Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/400 K.2025/4994
7. Hukuk Dairesi 2025/400 E. , 2025/4994 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2509 E., 2024/2166 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/413 E., 2022/500 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 25.11.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının da hissedarı olduğu 434 18... parsel sayılı taşınmazdaki 59/96 hissenin 08.09.2021 tarihinde 700.000,00 TL bedelle davalı tarafından satın alındığını, bedelin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini, keşif ve bilirkişi marifeti ile rayiç bedelin tespit edilmesi gerektiğini belirterek, davalının tapudaki hissesinin iptali ile ön alım hakkı uyarınca davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; payın satın alındığı tarihte davacının tapuda hissedar olarak görülmediğini, bedelde muvazaa olmadığını, davacının kendi hissesini de davalıya satacak iken vazgeçtiğini, taşınmazdaki güncel değer artışının dikkate alınması gerektiğini, aksi takdirde tapudaki değerin ticari faiziyle depo edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "keşfen belirlenen değer tapu satış bedelinden daha yüksek olduğundan bedelde muvazaa iddiasının yerinde görülmediği, hissedar davacının şufa hakkına sahip olduğu ve satış bedeli ile masraf toplamı olan 714.577,35 TL’nin depo edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili duruşma talepli temyiz dilekçesinde:
1. İstinaf itirazlarının yeterince incelenmediğini, ödenen kapora ile ön alım hakkından feragat edildiğini, davacının kötüniyetli olduğunu, sebepsiz zenginleşme ve munzam zarar oluştuğunu, ayrıca ihtiyati tedbire yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını,
2. Davaya konu satışın yapıldığı tarihte davacının dava konusu taşınmaz üzerinde paylı mülkiyet hakkı bulunmadığından ön alım hakkı da olmadığını, buna ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki değerlendirme ve gerekçelendirmenin hatalı olduğunu,
3. Davacının kötüniyetli davrandığını, davacı ile davalının kendi hissesinin satımı konusunda anlaşmaya vardıklarını, davalının buna dayanarak kapora ödediğini, buna rağmen davacının bu satım akdinden vazgeçtiğine ilişkin herhangi bir bildirim yapmadan huzurdaki davayı açtığını, davacının dürüstlük kurallarına aykırı ve davalıya zarar verme kastıyla davrandığını, ön alım hakkından vazgeçen davacının sonradan bu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu,
4. Depo edilmesine karar verilen bedelin hatalı olduğunu, ayrıca geç depo edildiğinden davalının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, keşif ile belirlenen bedelin hükme esas alınmamasının hatalı olduğunu, yüksek enflasyon dikkate alındığında davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını ve ayrıca müvekkilinin munzam zararına yol açacağını, nemalandırmanın hangi faiz oranına göre yapılacağının belirtilmediğini, ticari faiz ya da enflasyon oranları gözetilerek faiz uygulanması gerektiğini,
5. İhtiyati tedbir talebinin düşük gösterilen tutar üzerinden alınan teminat karşılığı verilmesinin hatalı olduğunu, buna ilişkin itirazlarının değerlendirilmediğini,
6. Vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin aleyhlerine olacak şekilde hatalı hesaplandığını,
7. İtiraz ve savunmalarının her iki mahkemede de dikkate alınmadığını, gerekçe gösterilmediğini, adil yargılanma hakkı ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; ön alım hakkı paylı mülkiyet hükümlerine tâbi taşınmazlarda bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını kısmen veya tamamen üçüncü bir kişiye satması hâlinde diğer paydaşlara bu satılan payı öncelikle satın alma yetkisi veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve satışın yapılmasıyla kullanılabilir hâle gelir. Ön alım hakkının kullanılmasıyla bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olduğundan ön alım bedeli, tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibarettir. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretlerinin anılan bedel üzerinden davadaki kabul ve ret oranına göre takdir edilmesi gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 323-(ğ) hükmündeki düzenlemeye göre vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri kapsamındadır. Yine aynı Kanun'un 326. maddesine göre de kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir. Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır; ancak 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesindeki bu düzenleme yargılama harçları için uygulanmaz zira davanın reddi hariç harç daima davalıya yüklenir.
Somut olaya gelince; davacı taraf dava dilekçesinde, tapudaki resmî satış sırasında gösterilen 700.000,00 TL'nin gerçek satış bedelini yansıtmadığını, ön alım hakkının kullanılmasını güçleştirmek maksadıyla bedelin yüksek gösterildiğini belirterek bedelde muvazaa yapıldığı iddiasında bulunmuştur. Dava dilekçesinde 200.000,00 TL üzerinden harç yatırmış, yargılamanın devamında 714.577,35 TL üzerinden harcı tamamladığı anlaşılmıştır.
O hâlde; tapudaki devir işlemi sırasında taşınmazın satış bedelinin 700.000,00 TL gösterildiği, gerçek bedelinin 200.000,00 TL olup tapuda muvazaalı işlem yapıldığı iddia edilmiş ise de; davacı tarafça ileri sürülen "bedelde muvazaa" iddiası kanıtlanamadığından, davalı taraf lehine aradaki fark miktar üzerinden avukatlık ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin de harç hariç olmak üzere bu kabul ve ret oranı esas alınarak haklılık oranına göre taraflara paylaştırılması gerekirken, bu hususlar dikkate alınmayarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.
3. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370/2 hükmü uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
Davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 5 numaralı bendindeki "96.603,51 TL" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "31.000,00 TL" ibaresinin yazılması, 6 numaralı bendindeki "yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" ibaresi hükümden çıkarılarak yerine "yargılama giderinden 12.260,80 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına," ibaresinin eklenmesi ve hükme yeni bir bent olarak "Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince hesaplanan 74.603,47 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," cümlesinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti olarak 40.000,00 TL’nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.