Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/124 K.2025/524

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2024/124 📋 K. 2025/524 📅 13.02.2025

6. Hukuk Dairesi         2024/124 E.  ,  2025/524 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/494 E., 2023/1716 K.
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
DAVACI-KARŞI DAVADA
ASIL VE BİRLEŞEN DAVADA
DAVALI-KARŞI DAVADA
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2020/202 E., 2021/712 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davalı-karşı davada davacı vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davada davacı-karşı davada davalı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davalı- karşı davada davacı vekili Avukat... ile asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekili Avukat ...’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 27.04.2017 tarihli "Ulusal Kamu Entegre Veri Merkezi Projesi Fizibilite Etüdü Projesi Hazırlanması Danışmanlık Hizmet Alımı" için sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin Ulaştırma Bakanlığının alımını yürüttüğü bu proje mucibince 27.04.2017 tarihli sözleşmenin ek-1'inde yer alan tüm yükümlülük ve sorumlulukları bitirerek uhdesindeki tüm işleri davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirketin sözleşmede yer alan taahhütlerine uygun hareket etmediğini, davalının anılan kurumdan Faz-1'e ait hakedişini aldığını ancak müvekkili şirketin hakedişini tam olarak ödemediğini, davalının kurumdan ödemeyi almasını takip eden en geç 5 iş günü içerisinde davacıya ödemeyi gerçekleştirmesi gerekmekteyken davalının bunu yapmadığını, Faz-1'den kaynaklanan hakediş ödemesinin ve fatura bedellerinin hem geç hem de eksik ödendiğini, davacının tüm işlerini bitirip teslim ettiği halde kalan hakedişlerin ödenmediğini, davalının anılan kurumdan Faz-2 ve Faz-3 hakedişlerinin alınması için herhangi bir hukuki girişimde bulunmadığını, sözleşmenin hem 2.7. hem de 4.1.maddelerinin açıkça ihlal edildiğini, sözleşmeyi ihlal eden tarafın diğer tarafa 10.000.000,00 TL ceza ödemeyi ve bu ödemeyi en geç 30 gün içerisinde yapmayı kabul ve taahhüt ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 20.000,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davadaki açıklamaları yaparak, davalı şirkete 31.10.2017 tarihli 489.936,00 TL bedelli ve 27.11.2017 tarihli 7.316.000,00 TL bedelli iki ayrı fatura gönderildiğini, 6.615.200,20 TL’nin ödendiğini, bakiyenin ödenmediğini, bakiye ve faizi için takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsilini talep etmiştir.
Karşı davada davacı vekili dilekçesinde; karşı davalının güven sarsıcı davranışları dışında sözleşme kapsamındaki birçok yükümlülüğünü ihlal ettiğini, sözleşmenin 2.9. hükmü uyarınca karşı davalı nezdindeki hizmetlerin denetim ve yönetimi için atanacak personel giderlerinin aylık masrafının %20'sinin karşı davalının alacağından mahsup edileceğini, taraflar arasındaki olumlu ticari ilişkilere binaen bugüne kadar bu yönde bir talepte bulunulmasa da, karşı davalının kötü niyetli girişimleri sonrasında masrafların %50'sine tekabül eden toplam 510.000,00 TL bedelin 04.02.2020 tarihli ihtarname ile karşı davalıdan talep edildiğini, süresi içinde bu bedelin ödenmediğini, sözleşmenin 3.2. hükmü, 6.7. hükmünün karşı davalı tarafça açıkça ihlal edildiğini, sözleşmenin ödeme planına göre tüm hak ediş detayları açıkça ve oranlarıyla belli olmasına rağmen, karşı davalı vekilinin KDV hariç 6.540.800,00 TL fatura kesmesi gerekirken KDV hariç 6.615.200,00 TL fatura kesmesi de sözleşmenin açık ihlali niteliğinde olduğunu, sözleşmeyi bir çok farklı şekilde ihlal eden karşı davalının müvekkili şirkete cezai şart ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL cezai şart alacağının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ihale makamı kurum arasında akdedilen sözleşmeye istinaden müvekkilinin "Ulusal Kamu Entegre Veri Merkezi Projesi Fizibilite Etüdü Hazırlanması Danışmanlık Hizmeti Alımı" işini yüklendiğini, bahse konu işin bir bölümünün ise davacı alt yükleniciye verildiğini, sözleşmenin 4.1. hükmünde açıkça belirtildiği üzere davacının alacağının muaccel olmasının şartının kurum tarafından müvekkili şirkete ödeme yapılması olduğunu, ihale makamı kurum tarafından müvekkiline henüz ödenmemiş bedellerin, iş tamamlansa dahi davacıya ödenmesinin mümkün olmadığını, tamamlanan ve kabulleri yapılan işlere dair ihale makamı kuruma kesilen fatura gereği davacının hak ettiği tüm bedelin, gerekli mahsuplar yapılarak davacıya tam olarak ödenmiş olduğunu, bunun dışında muaccel olan başka bir alacaklarının bulunmadığını, davacının ödenmediğini iddia ettiği tutarın, %18 KDV üzerinden hatalı olarak kestiği faturadan kaynaklandığını, davacının müvekkili şirkete %18 KDV üzerinden fatura kesmiş olsa dahi, bu KDV'nin (9/10) kısmı tevkifat nedeniyle kurumca müvekkiline ödenmediğinden, davacının bu kısım bakımından sözleşme gereği muaccel bir alacağından söz edilemeyeceğini, ne var ki, davacının KDV tevkifatı olmaksızın fatura kesmesinin sözleşmenin açık hükmü karşısında bir önemi olmadığını, zira sözleşme gereği muacceliyetin şartının fatura kesmek değil, hakediş bedelinin kurumdan tahsil edilmesi olduğunu, davacı şirketçe %18 olarak kesilen KDV'nin (9/10) kısmının tevkifat nedeniyle kurumdan tahsil edilemediğinin açık olduğunu, kurumdan tahsil edilmeyen bir bedelin ise davacının alacağı bakımından muaccel hale gelmeyeceğini, muacceliyet temerrüdün ön koşulu olduğu için temerrüdün de oluşmadığını, sözleşmenin ihlal edildiği iddiası ve cezai şart talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Karşı davada davalı vekili cevap dilekçesinde; karşı davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada cezai şart talebine konu davacı ve davalı şirket tarafından, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde ihlallerin söz konusu olduğu, her iki tarafta sözleşmenin 2.7. maddesi kapsamında cezai şart isteğinde bulunmuş ise de bir tarafın istekte bulunabilmesi için kendinin de ihlal etmemiş olması gerektiği, her iki tarafın ihlali karşısında bu maddeye dayanılarak karşılıklı talebin yerinde olmadığı kanaatine varılmakla asıl ve karşı davanın reddine karar verilmesi gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmede sözleşme bedelinin ve davacıya yapılacak ödemelerin KDV hariç belirlendiği, KDV tevkifatına yer verilmediği, davalı ile Bakanlık arasındaki sözleşmenin vergisel düzenlemelerine de herhangi bir atıf yapılmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 2.5 maddesinde bu sözleşmenin ekleri ile bir bütün olup işbu sözleşme, eklerinde ve kendisine gönderme yapılan dokümanlar arasında bir çelişki olması durumunda öncelik sırasının maddeler halinde belirtilip, asıl ve birleşen davada davalının kurum ile imzaladığı sözleşme birinci sırada yer almakta ise de, bu maddenin kapsamının bu sözleşme, sözleşme eki (sözleşme ekleri iş listesi, ödeme planı, tarafların imza sirküsü olarak belirtilmiş) ve kendisine gönderme yapılan dokümanlar arasındaki çelişkiye ilişkin olduğu, işbu sözleşme ile, asıl ve birleşen davada davalı ve dava dışı idare arasındaki sözleşme arasında çelişki olması halindeki uygulama sırasına ilişkin olmadığı, böyle bir düzenlemenin yer almadığı, bu haliyle bu maddeye dayalı olarak asıl ve birleşen davada davalı ile idare arasındaki sözleşmedeki KDV tevkifatı düzenlemesinin taraflar arasındaki sözleşmede de uygulanmasını gerektirmeyeceği, buna yönelik bir hükmün bulunmadığı, ayrıca dava dışı idarenin asıl ve birleşen davada davalıya KDV tevkifatı yaparak ödeme yapmasının KDV ödenmediği anlamına gelmeyeceği, asıl ve birleşen davada davalıya ödenecek toplam %18'lik KDV'nin 9/10'unun Bakanlık tarafından kaynakta kesilerek Devlete ödenmesi anlamına geleceği ve KDV mahsuplaşması sırasında kendisi adına kaynakta kesilerek yatırılan bu KDV'den yararlanacağı, KDV'ye konu alacak miktarı taraf defter ve kayıtlarında da kayıtlı olduğu üzere 1.190.735,80 TL olduğu anlaşılmakla bu miktar asıl alacağa itirazın yerinde görülmediği, birleşen davada davacı taraf icra takibinde işlemiş faiz isteğinde bulunmuş olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturanın aslına yönelik olmayıp borcun davalının da kabulünde olduğu, uyuşmazlığın sadece KDV tutarına ilişkin olduğu, KDV hariç bedelin ödendiği, bu şekliyle alacağın istenir durumda olduğu, davacı tarafından davalıya ihtarname ile temerrüdün 01.02.2020 tarihinde oluştuğu, 01.02.2020 tarihi ile 07.02.2020 takip tarihi arası 6 gün için avans faizinin 2.691,39 TL olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile itirazın 1.190.735,80 TL asıl alacak ve 2.691,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.193.427,19 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 238.685,44 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 6102 sayılı TTK'nın 1530/2. maddesi gereği, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen,borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı haller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer, devamı 3. fıkrada da mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır denildiği, somut olayda hizmet alım sözleşmesi nedeniyle fatura düzenlendiği ve sözleşmede ayrıca bir temerrüt tarihi öngörülmediğinden birleşen davada davacı vekilinin açıklanan yasal düzenleme gereği işlemiş faiz talebinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada davalı-karşı davada davacı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının esastan reddine, birleşen davada davacı vekilinin faize ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile, birleşen dava yönünden düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, birleşen davanın kabulü ile, itirazın 1.190.735,80 TL asıl alacak ve 407.451,85 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.598.187,65 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 319.637,53‬ TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1- Asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Faz-1 teslimatının davalı şirket tarafından idareye teslim edildiğini, davalı şirketin eksiksiz olarak ödemesini aldığını, müvekkil şirketin Faz-1’den kaynaklı alacağı olan tutarı davalı şirkete fatura ettiğini, fakat davalı şirketin KDV hariç diğer kısmı ödediğini,
b. Davalı şirketin kurumdan ödemeyi aldığı halde ve müvekkil şirketin davalı şirkete faturaları gönderdiği ve faturalar davalı şirketçe herhangi bir itiraza uğramayıp, defterlerine işlendiği halde davalı şirketin, faturaların bedelinin 1.190.735,80 TL’sini ödemediğini, müvekkil şirketin bu fatura alacaklarının KDV’lerini de Vergi Dairesine ödediğini,
c. Davalı şirketin, müvekkil şirketin alacağını tamamen kötü niyetle ödememesi nedeniyle sözleşmenin 2.7. maddesindeki doğmuş ceza-i şart bedelinin ödenmesi koşullarının oluştuğunu,
d. İlk Derece Mahkemesinin dayandığını iddia ettiği 27.04.2017 tarihli sözleşmenin 6.7. maddesinde müvekkil şirketin üzerine yükümlenmiş bir yükümlülük bulunmadığını beyan etmiştir.
2- Asıl ve birleşen davada davalı- karşı davada davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. İstinaf başvurusunun gerekçe ileri sürülmeden matbu ifadelerle reddedildiğini,
b. Müvekkil şirketçe davacı şirkete ödeme yapılabilmesinin ön koşulunun ihale makamı kurumun müvekkil şirkete ödeme yapması olduğunu,
c. Sözleşme kapsamındaki işin bitirilmiş olmasının davacının 'Ek-2: Ödeme Planı' kısmında yer alan alacaklarının muaccel hale gelmesi için yeterli olmadığını,
d. Müvekkil şirketçe KDV alacağının dava dışı ihale makamı kurumdan nakden tahsil edilmediğini,
e. Müvekkil şirketin 1.200.000,00 TL gibi ciddi bir KDV alacağını mahsup edebileceği bir ticaret hacminin bulunmadığını, bu yönde bir zorunluluğunun da olmadığını,
f. Sözleşmelerin ve ilgili mevzuatın atıfları gereği davacı şirket de tacir olmanın bir yükümlülüğü olarak sözleşmeye uygun davranmak ve müvekkil şirkete tevkifatlı fatura kesmek zorunda olduğunu,
g. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu,
h. TTK’nın 1530. maddesinin münhasıran mal tedarik sözleşmeleri bakımından uygulanabilir bir hüküm olduğunu,
ı. Davacı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, likit alacağın bulunmadığını,
i. Sözleşmenin birçok yükümlülüğünü ihlal eden karşı davalının, sözleşmenin 2.7. hükmü uyarınca müvekkil şirkete cezai şart ödemek zorunda olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve karşı davada uyuşmazlık taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine aykırılık nedeniyle karşılıklı cezai şart istemlerine, birleşen davada uyuşmazlık hizmet bedeline ilişkin düzenlenen faturaya dayalı bakiye alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davalı- karşı davada davacı vekilinin aşağıdaki paragraf kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. TTK’nın 1530/2 maddesi ‘Ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı hâller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.’ hükmünü içermekte olup mal tedarik sözleşmeleri kapsamında küçük ve orta ölçekli tedarikçiyi, büyük şirketlere karşı korumak saikiyle münhasıran mal tedarik sözleşmeleri kapsamındaki uyuşmazlıklar için getirilmiş bir hükümdür. Bu durumda işbu birleşen davada taraflar arasındaki uyuşmazlığın hizmet sözleşmesinden kaynaklandığı ve münhasıran mal tedarik sözleşmelerinde uygulanması gereken TTK’nın 1530. maddesinin uygulanma alanının olmadığı gözetilmeksizin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi tarafından, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle birleşen davada işlemiş faiz talebinin yerinde görülmesi doğru olmamıştır.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davacı- karşı davada davalı vekilinin tüm, asıl ve birleşen davada davalı- karşı davada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
(2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen davada davalı- karşı davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi kararının ‘HÜKÜM’ fıkrasının ‘2- Birleşen davada;’ maddesinin 1 ve 2. bendinin hükümden çıkarılmasına, yerine 1. bent olarak ‘Davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2020/2001 sayılı dosyasında itirazının 1.190.735,80 TL asıl alacak ve 2.691,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.193.427,19 TL için iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,’, 2. bent olarak ‘Hükmolunan meblağın %20'si oranında hesaplanan 238.685,44 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,’ ibarelerinin yazılması suretiyle hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan birleşen davada davalı yararına takdir olunan
28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, birleşen davada davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Birleşen davada peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.