Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2023/4308 K.2025/282

🏛️ 6. Hukuk Dairesi 📁 E. 2023/4308 📋 K. 2025/282 📅 03.02.2025

6. Hukuk Dairesi         2023/4308 E.  ,  2025/282 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1779 E., 2023/1850 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/337 E., 2019/191 K.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Belli edilen günde tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadığı anlaşılmakla incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya evrak üzerinde incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yetkilisi olduğu İnşaat Şirket ile davalının da aralarında bulunduğu arsa sahipleri arasında 06.07.2015 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, arsa sahiplerinin sözleşmeye dayalı bir takım hakları için yüklenici şirket aleyhine açtıkları davalar devam ederken tarafların bir araya gelerek, davaların sonlandırılması ve inşaatın tamamlanmasına yönelik protokoller düzenlediklerini, davacı müvekkilinin de bu protokollerde yüklenici sıfatıyla yer aldığını, son olarak düzenlenen 13.03.2015 tarihli protokole dayalı olarak, iskan ruhsatının alınması ve çevre düzenlemesi dahil tüm eksik işlerin tamamlanmasının teminatı olmak üzere, müvekkili tarafından davalı arsa sahibi ... lehine iki adet taşınmazda 200.000,00 TL bedelli ipotek ve yine aynı bedelde bono tanzim edildiğini, davalının bu ipoteklere ve bonoya dayalı haksız olarak giriştiği icra takiplerinde, müvekkilince haciz baskısı altında 386.000,00 TL ve 110.911,00 TL ödeme yapıldığını, çevre düzenlemesi dahil tüm eksik işlerin tamamlandığını, ancak belediyeden kaynaklanan nedenlerle iskan ruhsatının protokolde belirlenen tarihte alınamadığını, ortaya çıkan bu ifa imkansızlığında müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, arsa sahiplerinin dairelerini teslim aldıklarını ve uzun süredir kullandıklarını, söz konusu takiplerin dayanağı olan ipoteklerin ve bononun teminat olarak verildiğini, bu nedenle davalıya icra takiplerinde yapılan ödemelerin istirdatı gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, söz konusu ödemeler için toplam 10.000,00 TL'nin ve fazla yapılan imalat için 1.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada ise asıl davada talep konusu yapmadığı bakiye 381.000,00 TL ve 105.911,00 TL olmak üzere toplam 486.911,00 TL'nin davalıdan istirdatını talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aradan uzun yıllar geçmesine rağmen yüklenicinin halen edimini yerine getirmediğini, iskan ruhsatının alınmadığını savunarak, asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli kararı ile davacı yüklenicinin sözleşmeden kaynaklanan edimlerini süresinde yerine getirmediği gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli kararına karşı süresinde, asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 08.11.2021 tarihli kararı ile; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin dava dışı İnşaat Ltd. Şti ile arsa sahipleri arasında imzalandığı, bu nedenle davacının aktif husumetinin bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davada davacı vekilinin hükmün gerekçesi yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, asıl ve birleşen davada davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.03.2019 tarihli kararının süresinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 06.06.2023 tarih ve 2022/490 Esas, 2023/2227 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 02.02.2015, 13.03.2015 tarihli sözleşmelerde dava dışı yüklenici şirketin taraf olmadığı, sözleşmelerde yüklenici olarak davacının belirtildiği, davaya konu ipoteklerin asıl ve birleşen davada davacı tarafından verildiği, bonoların da asıl ve birleşen davada davacı tarafından tanzim edildiği anlaşıldığından asıl ve birleşen davada davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu göz önünde bulundurularak, istinaf eden asıl ve birleşen davada davacının istinaf başvurusunun esastan incelenerek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı belirtilerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının, dava dışı yüklenici şirketin davalının da aralarında bulunduğu arsa sahiplerine karşı olan inşaatı eksiksiz olarak tamamlama, iskan ruhsatını alma ve belirtilen diğer işleri yapma yükümlülüğünü 13.03.2015 tarihli sözleşme ile TBK'nın 128. maddesi kapsamında taahhüt ettiği, davacının bu haliyle üçüncü kişinin edimini taahhüt eden konumunda olduğu, taahhüt ettiği fiilin gerçekleşmemesi halinde oluşacak zarardan sorumlu olduğu, taahhüt edilen fiilin gerçekleşmemesi halinde ödenecek olan tazminatın sözleşmede 400.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı ve bunun teminatı olmak üzere, davalı lehine takiplere konu ipoteklerin tesis edildiği ve bononun düzenlendiği, iskan ruhsatının 27.12.2017 tarihinde alındığı, davacının taahhüt ettiği 04.05.2015 tarihine kadar inşaatı tamamlama ve iskan ruhsatını alma taahhüdünü yerine getirmemiş olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; 13.03.2015 tarihli protokole dayalı olarak tesis edilen ipoteğin ve verilen bononun teminat amacıyla verildiğini, söz konusu protokolde bir tazminat miktarı kararlaştırılmadığını, iskan ruhsatı alımının gecikmesinden kaynaklı olarak davalının ve diğer arsa sahiplerinin bir zararı bulunmadığını, davacı ..., arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olmadığından, protokollere kadar olan gecikmeden sorumlu olmadığını, teminatların haksız olarak cebri icra yoluyla tazmin edilmek istendiğini, müvekkilinin, belediyeye ruhsat başvurusu yaptığını, inşaatın tamamlandığını, protokolde iskan ruhsatının belirlenen zamanda alınmaması halinde teminatların nakde çevrileceğine dair bir hüküm bulunmadığını, arsa sahiplerinin balkonların altı kapalı olarak iskan ruhsatı alınmasını istediklerini, belediyenin bu nedenle ruhsat vermemesi üzerine idari yargıda dava açtıklarını ve davanın olumlu sonuçlandığını, bu davanın sonucunda iskan ruhsatı alınarak arsa sahiplerine teslim edildiğini, dolayısıyla 13.03.2015 tarihli protokolde belirlenen tarihe kadar iskan ruhsatı alınmamasında müvekkilinin bir kusuru bulunmadığını, iskan ruhsatı alınması için her türlü girişimde bulunduğunu, bu hususlarda keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, dinlenen tüm tanıkların binada eksik iş kalmadığını beyan ettiklerini, deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve ek protokollere dayalı olarak, davalı arsa sahibine icra takipleri üzerinde yapılan ödemelerin istirdatı istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı ve özellikle 13.03.2015 tarihli son protokolde iskan ruhsatının 04.05.2015 tarihinde alınması kararlaştırılmış olmasına rağmen bu tarihte iskan ruhsatının alınmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl ve birleşen davada davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.