içerisinde inşaata başlanmazsa sözleşmenin feshedileceğinin kararlaştırıldığını, davacının inşaat için ruhsat başvurusunda bulunduğunu, ancak inşaat yapılacak arsaya komşu parselli arsadan 21,00 m² tecavüz bulunduğunu, inşaat yapılacak bölgenin tamamında bu şekilde arsaların birbirine tecavüzü olduğundan Belediyenin imar uygulaması yapmaya karar verdiğini, bu durumun davalılara sözlü olarak bildirdiğini ve 13.07.2011 tarihinde yeniden sözleşme yaptıklarını, yeni sözleşme gereğince ruhsat işlemlerine devam edilebilmesi için 21,00 m² lik tecavüzlü kısmın komşu parsel maliklerinden satın alınması için davacının davalı ...'e 20.000,00 TL verdiğini, satın alma gerçekleşmez ise bu müdahalenin kaldırılması için davalılarca hukuk davası açılmasının veya bu hususta vekaletname vermelerinin kararlaştırıldığını, davalıların satın alma için herhangi bir işlem yapmadıkları gibi tecavüzün meni için dava da açmadıklarını, davacının buna rağmen mimari etüt projeleri hazırlattığını, emlak vergilerini ödediğini, yaklaşık 40.000,00 TL harcama yaptığını, davalıların 23/10/2012 tarihli ihtar ile sözleşmeyi feshettiklerini ve kendisini vekaletten azlettiklerini, davacının cevabi ihtarı ile davalılara feshi kabul etmediğini bildirdiğini, davalıların başka bir yüklenici ile anlaştıklarının tespit edildiğini, bunun üzerine davacının 26.06.2013 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini ve haklı fesih sebebi ile yoksun kaldığı 250.000,00 TL karın ödenmesini talep ettiğini, davacının son ana kadar sözleşmeyi ayakta tutmaya çalıştığını belirterek tüm zararlarının tazmini için şimdilik 10.000,00 TL' nin yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede satın alınması gereken kısmın yüklenicinin satın almasının kararlaştırıldığını, davacının maddi durumunun inşaatı bitirmeye müsait olmaması nedeni ile hemen imara başvurmadığını, teknik ve mekanik projeleri çizdirmediğini, yüklenicinin sözleşme tanzim edildikten 3 ay sonra Kartal Belediyesine başvurarak adada imar uygulanması yapılmasını talep ettiğini, müvekkillerinin davacıya bu konuda yetki ve izin vermediklerini, maddi durumu müsait olmayan davacının yapım işini çıkmaza soktuğunu, bu şekilde müvekkillerinin 75,00 m² den fazla inşaat sahası kaybetmelerine sebep olduğunu, olayda tam kusurlu olduğunu belirterek davacının davasının reddine karar verilmesini, birleşen davada ise davacıdan kaybedilen inşaat alanı nedeni ile 160.000,00 TL, inşaata başlanabilmesi için evlerini boşaltarak kiraya çıkmaları nedeni ile 40.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL tazminat talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli kararı ile; davacı yüklenicinin komşu parsele tecavüzlü olan ve imar durumu gereğince hemen inşaat yapılamayacak olan arsa ile ilgili olarak kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, bu nedenle kusurlu bulunduğundan olumsuz zarar mahiyetindeki kâr kaybını istemesinin mümkün olmadığı, karşı tarafa kazandırdığı yararlı şeylerin iadesini isteyebilir ise de karşı tarafa kazandırdığı bir şey bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, davalı arsa sahiplerinin taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesini haksız olarak feshettikleri, yükleniciden müspet zarar mahiyetindeki kira kaybını talep edemeyecekleri gibi yüklenici tarafından zarara uğradıklarını da ispat edemedikleri gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
İlk Derece Mahkemesinin 17.12.2015 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce, arsanın sözleşme tarihinde ayıplı olduğu ayıbın giderilmesi için belediye tarafından çalışmalar başlatıldığının dosyadaki belgelerden anlaşıldığı, akde vefa kuralı gereği arsa sahibinin ayıbın giderilmesini bekleyip ayıp giderildikten sonra sözleşmenin ifası için arsayı yükleniciye teslim etmesi gerektiği, somut olayda arsa sahibi tarafından arsanın ayıpsız bir şekilde yükleniciye teslim edilmediği gibi, 23.10.2012 tarihinde ihtarname göndererek fesih iradesini ortaya koyduğunun anlaşıldığı, yüklenicinin sözleşmenin feshinde herhangi bir kusurunun bulunmadığı, aksine arsa sahibinin 08.01.2013 tarihinde başka bir yüklenici ile sözleşme yaparak sözleşmenin feshine kusuru ile sebep olduğu, bu durumda yüklenicinin menfi ve müspet zararlarını talep edebileceği, mahkemece bilirkişiden yüklenicinin zararlarının feshin kesinleştiği tarih itibariyle TBK’nın 408. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle tespit ettirilip hüküm altına alınması gerekirken asıl davada yazılı şekilde davacı tarafın talebinin reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle asıl dava davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün asıl davada davacı yararına bozulmasına, birleşen davada davacılar vekilin tüm temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bilirkişi raporuna göre yüklenicinin yapamadığı iş nedeniyle net gelir kaybının 129.000,00 TL olarak hesaplandığı, yüklenicinin bu tarihlerde iki adet kat karşılığı inşaat sözleşmesi daha yaptığının anlaşıldığı, bu iki sözleşmenin dava konusu kat karşılığı inşaat sözleşmesi iptal edilmeden önce yapıldığından bu iki adet işin TBK'nın m.408'de yer alan "başka bir iş yaparak kazandığı gelir" kapsamında değerlendirilemeyeceğinden bu işler nedeniyle davacının kâr kaybından bir indirim yapılmasının söz konusu olmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, birleşen dava bozma dışı bırakıldığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece ilk rapora göre kabul kararı verilmesi gerektiği, 27.04.2023 tarihli rapordaki ayrımın 2012 yaklaşık birim maliyetleri tebliği içinde bulunmadığını, müvekkilinin başkaca gelir elde ettiğine dair delil sunulamadığını, bozma öncesi rapordaki hesaplamalara göre kabul kararı verilmesi gerektiğini, yasal faiz değil reeskont faizine hükmedilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; mahkemece karar verilirken yüklenicinin yaptığı diğer işlerin de dikkate alınması gerektiğini, yalnız sözleşmelerin imzalanma tarihlerine bakarak değerlendirmeye alınmamasının hatalı olduğunu, yine birleşen davalarının kabulüne karar verilmesi gerektiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriği, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık asıl davada yüklenicinin arsa sahiplerine karşı açtığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat, birleşen davada arsa sahiplerinin yükleniciye karşı açtığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı HMK'nın geçici 3/2. madesinin atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı HMUK'nın 428. ve 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
24.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar düzeltme yolu açık olmak üzere karar verildi.