Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2402 K.2025/1029

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/2402 📋 K. 2025/1029 📅 13.03.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/2402 E.  ,  2025/1029 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/338 E., 2024/562 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/848 E., 2023/964 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı arasında düzenlenen protokol gereği, davalı tarafından müvekkiline 150.000,00 TL ödenmesi halinde müvekkili şirketin davalıya 1,5 adet bağımsız bölüm yerine toplamda 2 bağımsız bölüm teslim edeceğinin kararlaştırıldığını, söz konusu protokole teminat olarak davalıya 600.000,00 TL tutarlı 22.03.2018 düzenleme tarihli, 30.06.2029 vade tarihli bono verdiğini, protokole göre daire satışının yapılması halinde yapılacak devir işleminin 150.000,00 TL'lik farkın ödenmemesinden dolayı iptal edildiğini belirterek bu bononun teminat olarak verildiğinin tespiti ile borçlu olmadığının tespitini ve % 20 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın davalıdan şifahi olarak 150.000,00 TL yerine 300.000,00 TL bedel talep ettiğini ve istenilen bedeli ödemeyeceğini beyan ettiğini, davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereği devir edilmesi gereken 0,5 bağımsız bölümün tamamını üçüncü şahsa satıp teslim ettiğini, davacı yanın dava dilekçesinde bahsettiğinin aksine edimini tam değil eksik ifa ettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu senedin teminat amaçlı olarak düzenlendiğinin anlaşıldığı, davalının 150.000,00 TL ödemeden alacak talebinde bulunamayacağı, protokolde belirtilen yükümlülüğünü ifa etmeden davacı ... ifaya zorlayamayacağı, alacaklı temerrüdünün koşullarının gerçekleşmediği, dava konusu bononun teminat fonksiyonunun dava tarihi itibariyle devam ettiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, dava konusu 600.000,00 TL bedelli 22.03.2018 düzenleme tarihli, 30.06.2019 vade tarihli davacının keşideci, davalının lehtarı olduğu bononun teminat senedi olduğunun ve teminat vasfının devam ettiğinin tespiti ile davacının dava tarihi itibariyle bu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı yanca bononun teminat amacıyla verildiğine ilişkin protokolde, takibe konu bonoya açıkça gönderme yapılmamış olması, bonunun ödeme ve düzenleme tarihleri gibi ayırıcı bilgilerin yer almaması, öte yandan davacı yüklenici tarafından protokolde davalıya verileceği belirtilen bononun alacaklıya teslim edildiğine ilişkin her hangi bir belge sunulmamış olması hususları birlikte değerlendirildiğinde; mahkemece, takibe konu bononun teminat senedi olarak verildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden esas hakkında davanın reddine dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde:
a. İhtarname ve protokol içeriklerinden dava konusu bononun, taraflar arasındaki teminat vasfını sürdürdüğünün anlaşıldığını,
b. Davalının, üzerine düşen 150.000,00 TL'lik ödemeyi yapmamış olmakla, müvekkili bakımından herhangi bir devir borcu doğmadığını, taraflar arasında akdedilen teminat senedinin icra edilebilir nitelikte olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, menfi tespit istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Taraflar arasında düzenlenen 22.03.2018 tarihli protokolde;
9202 Ada, 14 Parselde hissesi bulunan ' e ait taşınmazın vekaleten Yapı Müh. Ltd. Şti.'ne satış yapacağım. Bu satış işlemine karşılık bahsi geçen yerde yapılacak konut inşaatından 150.000,00 TL (yüzellitürklirası) ödeme yaparak 2 adet 2 + 1 daire (ara kattan) satın alacağım. Bu protokolde ek teminat olarak 600.000,00 TL (altıyüztürklirası) senet alacağım. Daire satışı tarafıma yapıldığında senedi iade edeceğim. Bu süre içerisinde senetlerin kaybolması, bulunamaması ve üçüncü şahısların eline geçmesi durumunda tüm sorumluluk şahsıma aittir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
Yine dosya kapsamındaki senet incelendiğinde, keşide edenin davacı şirket, lehtarının ..., tutarının 600.000,00 TL, düzenlenme tarihinin 22.03.2018, vade tarihinin 30.06.2019 görülmektedir.
Bu açıklamalardan sonra somut olay incelendiğinde; davaya konu senet taraflar arasındaki 22.03.2018 tarihli protokolde kararlaştırılan 1,5 daire yerine 2 daire verilmesinin teminatı olarak verilmiş olup, protokolde de açıkça 600.000,00 TL teminat senedi verildiği de kararlaştırılmıştır. Davaya konu senet, davacının daire teslimine ilişkin ediminin teminatını oluşturmaktadır. Bu nedenle ancak bu edimin ifa edilmesi halinde teminat senedinin teminat vasfı ortadan kalkacaktır. Teminat nedeni ortadan kalkmadan senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitinin istenmesi mümkün olmadığından mahkemece bu gerekçeyle davanın reddi gerekirken senedin teminat senedi olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/4 hükmü gereğidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine,
2 Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.