Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/438 K.2025/830

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/438 📋 K. 2025/830 📅 04.03.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/438 E.  ,  2025/830 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1028 E., 2023/1125 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2004/104 E., 2018/1096 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İdare tarafından davacıya ihale edilen Düzce Merkez 2. kısım kalıcı konutları teknik altyapı tesisi inşaatı işi ile ilgili 05.06.2000 tarihli sözleşme imzalandığını; müvekkilinin sözleşme kapsamındaki tüm taahhütlerini eksiksiz ve kusursuz tamamladığını, toplanan 3 ayrı kabul heyeti tarafından işin geçici kabulünün yapıldığını, son hakedişin tamamlanarak işin kesin hesaba bağlandığını, idarece 22.05.2005 tarihli iş bitirme belgesi verildiğini, idarece 22.08.2003 tarihli yazı ile kazı artığı malzemenin tutanakla belirlenmiş olan kesin depo mahalline taşınmadığı ancak kesin depo mahalline taşınmış gibi bedelinin alındığınının tespit edildiği belirtilerek açıklamalarının yazının tebliği itibariyle en geç 10 gün içerisinde bildirilmesinin istenildiğini, müvekkilinin cevabı yazısında kazı artığı toprağın kesin depo mahalline taşındığını belirttiğini, idarenin 31.12.2003 tarihli yazısı ile kazı artığının yükleme, boşaltma ve şantiye içi nakliye mesafesi kadar nakliye işleminin haricinde taşınmayarak kazı nakli farkından dolayı 221.954.542.271,00 TL fazla ödeme yapıldığının tespit edildiğinin bildirilerek gereğinin yapılmasını istediğini, sözleşmenin ifa ile tamamlanarak sonlanması nedeniyle idarenin müfettiş raporuna dayanarak verilen teminat mektubunu irat kaydetme hakkının bulunmadığını, idarece ileri sürülen iddianın kesin hesabın onaylandığı tarih itibariyle 1 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve talebin 11.12.2002 tarihinde zamanaşımına uğradığını belirterek, davacının davalı idareye borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; idare tarafından Düzce Merkez 4. Kısım Kalıcı Konutları Teknik Altyapı İnşaatı işinin davalıya ihale edildiğini; yaklaşan kış şartları, acil konut ihtiyacı, afet ortamının getirdiği acelecilik ve kontrollük görevini üstlenen banka personelinin ihmal ve görevde özensizliği gibi nedenlerle çabucak bitirilen konutlara ilişkin altyapı istihkak raporları, hakedişler imzalanarak davalı şirkete yapmadıkları işlere ait toprak taşıma bedelleri ödenmek suretiyle haksız kazanç temin edildiğinin banka müfettişlerinin yaptığı inceme raporu ile belirlendiğini; sorumlular hakkında savcılığa şikâyette bulunulduğunu; davalıya haksız ödemenin iadesi için 31.12.2003 tarih ve 9111 sayılı yazı yazıldığını belirtere; davalının kazı artığı malzemeyi kesin depoya taşımayarak haksız nedenlerle elde ettiği 919.512.693.242,00 TL’nin 05.01.2004 tarihinden itibaren ticarî faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı vekili; genel olarak kazı artığı malzemelerin taşınmadığını veya cüzi bir miktar taşınarak taşınmış gibi gösterildiğini, kesin depo mahalline taşındığı iddia edilen kazı artığı miktarların milyon m³leri aşan boyutlara varması nedeniyle hazırlanan tahkikat raporunda, banka hakkı yönünden 28.373.543.001.570,00 TL fazla ödemenin yasal faizi ile birlikte yüklenicilerden tahsil edilmesinin istenildiğini, haksız kazanç elde eden 44 yükleniciye söz konusu miktarları ödemeleri için süre verilerek yazı yazıldığını, davacı ......Ltd. Şti'nin toplam 174.310.294 m³ kazı artığı malzemeyi kesin depoya taşınmadığını, 221.954.542.271,00 TL haksız kazanç elde edildiğini, bu itibarla tespite itiraz ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşmenin bir istisna akdi olduğunu, tahsili istenilen meblağın bu istisna akdinden kaynaklanan iş nedeniyle olup, istisna akitlerinde zamanaşımı süresinin 5 yıl olduğunu belirterek, davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde birleşen davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; keşif, tanık ve bilirkişilerin görüşlerinden, ceza mahkemesinin kesinleşen karar örneğinden kesin depo yerine malzeme artığı taşıması gereken toplam 44 firmanın yaptığı inşaatlarla ilgili olarak hangi firmanın dolayısıyla asıl davada davacı/birleşen davada davalı şirketin ne kadar malzeme artığını kesin depo yerine taşıdığının belirlenemediği; taraflar arasında imzalanan iş teslim tutanakları, hakediş tutanakları, geçici ve kesin hakedişler ile iş teslim belgesinin aksine idare tarafından belge sunulmadığı, sebepsiz zenginleşmenin varlığını ve zarar miktarını ispat yükünün asıl davada davalı ... birleşen davada davacı idarede bulunduğu ve İdare'nin nedensiz zenginleşmeyi ve miktarını ispatlayamadığı, dosyada yer alan iş teslim tutanakları, hakediş tutanakları, geçici ve kesin hakedişler ile iş teslim belgesi taraflar açısından bağlayıcı olan sözleşme hükümleri çerçevesinde, malzeme artığının kesin depo yerine taşındığı bu malzemenin anılan yerde sonradan bulunmamasının yüklenicinin sorumluluğunda bulunmadığı, aksinin idare tarafından yasal delillerle ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davada, davacı ... ithalat İhracat Limited Şirketinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, dava konusu iş nedeniyle borçlu olmadığının tespitine; birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece verilen kararda usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... vekili; kararın esas yönünden hukuki hatalar içerdiğini, Karamanköy (Adapazarı) 1. Kısım 3. Bölge Kalıcı Konutlar Teknik Altyapı İnşaatı işinin davacı şirket tarafından üstlenildiğini, müvekkili bankaya yazılan şikayet dilekçesinde öne sürülen iddialar hakkında, Genel Müdürlük Makamının 20.01.2003 tarihli ve 138 sayılı Olur’ları ile yapılan müfettişlik incelemesi ve soruşturması sonucunda düzenlenen Teftiş Kurulu Başkanlığının 16.12.2003 tarihli ve 2868 sayılı Olur'larında; genel olarak kazı artığı malzemelerin taşınmadığı veya cüzi bir miktar taşınarak taşınmış gibi gösterildiği, Düzce 2. Kısım Kalıcı Konutları Teknik Alt Yapı İnşaatı yüklenicisi davacı ......Ltd. Şti'nin toplam 174.310,294 m³ kazı artığı malzemeyi kesin depoya taşımadığı 312.761.154.659,00 TL haksız kazanç elde ettiği ve Banka alacağının tahsilinin istenildiğini, ancak yüklenici tarafından herhangi bir ödemenin yapılmadığını, yaklaşık olarak 5.444.942 m³ kazı artığı malzeme için 19,5 km taşıma yolu mesafesi üzerinden nakliye bedeli ödendiğini, bu kazı artığı malzeme miktarının 10 m³'lük 544.494 adet kamyon kazı artığı malzeme miktarına tekabül ettiğini, kazı artığı malzemenin taşınacağı kesin depo yeri olarak belirlenen ve her bir iş için ayrı ayrı düzenlenen mesafe tespit tutanaklarında 19,5 km şeklinde yer alan Düzce İstilli Mevkiinde konu ile ilgili olarak görevlendirilen heyetçe yapılan incelemeler sonucunda kesin depo mahallinde 1500 m uzunluğunda ortalama 60 m genişliğinde, yaklaşık 225.000 m³ dolgunun tespit edildiğini, kesin depo mahallinde tespiti yapılan 225.000 m³lük malzemenin büyük oranda depremde yıkılan binaların enkazlarından oluştuğunu ve bu enkazların üzerilerinin de alüvyon menşeli toprak malzeme ile örtüldüğünün kolayca görüleceğini, dolayısıyla enkazlar üzerine örtülen alüvyon menşeli toprağın kalıcı konut sahasındaki malzemeye benzemediğinin anlaşılacağını, çıkan 5.444.942 m³ kazı artığı miktarının büyüklüğü göz önünde bulundurulduğunda, bu miktarın heyetçe kesin depo mahallinde yapılan incelemeler sonucu tespit edilen enkaz ve alüvyon menşeli malzeme miktarı ile kıyaslanamayacağını, kaldı ki 544.494 kamyon malzemenin 19,5 km taşıma yolu mesafesindeki kesin depo mahalline inşaat süresince taşınmasının fiziken de mümkün görülmediğini, böyle bir durumda bu kadar büyük miktarda bir malzemenin kesin depo mahalline taşınmış olsa idi fark edilmemesi gibi bir durumun söz konusu olamayacağını, kazı artığının konutların etrafına ve yakın civarına büyük yığınlar halinde döküldüğünün ve bu döküntülerin düzenleme çalışması yapılmadan olduğu gibi bırakıldığının heyetçe tespit edilerek tutanaklara bağlandığını, yüklenicinin özen ve sadakat borcunun gereği olarak, işin kapsamı içerisinde önemli bir maliyet kalemi teşkil eden kazı artığı malzemenin taşıma mesafesine riayet etmekle yükümlü olduğunu, ödemenin malzemenin fiilen bu mesafeye taşınması durumunda söz konusu olacağını ve sözleşme hükümlerine göre bu imalata ödenecek bedelin olmazsa olmazının bu koşul olduğunu, alacağın tahsili amacıyla davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, bu hususlar incelenmeden davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, asıl davada, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, birleşen davada ise alacak istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Davacı yüklenicinin taahhüt konusu işini bitirip kesin kabullerini yaptırmış olduğu, alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre kazı atığı malzemenin yüklenici tarafından kesin depo yerine nakledilmeyerek yüklenici şirkete fazla ödeme yapıldığı iddiasının sunulan deliller çerçevesinde kanıtlanamadığı anlaşıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararı yerindedir.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı/birleşen dosya davacısı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.