Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2025/940 K.2025/4889

🏛️ 7. Hukuk Dairesi 📁 E. 2025/940 📋 K. 2025/4889 📅 20.11.2025

7. Hukuk Dairesi         2025/940 E.  ,  2025/4889 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1329 E., 2024/1442 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/134 E., 2022/198 K.
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; murisi ...'un 20.05.2015 tarihinde öldüğünü, Adana 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/1715 Esas sayılı vasiyetnamenin açılması davasında vasiyetnamenin müvekkiline okunduğu 09.07.2020 tarihli celsede vasiyetnameden haberdar olunduğunu, el yazılı vasiyetnamedeki yazı ve imzanın murise ait olmadığını, Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/588 Esas sayılı dosyasına davalının 09.10.2017 tarihinde el yazılı vasiyetnameyi ibraz ettiğini, muris ile davalı ...'ın arasının iyi olmadığını, murisin davalıyı sık sık evden kovduğunu, bu nedenlerle anılı vasiyetnamenin iptalini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin annesi ...'un 23.06.2007 tarihinde el yazılı bir vasiyetname kaleme alarak ölümünden sonra yerine getirilmek üzere davalıya teslim ettiğini, müvekkilinin vasiyetnameden kardeşlerine ve komşularına bahsettiğini, kardeşlerinden ...'ın vasiyetnameyi tanımadığını malları eşit paylaşacaklarını söylediğini belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu vasiyetnamedeki imza müteveffaya ait olmakla birlikte vasiyetname içeriğindeki yazının müteveffanın el ürünü olmadığı Adli Tıp Kurumu raporuyla sabit olduğundan geçerli olmayan vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının dava dilekçesinde taraflar arasında görülmekte olan Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/588 Esas sayılı dava dosyasının yargılaması aşamasında dosya davalısı ...'un (vasiyet alacaklısı) 18.04.2017 tarihinde el yazılı vasiyetnameden bahsettiğini, 09.10.2017 tarihinde ise vasiyetnameyi bu dosyaya ibraz ettiğini açıkça beyan ettiği, dolayısıyla davacının vasiyetnameyi iptal sebeplerini ve saklı payının zedelendiğini öğrendiği 09.10.2017 tarihi ile işbu davayı açtığı, 13.07.2020 tarihi arasında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 559. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin dolmuş olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin yüzüne okunduğu tarihte vasiyetnamenin iptali davası açmak için yasal sürenin başladığını, vasiyetname olduğu iddia edilen belgede imza ve yazının tamamının muris ... eli ürünü olmadığı anlaşıldığından 4721 sayılı Kanun'un 538. maddesi gereğince vasiyetnamenin iptali kararı verilmesi gerektiğini, vasiyetnamenin içeriğine bakıldığında daha sonraki bir tarihte yazılıp 2007 tarihinin atıldığının ortada olduğunu, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen raporun dikkate alınması gerektiğini, davanın reddi hususunda karar verilirken tenkis talebi hakkında hüküm kurulmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, vasiyetnamenin iptali talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Temyiz karar harcı tam yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.11.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.