Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/91 K.2025/425
6. Hukuk Dairesi 2024/91 E. , 2025/425 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1192 E., 2023/994 K.
YARGILAMANIN İADESİNİ TALEP
EDEN/DAVACI :... Yapı Kooperatifi vekili Avukat ...
KARŞI TARAF/DAVALI : S.S. Öztüccarları Konut Yapı Kooperatifi vekili Avukat ...
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/698 E., 2022/210 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın iadesini talep eden/davacı... Yapı Kooperatifi vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan Avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili; müvekkili ile davalı arasında 27.03.1995 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yapılarak inşaatların yapılmasına başlandığını, davalının 2001 tarihinde yürürlüğe giren yapı denetim kanununa tabi olmayan dava konusu yapıların 2001 tarihinden önce yapılan yapılar olduğunu, 2001 tarihinde yürürlüğe giren yapı denetim kanununun geriye yürütülerek evvelinde yapılan yapıların bu kanun kapsamında çürük olduğu tespiti ile sanki müvekkili tarafından çürük yapı yapılmış imajı verilerek müvekkilinin iş bu tazminat davasının reddine karar verilmesinin sağlandığını, taraflar arasında arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin 1995 yılında yapılarak dava konusu yapıların 2000 yılına kadar müvekkili tarafından yapılmış olduğunu, 2001 yılında yapı denetim kanununun yürürlüğe girdiğini, davalının kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında yapılan yapıların karşılığı olarak müvekkiline herhangi bir bedel ödemediğini, müvekkili tarafından tazminat davasının bu nedenle açıldığını, mahkemece karar verildikten sonra dosyanın temyiz aşamasında iken, davalı tarafından 2001 yılında yürürlüğe giren yapı denetim kanunu ile de yapıların bu kanuna göre çürük olduğunun tespiti ile sanki yapıların yapıldığı tarihteki kanun ve mevzuata göre yapıların çürük yapıldığı izlenimi verilerek müvekkilin açtığı tazminat davasında mahkemenin yanlış yönlendirilerek ve hile ile kandırıldığını, konuyla ilgili olarak mahkeme kararlarının dosya içerisine sunulmadığını, sanki müvekkili tarafından yapılar çürük yapılmış gibi değerlendirilerek davanın reddine karar verildiğini ileri sürerek, 03.10.2019 tarih, 2019/23 E., 2019/592 K. sayılı dosyada yargılamanın yenilenmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; yargılamanın iadesi talebinin hile yapıldığının öğrenildiği tarihten itibaren üç aylık süre içerisinde istenebileceğini, hilenin ne olduğunun da anlaşılamadığını, karot testinin hatalı olduğu iddiasında ise testin mahkemece seçilen bilirkişi heyetince yapıldığını, bilirkişi raporlarında hile varsa, bilirkişilerin de mahkeme tarafından seçildiğini, herhangi bir bilirkişi heyeti tarafından gerçeğe aykırı rapor verilmiş ise ispatlamanın davacı tarafa düştüğünü, müvekkil tarafından yapılan hilenin dayanağının mahkeme kanalı ile yaptırılan test ve keşifler ise bu durumda bilirkişilerin yanlış rapor verdiklerinin kanıtlanması gerektiğini, müvekkiline isnat edilecek hilenin ne olduğunun açıklanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının olaya yanlış mevzuat uygulanması yönündeki taleplerinin yargılama aşamasında ve Yargıtay incelemesinde yargılamanın yenilenmesini talep edence ileri sürüldüğü, bu savunmanın yerinde görülmediği, yine yıkım kararına rağmen davacı yanca yapılan binaların yıkılmadığı ve başka bir firma tarafından tamamlanmaya başlandığı, dolayısıyla davacı tarafından yapılan kısmın kullanılmasının hile niteliğinde olduğu iddiasının ise, lehine karar verilen tarafın, karara tesir eden hileli bir davranışta bulunmuş olması olarak kabul edilemeyeceği, dosyaya alınan bilirkişi heyeti raporu ile binaların projeye, deprem yönetmeliğine ve imar mevzuatına uygun olmadığının belirlenmesi üzerine asıl dava ile talep edilen imalat bedeli alacağının reddedildiği, buna mukabil arsa sahibinin açtığı birleşen davanın kabulü ile binaların yıkımına ve yıkım bedelinin birleşen dosya davalısından yani asıl davada davacı yükleniciden tahsiline karar verildiği, mevzuata aykırı olarak imal edilen yapının yıkılmamış olmasının hukuki ve cezai yaptırım gerektirmesi karşısında davacının bu iddiasının da yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının yargılamanın yenilenmesi talebi olarak ileri sürdüğü hususların yargılamanın olağan kanun yolu safahatlarında ileri sürülmüş olduğu ve bu yönüyle de yargısal denetimden geçtiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Mahkeme kararının kesinleşen kısmı yönüyle yargılama yapılamayacağını ve yeniden hüküm kurulamayacağını ancak mahkemece kesinleşen bu kısım yönüyle yeniden yargılama yapılıp ve yeniden hüküm tesis edilerek açıkça hukuka ve mevzuata aykırı olarak kararlar alınmış olduğunu
b. Antalya 3. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1179 E. ve 2013/1339 K. sayılı kararının Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin kararı ile onandığını, yani dava konusu edilen 742.132,80 TL hakediş bedeli alacağının müvekkiline ödenmesine şeklinde verilen mahkemenin kararının kesinleştiğini,
c. HMK’nın 375/1-ı bendinin dikkate alınmadığını,
d. Dava konusu edilen yapıların yapımına 1994-1995 yılında başlanılmış olup yapıların yapımına başlandığı tarihte ve yapıların yapıldığı tarihte Yapı Denetim Kanunu’nun yürürlükte bulunmadığını
e.Müvekkilin davalı ile yapmış olduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında 1994-1995-1996 yıllarında yapılan yapılar nedeniyle müvekkiline bağımsız bölüm verilmediğini, yapıların bedelinin de ödenmediğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, yargılamanın yenilenmesi istemine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, HMK’nın 375. maddesinde tahdidi olarak belirlenen yargılamanın yenilenmesi sebepleri bulunmadığı anlaşılmakla, yargılamanın iadesini talep eden/davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA,
28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.