Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/2422 K.2025/624
6. Hukuk Dairesi 2023/2422 E. , 2025/624 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2022/190 E., 2022/366 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar; davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı/ karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasında taşeron sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile yükümlenen işin tamanın yerine getirildiğini, ayrıca sözleşme harici işler yapıldığını, yine metal işlerinde anormal artışlar meydana geldiğini, bu nedenle fiyat farkı oluştuğunu, davalıya ihtarname keşide edilerek harici işlerden kaynaklı alacağın ve fiyat farkının talep edildiğini, davalı tarafın ihtara olumlu cevap vermediğini, davalı şirketten 100.000,00 TL'ye yakın alacağının bulunduğunu belirterek; alacak miktarını tam olarak tespit edemediklerinden şimdilik 20.000,00 TL'nin ticari reeskont faizi ile tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı/ karşı davacı vekili cevap dilekçesinde; davacının sözleşme kapsamı dışındaki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacıya sözleşme kapsamı dışındaki işler için 40.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacının ara hakedişlere ve kesin hakedişe itirazının bulunmadığını, işin bir kısmının yapılmadığını, yapılan işin bedelinin ise tamamen ödendiğini, savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı karşı dava dilekçesinde; davacı taşeron firma tarafından yapılan binada dolgu sıkıştırmasının kurallara uygun yapılmadığını, oluşan oturmalar neticesinde muhtelif hasarların meydana geldiğini, müvekkili şirket tarafından ihtarname gönderilerek davacı taşeron firmadan hasarlı işi onarması için talepte bulunulduğunu, fakat taşeron firma tarafından hasarların giderilmediğini, söz konusu hasarların müvekkili şirket tarafından onarıldığını, müvekkili şirketin onarımlar için 43.896,00 TL masraf yaptığını belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 43.896,00 TL bedelin karşı taraftan tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece verilen 05.11.2013 tarihli kararda, davacının dava dilekçesinde alacağını 100.000,00 TL olarak açıklamış bulunduğu bu durumda, belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle HMK'nın 114/1-h ve 115/1-2 maddeleri uyarınca asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine, karşı davanın da tefrik edilerek ayrı esasa kaydına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Mahkemenin 18.02.2015 tarihli ve 2014/2071 E., 2015/829 K. sayılı kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi) 13.11.2017 tarih ve 2016/2672 E., 2017/3906 K. sayılı ilamı ile davacı taşeronun kendi edimini ifa ettiğini, sözleşme dışı işler de yaptığını, bu sebeple 100.000,00 TL'ye yakın alacağının bulunduğunu belirterek şimdilik 20.000,00 TL'sinin tahsilini istediği, davalı yüklenicinin ise savunmasında; bir kısım işlerin yapılmadığını, iş bedelinin tamamının ödendiğini, borçlarının kalmadığını belirttiği, bu hali ile davaya konu edilen alacak taraflar arasında tartışmalı hale gelmiş olup, davacı taşeronun eldeki davada talep ettiği bedelin 6100 sayılı HMK'nın 109. maddesinde sözü edilen kısmî dava niteliği arz ettiğinden davacı taşeronun kısmî dava açmasında usul yasaya ve yönteme dair herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, işin esasının incelenip sonucu dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararının olmadığı gerekçesi ile dava şartı yokluğundan davanın usulden reddinin doğru olmadığı gerekçesiyle karar bozulmuştur.
2. Mahkemenin 14/10/2021 tarihli ve 2016/68 Esas, 2021/666 Karar sayılı uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığından davanın nispi ticari dava olduğu, HSK'nın 07/07/2021 tarih ve 608 sayılı kararı doğrultusunda davaya bakmakla görevli olan mahkemenin Konya Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 20.01.2022 tarih ve 2022/310 E., 2022/217 K. sayılı ilamı ile uyuşmazlığın eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, bu nevi davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığı, eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve asliye ticaret mahkemesinin görevli olması için, uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olmasının zorunlu olduğu, davacı ...'ın tacir olduğu veya işi ticari işletmesi adına yaptığı hususunda dosyada yeterli delil bulunmadığı, davacının tacir olmadığı dava konusunun da kanunlarda özel olarak düzenlenen hallere girmediğinden görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, yargılamada gelinen aşama da dikkate alınmak suretiyle, mahkemece işin esasının incelenerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile karar bozulmuştur.
3. Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; mahkemenin ilk kararında tefrik edilen karşı davanın sonra eldeki dava ile birleştirildiği, Yargıtay ikinci bozma kararı öncesi mahkemenin 07/09/2021 tarihli duruşmasında birleştirilen dava (karşı dava) dosyasının yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verildiği, Yargıtay'ın ikinci bozma kararı sonrası 2022/190 Esas sayılı dosyasından tefrik edildiği, tefrik edilen dosyada dava 3 aylık süre içerisinde yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karara verildiği, kararın kesinleştiği, asıl dava bakımından ise dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbiriyle çelişmediği, hesaplamalar bakımından son alınan raporun hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu, davacının talep edebileceği alacak miktarının 172.855,57 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle; taleple bağlı kalınarak davanın kabulü ile 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari reeskont faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının tacir sıfatını haiz olduğunu ve bu sebeple huzurdaki uyuşmazlık bakımından görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik incelemelere dayalı olduğunu, hesaplamalar yapılırken hak ediş raporlarının dikkate alınmadığını, sadece maliyet belirlenerek alacak kalemleri arasında hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, yapılan hesaplamaların sözleşme maddeleri incelenmeden yapıldığını, davacının molozları kendisinin kaldırdığına ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, hükme esas alınan raporda inşaat mahallinde keşif, tespit, inceleme yapılmadığını, daha önceki hazırlanan bilirkişi raporlarının incelenerek kanıya varıldığını, müvekilinin itirazlarının bilirkişilerce değerlendirilmediğini yalnızca davacının itirazlarının dikkate alındığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir.
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 ncü maddesinin 2 nci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 nci maddesi ile 439 ncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.