Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/4301 K.2025/317

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4301 📋 K. 2025/317 📅 04.02.2025

6. Hukuk Dairesi         2023/4301 E.  ,  2025/317 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1512 E., 2023/1534 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Muğla 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/60 E., 2023/195 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki kamu ihale mevzuatından kaynaklanan eser sözleşmesi gereğince; ......Ortaokulu Binası Yapım İşinin davacı yüklenici tarafından 410 gün sürede yapılacağının kararlaştırıldığı, ancak sözleşmenin davalı idare tarafından haksız bir şekilde feshedildiği iddiası ile sözleşmenin feshinin iptali ile menfi ve müspet zararların tespit ve tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yüklenicinin sözleşme gereği yapması gereken işi süresinde yapmadığını, bu nedenle idarece sözleşmenin feshedildiğini, feshin haklı olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile idarenin tek taraflı feshinin haksız olduğu ve davacı yüklenicinin 476.580,67 TL miktarında zararının olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Dava tarihinden itibaren işleyecek faize hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı şirketin en azından inşaatı bitirip geçici ve kesin kabuller yapılmak suretiyle idareden parasını alması gereken tarih olan ihale tarihi sonrası 410 güne tekabül eden gün itibariyle işlemesi gerektiğini,
b. Faiz oranına da itiraz ettiklerini, ticari faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
c. Çelişkili bilirkişi raporlarına dayandırarak bir karar tesis edildiğini,
d. İşe başlama ve işin devamı hususunda davacının da kusurunun bulunduğunu, inşaatın geri kalan sürede tamamlanamayacağı hususunda oluşan kanaate göre alınmış bir fesih kararında, fesih haksız olsa bile ödenmesi gereken bedelin hesaplamasının kusurun tümüyle idarede olduğu şekliyle yapılmasının hukuki olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, eser sözleşmesinin feshinin iptali, menfi ve müspet zararların tazmini istemine ilişkindir.
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.).
Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." (Örnek:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli, 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı kararı).
Müspet zarar olan kâr kaybı, yukarıdaki hükümlerin de sonucu olarak kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak TBK'da düzenlenen 408 ve 438. maddelerdeki kesinti yöntemi kıyasen diğer sözleşmelerde de uygulanmaktadır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir. Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup öğreti ve uygulamada bu hesaplama kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır. TBK'daki kesinti yöntemi hizmet sözleşmelerine ilişkin olmasına rağmen diğer sözleşmelerin haksız ve haklı nedenle feshi halinde de kıyasen uygulanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 tarihli, 2010/14-244 Esas, 2010/260 Karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haklı feshedildiği hallerde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunundaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.
Kesinti yöntemine göre; yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır. (Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 11.4.2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 9.5.2013 gün ve 7521-3029 sayılı, 27.03.2017 gün ve 2016/1750 – 1330 sayılı kararları.).
6098 sayılı TBK'nın 408 ve 438. maddelerinde belirtilen kesinti yöntemine göre davacı yüklenicinin işi fesih sonucu tamamlamaması sebebiyle sağladığı tasarruf (malzeme, işçilik, sigorta, vergi vs. masraflar) ile bu süre içinde başka bir iş yapıp çalışmışsa ya da başka bir iş yapmaktan kaçınmışsa kazanabileceği miktarlar belirlenerek, bulunacak bu miktarların, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtilen ve karar altına alınan bedelden çıkartılması gerekmektedir. Her ne kadar mahkemece kesinti yöntemi dikkate alınmış ise de, bilirkişinin yanılgılı değerlendirmesine dayanılmıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; yukarıda anlatılanlar dikkate alınmak suretiyle, alınacak ek raporla usulüne uygun olarak kesinti yöntemi uygulanmak suretiyle davacının müspet zarar talebinin hesaplattırılarak sonucuna göre karar vermekten ibaret olup, bu hususlar gözardı edilerek verilen karar usul ve yasaya uygun bulunmadığından kararın bozulması uygun bulunmuştur.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.02.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif)
- MUHALEFET ŞERHİ -
Davacı ile davalı arasında Muğla İli ... İlçesi...Ortaokulu işinin davacı şirkete ihale edildiği, şirketin yüklenici sıfatıyla üstlendiği işi sözleşme koşullarına bağlı ve teknik şartlara uygun olarak yerine getirip gerekli imalatlara başladığı sırada sözleşmenin feshedildiğini bu feshin tamamen haksız ve keyfi olduğunu, haksız feshin iptali ile idarenin bu sözleşme hükümlerine bağlı olduğuna ve işin devamına hükmedilmesine, aynen ifa seçimlik haklarının kabul edilmemesi halinde bu kez davalı idarenin sözleşmeyi tek yanlı ve haksız olarak bozmacı sonucu sözleşmeye aykırılığından doğan müvekkilinin tüm zararlarının, yaptığı imalat ve harcamaların bilirkişilerce hesaplanarak dava tarihinden itibaren ikinci kırdırma faiziyle birlikte hesap edilerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, 25/12/2018 tarih, 2014/536 Esas, 2018/612 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafından dosya istinaf edilmekle İzmir Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiş İzmir Bölge Adliye Mahkemisi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/06/2021 tarihli 2019/1236 E., 2021/771 K. sayılı kararı ile istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin hükmünün kaldırılmasına karar verilmiştir. Yeniden yapılan yargılama sonunda verilen 29/09/2022 tarihli ve 2022/117 Esas, 2022/31 sayılı karar İzmir Bölge Adliye Mahkemesi'nin 02/02/2023 tarihli ve 202386 esas 2023/130 karar ilamı ile mahkeme kararı kaldırılmakla, gönderilen ilk derece mahkemesince dosyanın daha önce rapor düzenleyen bilirkişilere tevdi ile haksız fesih nedeniyle verilmesi gereken müspet zararın kesinti yöntemi uygulanmak suretiyle hesaplanması ve menfi zararın da eklenerek davacıya ödenmesi gereken tazminat miktarına ilişkin ek rapor düzenlenmesi istenilmiştir.
Mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda sonuç olarak; Menfi zarar kalemleri (1.373,75 TL KİK payı ödemesi + 175.000,00 TL kesin teminatın gelir kaydedilmesi + 28.286,05 TL imalat bedeli) = 204.659,80TL hesaplandığı, müspet zarar kalemi (kâr mahrumiyeti) 217.537,12 TL hesaplandığı, toplamda 422.196,92 TL olduğu belirlenerek hüküm altına alınmıştır.
Bahse konu karar istinaf üzerine istinaf talebinin reddine karar verilmiş ve istinaf kararının temyizi üzerine dairenin değerli çoğunluğunca kesinti yöntemi uygulanmak suretiyle davacının müspet zarar talebinin hesaplattırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilerek bozma kararı verilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinin feshinin iptali ile müspet ve menfi zararlarının tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davacı ile davalı idare arasında 15/04/2014 tarihinde Okul yapımı için 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca eser sözleşmesi imzalandığı, sözleşme konusu işin süresinin 410 gün olduğu, yerin tesliminin 02/07/2014 tarihinde yapıldığı yer tesliminden bu yana geçen süre içerisinde davalı idarenin düzenlediği tutanaklar neticesinde 118 gün kayıp göz önüne alındığında kalan sürede söz konusu işin tamamlanması mümkün olmadığından her geçen gün kamu zararı oluşacağından bahisle 31/10/2014 tarihinde sözleşmenin tek taraflı olarak davalı tarafından feshedildiği sabittir. Uyuşmazlık söz konusu feshin haklı olup olmadığı ve buna göre davacının tazminata hak kazıp kazanamayacağı noktasında olup 10/09/2018 tarihli uzman bilirkişi heyetinin raporu sözleşmenin feshi yönünden hükme esas alınmıştır. Buna göre her ne kadar idarece 118 günlük iş kaybı fesih sebebi yapılmış ise de hem işin kalan sürede yapılabilmesinin günümüz teknolojisi ile mümkün olması hem de esasen gecikmenin idarece su basman kodunun 03/09/2014 tarihinde belirlenmesi ile iş programının doğal olarak bu tarihte başlaması ve esasen gecikmenin 7-8 hafta olması karşısında yapılan fesih haksız olduğu gibi ayrıca davalı tarafından gönderilen 19/09/2014 tarihli ilk ihtardan sonra davacının süresinde işe başladığının tespit edilmesi karşısında da verilen fesih kararının 4735 sayılı yasanın 22. maddesinde belirlenen kesin süreye aykırı olup bu nedenle de haksız olduğu ancak Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında da belirtildiği üzere fesih haksız kabul edilse dahi sözleşmenin idare tarafından feshi mümkün olup feshin iptali talep edilemeyeceğinden bu yöndeki talebin reddi ile davacı, haksız fesih halinde menfi zararlarını ve şartları varsa mahrum kalınan kârı isteyebileceğinden 24/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere menfi zararın; (1.373,75TL KİK payı ödemesi + 175.000,00 TL kesin hakedişin irat kaydedilmesi + 28.286,05 TL fiilen gerçekleştirilen kazı imalatı bedeli) 204.659,28 TL olup müspet zararın, kesinti yöntemi uygulanmak suretiyle hesaplanması ile belirlenen mahrum kalınan karın ise yüklenici karının yaklaşık maliyetin % 25'i, bunun ise % 15'inin genel giderler % 10 unun ise yüklenici karı olduğu, buna göre iş bedeli ile davacı tarafça tamamlanan kısmın çıkartılması ile haksız fesih nedeniyle davacının ifa edemediği miktarın tespiti ile (sözleşme bedeli 2.747.500,00 TL - yapılan kazı işi bedeli 28.286,05TL = fesih nedeniyle yapılmayan iş bedelinin 2.719.213,9 5 TL) bu miktardan işçilik, malzeme genel gider paydı düşüldükten ( 2.719.213,95 TL x % 92= 2.501.676,88 TL) sonra kalan kısım arasındaki fark olup (2.719.213,95 - 2.501.676,88 = 217.537,12 TL olduğu bu hali davacının toplam zararının (204.659,28 TL + 217.537,12 TL) 422.196,92 TL olduğu, 6762 sayılı Yasa'nın 12/3. maddesi uyarınca her türlü imal ve inşaat işleri ticari iş olduğundan alacağa ticari faiz (avans faizi) uygulanacağı sonuç ve kanaatine varılarak hüküm tesis edilmiştir.
Mahkemece sözleşme hükümlerine ve bilirkişi raporlarına uygun yapılan değerlendirme neticesinde verilen karar ile istinafın esastan red talebi doğru olmasına rağmen temyiz talebinin kabul edilerek bozma kararı verilmesi yanlış olmuştur. Mahkeme ve istinaf kararlarının doğru olduğundan onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluğun bozma görüşüne muhalifim.